İçselleştirme, bireylerin dışarıdan aldıkları bilgileri, normları, değerleri ya da davranış kalıplarını kendi düşünce ve inanç sistemlerine entegre etmeleri sürecidir. Bu, kişinin toplumda veya kültürde var olan kuralları, değerleri ve beklentileri öğrenmesi ve bu normlara göre hareket etmeyi öğrenmesi anlamına gelir.
Psikolojide, içselleştirme aynı zamanda bireyin toplumsal ve kültürel etkileşimleri yoluyla bilişsel, duygusal ve davranışsal öğrenimler kazanmasını da ifade eder. Örneğin, bir çocuk çevresindekiler tarafından paylaşmanın önemli olduğu öğretilirse, bu değeri zamanla içselleştirir ve paylaşımı kendi inisiyatifiyle gerçekleştirir.
İçselleştirme, bireyin öz kimlik gelişiminde de önemli bir rol oynar. Kendi değer yargıları, inançları ve davranış kalıpları, toplumsal etkileşimler yoluyla içselleştirilen norm ve değerlerden etkilenir. Böylelikle, bireyin kendi kimliğinin oluşumunda toplumsal ve kültürel faktörlerin etkisi altında bir yapı inşa edilir.
Psikoterapide içselleştirme süreci, terapist ve danışan arasındaki ilişkide önemli bir rol oynar. Danışanın terapistten öğrendiği sağlıklı başa çıkma stratejileri, duygusal düzenleme becerileri ve davranış değişiklikleri, zamanla danışan tarafından içselleştirilir ve kişinin kendi yaşamında bağımsız bir şekilde uygulamasına olanak sağlar.