Homeostaz, bir organizmanın iç ortamını sabit ve dengeli bir durumda tutma yeteneğidir. Bu kavram, biyolojik sistemlerin değişen çevresel koşullara rağmen iç dengelerini koruma kabiliyetini ifade eder. Terim, Yunanca „homoios“ (benzer) ve „stasis“ (durum) kelimelerinden türetilmiştir.
Canlı organizmaların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri için vücut sıcaklığı, pH seviyesi, kan basıncı, glikoz seviyesi ve elektrolit dengesi gibi birçok fizyolojik parametre belirli aralıklarda sabit tutulmalıdır. Örneğin, insan vücudundaki homeostatik mekanizmalar, vücut sıcaklığını yaklaşık 37°C’de, kanın pH değerini ise yaklaşık 7.4 seviyesinde tutmaya çalışır.
Bu dengenin korunması için vücut, çeşitli geri bildirim mekanizmaları kullanır. Negatif geri bildirim mekanizmaları, bir parametredeki değişiklikleri algılayıp, onları normale döndürmeye çalışır. Örneğin, vücut sıcaklığının artması durumunda terleme mekanizması devreye girerek vücut ısısını düşürmeye çalışır.
Homeostazın bozulması, çeşitli hastalıklara ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Diyabet gibi bazı durumlar, vücudun glikoz seviyesini düzenleme yeteneğinin bozulmasından kaynaklanır. Homeostatik dengenin bozulması genellikle medikal müdahale gerektirir.
Sonuç olarak, homeostaz, canlı organizmaların iç dengesini korumasında temel bir rol oynar ve sağlık ve yaşam için hayati öneme sahiptir.