Asetilsalisilik Asit

Asetilsalisilik asit, daha çok bilinen adıyla aspirin, bir tür non-steroidal anti-inflamatuar ilaç (NSAID) olup ağrıyı hafifletme, ateşi düşürme ve iltihaplanmayı azaltma gibi etkilere sahiptir.

Aspirin ayrıca kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir etkiye sahip olduğu için, doktorlar genellikle kalp krizi veya inme riski taşıyan kişilere düşük dozlarda aspirin önerirler. Bu, kan pıhtılarının oluşumunu önleyerek kanın daha kolay akmasını sağlar.

Aspirin, çeşitli form ve dozlarda mevcuttur ve genellikle ağızdan alınır. Ancak, her ilaçta olduğu gibi, aspirin de yan etkilere sahip olabilir ve herkes için uygun olmayabilir, bu nedenle bir sağlık profesyoneli tarafından önerilmeden kullanılmamalıdır.

Asgari geçim seviyesi

Asgari geçim seviyesi, bir bireyin veya bir ailenin temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayabilecek en düşük gelir düzeyini ifade eder. Bu ihtiyaçlar genellikle barınma, gıda, giyim, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel yaşam gerekliliklerini içerir.

Asgari geçim seviyesi, çeşitli ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesinde önemli bir ölçüttür. Örneğin, asgari ücretin belirlenmesinde, sosyal yardım programlarının kapsamının ve düzeyinin belirlenmesinde ve vergi muafiyetlerinin belirlenmesinde kullanılır.

Asgari geçim seviyesi, ülkeden ülkeye ve hatta bir ülkenin farklı bölgeleri arasında büyük ölçüde değişebilir. Bu seviyenin belirlenmesinde kullanılan kriterler ve yöntemler de değişkenlik gösterebilir. Örneğin, bazı ülkelerde asgari geçim seviyesi sadece gıda ve diğer temel ihtiyaçları içerebilirken, diğer ülkelerde eğitim, sağlık hizmetleri ve diğer sosyal hizmetlere erişim de dahil edilebilir.

Asidoz

Asidoz, vücut sıvılarında aşırı asit birikimi sonucu oluşan bir durumdur. Bu durum, kanın normal pH değerinin 7.35’in altına düşmesi ile karakterize edilir. pH, bir çözeltinin asidik veya bazik (alkali) olduğunu gösteren bir ölçüdür. Sağlıklı bir vücutta kanın pH değeri genellikle 7.35 ile 7.45 arasında olmalıdır.

Asidoz iki ana tipe ayrılır: Metabolik asidoz ve solunum asidozu.

  1. Metabolik asidoz: Bu durum, vücutta çok fazla asit oluştuğunda veya böbreklerin yeterince asit atamadığında ortaya çıkar.
  2. Solunum asidoz: Bu tür asidoz, akciğerlerin karbondioksiti (vücudun asidik bir gazı) hızlı ve etkin bir şekilde atamadığında meydana gelir. Bu, genellikle solunum yetersizliğine neden olan bir hastalığın sonucudur.

Asidoz belirtileri halsizlik, nefes darlığı, karışıklık ve baş ağrısı olabilir. Ciddi vakalarda komaya veya ölüme yol açabilir. Asidozun altta yatan sebebi belirlenip tedavi edilmediği sürece durum kötüleşebilir.

Asil Tendonu

„Asil tendonu“ (Achilles tendonu olarak da bilinir), baldırın arka kısmındaki en büyük ve en güçlü tendondur. Ayak bileğini ve topuğu baldır kaslarına bağlar ve yürüme, koşma ve zıplama gibi hareketleri mümkün kılar.

Asil tendonu, ismini Yunan mitolojisi’ndeki kahraman Achilles’ten alır. Efsaneye göre, Achilles savaşta sadece topuğundan vurularak yaralanabilirdi ve sonunda bir okla topuğundan vurularak öldü. Bu nedenle, bu tendon genellikle Achilles tendonu olarak adlandırılır.

Asil tendonu aşırı kullanım veya ani hareketler sonucunda yaralanabilir. Bu durum genellikle sporcular arasında görülür ve aşırı gerilme, yırtılma veya tam kopma şeklinde olabilir. Asil tendonu yaralanmaları genellikle ağrı, şişlik ve hareket kabiliyetinde azalmaya neden olur.

Asimilasyon

„Asimilasyon“, genel olarak bir bireyin veya grubun başka bir kültürün normlarını, değerlerini ve davranışlarını benimsemesi anlamına gelir. Bu terim ayrıca sosyal bilimlerde, göçmenlerin veya azınlıkların çoğunluk kültürünün normlarına ve değerlerine uyum sağlamasını ifade eder.

Biyoloji ve fizyoloji alanında asimilasyon, besinlerin sindirilip vücut hücrelerine alınması sürecini ifade eder.

Psikolojide ise asimilasyon, Jean Piaget’nin bilişsel gelişim teorisinde önemli bir kavramdır. Buna göre, asimilasyon, yeni bilginin mevcut bilişsel yapılar veya şemalar içine dahil edilmesi sürecidir. Bu, çocukların dünyayı anlamaları ve öğrenmeleri için temel bir mekanizmadır. Örneğin, bir çocuk daha önce hiç görmediği bir tür hayvanı gördüğünde, bu hayvanı mevcut hayvan bilgisi şemasına dahil edebilir (örneğin, bir köpeğe benzediği için yeni hayvanı bir „köpek“ olarak adlandırabilir). Bu, asimilasyon sürecinin bir örneğidir.

Asit

„Asit“, kimya biliminde proton (H+ iyonu) verme özelliği olan moleküllere verilen genel isimdir. Proton verme özelliği olan moleküllere asit denir çünkü suyla reaksiyona girdiklerinde hidrojen iyonları (H+) oluştururlar. Asitler, genellikle ekşi tatları ve metallerle reaksiyona girerek hidrojen gazı üretme özellikleri ile bilinirler.

