Depersonalizasyon bozukluğu, sürekli veya tekrarlayıcı bir şekilde kişinin kendini gerçeklikten kopmuş, yabancılaşmış veya dışarıdan izliyormuş gibi hissettiği bir psikiyatrik bozukluktur. Bu durumda, kişi kendi bedenini, düşüncelerini, duygularını veya algılarını gerçeklikten ayrılmış gibi deneyimler.
Depersonalizasyon bozukluğunun kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak, stres, travma, anksiyete bozuklukları, depresyon, uyuşturucu kullanımı ve bazı psikiyatrik bozukluklar gibi faktörlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, depersonalizasyon bozukluğu olan kişilerde beyin kimyasında ve sinir iletiminde değişiklikler olduğu gözlemlenmiştir.
Depersonalizasyon bozukluğunun belirtileri arasında gerçeklik duygusunda kayıp, kendine yabancılaşma hissi, duygusal donukluk, bedenin dışarıdan izleniyormuş gibi hissedilmesi, algısal değişiklikler ve zaman algısında bozulma yer alabilir. Bu belirtiler kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir, sosyal ilişkileri ve işlevselliği üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir.
Depersonalizasyon bozukluğunun tedavisi, semptomların şiddetine ve kişinin yaşam kalitesine göre değişiklik gösterir. Terapötik yaklaşımlar arasında bilişsel davranışçı terapi (CBT), duygu odaklı terapi (EFT), gözlem odaklı terapi (EOT) ve duyusal entegrasyon terapisi gibi yöntemler bulunur. İlaç tedavisi de bazı durumlarda semptomların yönetiminde yardımcı olabilir.
Depersonalizasyon bozukluğu olan bireyler için önemli olan, uygun bir tanı ve tedavi planı almak ve destekleyici bir terapist veya psikiyatristle çalışmaktır. Tedavi süreci, semptomların azaltılması, başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması üzerine odaklanır.