Bunlar bazen kronik ağrılar tarafından tetiklenen önemli psikolojik değişikliklerdir.
Bu, artan ağrı algısı, artan duyarlılık, artan ağrı atakları, ağrının beklenti korkusu, gerginlik ve ağrı eşiği düştüğünde ağrıya karşı daha az toleransı olma durumunu içerir. Semptomlar sonunda sürekli bir disforik – depresif ruh hali, ilgisizlik, umutsuzluk ve intihar eğilimlerine yol açabilir. Ağrı sendromu psikojenik (psikosomatik) ve ilaca bağlı ağrıyı ( yan etkilerin bir parçası olduğu) ayırt etmek gerekir.
Algojenik psiko sendrom terimi, ağrıyla ilgili bir durumu ifade etmek için kullanılıyor gibi görünmekle birlikte, bu terim tıp literatüründe yaygın olarak kabul görmüş veya tanımlanmış bir durum değildir. Bunun yerine, ağrı ve psikolojik faktörlerin etkileşimi ile ilgili olarak „psikojenik ağrı“ veya „kronik ağrı sendromu“ gibi daha yaygın terimler kullanılır.
Psikojenik ağrı, ağrının asıl nedeninin psikolojik faktörler olduğu bir durumu ifade eder. Bu tür ağrı, stres, anksiyete, depresyon ve diğer duygusal sorunlar nedeniyle ortaya çıkabilir. Psikojenik ağrı, diğer tıbbi nedenlerin dışlanmasına rağmen devam eden ağrıyı tanımlar ve genellikle baş, sırt ve kaslarda görülür.
Kronik ağrı sendromu ise, belirgin bir nedeni olmaksızın uzun süreli ağrının yaşandığı bir durumdur. Kronik ağrı, genellikle 3 aydan fazla süren ve kişinin yaşam kalitesini ve günlük işlevlerini etkileyen ağrıyı ifade eder. Kronik ağrı, hem fiziksel hem de psikolojik faktörlerin kombinasyonu sonucu ortaya çıkabilir ve bu faktörlerin etkileşimi, ağrıyı daha da kötüleştirebilir.
Algojenik psiko sendrom terimiyle ilgili olarak, ağrı ve psikolojik faktörler arasındaki ilişkiyi anlamak önemlidir. Psikojenik ağrı ve kronik ağrı sendromu gibi durumlar, bireyin yaşam kalitesini etkileyebilir ve uygun tedavi ve destekle yönetilmelidir. Bu durumlarla başa çıkmak için kullanılan tedaviler arasında ilaçlar, fizik tedavi, bilişsel-davranışçı terapi ve stres yönetimi teknikleri bulunmaktadır.