Asitler, ayrıca pH ölçeğinde düşük değerlere (0-6 arası) sahip çözeltiler oluştururlar. Örneğin, limon suyu ve sirke asidiktir çünkü pH’ları 7’nin altındadır.

Asitler, çeşitli endüstriyel uygulamalarda, gıda koruyucularında ve temizlik ürünlerinde kullanılır. Ayrıca biyolojik süreçlerde de önemli rol oynarlar. Örneğin, mide asidi (hidroklorik asit), sindirim sürecinde önemli bir role sahiptir.

Asitler, aynı zamanda bazı kimyasal reaksiyonların gerçekleşmesi için gerekli olan protonları sağlarlar. Ancak, yoğun asitler ciltle temas ettiğinde yanıklara ve diğer ciddi yaralanmalara neden olabilir. Bu nedenle, asitlerle çalışırken dikkatli olunmalıdır.

Aşırı duyarlı kişilik bozukluğu

„Aşırı duyarlı kişilik bozukluğu“ terimi, genellikle DSM (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders – Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) veya ICD (International Classification of Diseases – Uluslararası Hastalıklar Sınıflandırması) gibi resmi tanı kılavuzlarında belirtilmeyen bir durumu ifade eder.

Ancak, „aşırı duyarlılık“ veya „yüksek duyarlılık“, kişinin çevresel uyaranlara veya sosyal durumlara karşı olağanın üzerinde bir tepki vermesi durumunu tanımlayabilir. Bu durum genellikle, sesler, ışıklar, sosyal etkileşimler, stres veya diğer duygusal durumlar gibi uyarılara karşı aşırı duyarlılıkla kendini gösterir.

Aşırı duyarlı kişilik bozukluğu, genellikle, anksiyete bozuklukları, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya duyusal işleme bozukluğu gibi diğer durumlarla birlikte görülür. Bu durum, kişinin günlük yaşamını zorlaştırabilir ve profesyonel yardım gerektirebilir. Ancak, bu tür bir durumun resmi bir tanısı veya tedavisi genellikle kişinin belirtilerine, yaşam kalitesine ve bireysel ihtiyaçlarına bağlıdır. Bu nedenle, bu tür belirtiler yaşayan bir kişi, bir sağlık profesyoneli ile görüşmelidir.

Aşırı duyarlılık

Aşırı duyarlılık, bir kişinin çevresel uyaranlara, duygusal durumlara veya sosyal etkileşimlere karşı normalden daha yoğun bir şekilde tepki göstermesi durumunu ifade eder. Aşırı duyarlı kişiler, belirli sesler, dokunuşlar, ışıklar veya kokular gibi belirli duyusal uyaranlara karşı aşırı tepki verebilirler. Benzer şekilde, duygusal veya sosyal durumlar onlarda yoğun duygusal reaksiyonlar tetikleyebilir.

Bireyler arasında aşırı duyarlılık seviyeleri önemli ölçüde değişebilir. Bazı kişiler belirli bir uyarana karşı aşırı duyarlı olabilirken, diğerleri geniş bir uyarı yelpazesine karşı aşırı duyarlı olabilir. Bu durum, kişinin günlük yaşamını zorlaştırabilir ve profesyonel yardım gerektirebilir.

Aşırı duyarlılık, çeşitli duyusal işleme bozuklukları, anksiyete bozuklukları, otizm spektrum bozukluğu ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi durumların belirtileri arasında olabilir. Bununla birlikte, aşırı duyarlılık, bu koşulların olmaması durumunda da meydana gelebilir ve genellikle bireyin kişisel özellikleri ve deneyimleriyle ilgilidir.

Eğer aşırı duyarlılık, kişinin günlük yaşamını önemli ölçüde etkiliyorsa veya stresli veya rahatsız edici hale geliyorsa, bir sağlık profesyoneli ile konuşmak yararlı olabilir.

Aşırı stres sonrası kalıcı değişiklikler

„Aşırı stres sonrası kalıcı değişiklikler“ ifadesi, genellikle travmatik bir olayın ardından bireyde meydana gelen ve sürekli hale gelen psikolojik, fizyolojik ve davranışsal değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler genellikle Posttravmatik Stres Bozukluğu (PTSD) ile ilişkilidir, ancak her zaman bu spesifik tanıyı gerektirmezler.

Travmatik bir olayın ardından bir kişinin yaşadığı stres, normal yaşamını etkileyebilir ve bir dizi kalıcı değişikliğe yol açabilir. Bunlar arasında duygusal dengesizlik, sürekli yüksek uyarılma durumu, anksiyete, depresyon, kabuslar, uyku bozuklukları, travmatik olayın aşırı tekrar yaşanması, sosyal izolasyon ve belirli durumları veya kişileri kaçınma gibi değişiklikler bulunabilir.

Bu durumlar genellikle profesyonel yardım gerektirir, çünkü bu tür kalıcı değişiklikler kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir ve sağlıklı işlev görmesini engelleyebilir. Terapi ve ilaç tedavisi, bu değişiklikleri yönetmede ve kişinin travmatik olayın etkilerini atlatmasında yardımcı olabilir.

Aşırı travmatizasyon

„Aşırı travmatizasyon“, bir bireyin aşırı sayıda veya aşırı yoğunlukta travmatik olaylara maruz kalması durumunu ifade eder. Bu tür olaylar genellikle fiziksel, cinsel veya duygusal istismar, savaş veya felaketler, aşırı zor yaşam koşulları gibi durumları içerir.

Aşırı travmatizasyon, bireyin psikolojik sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir ve Posttravmatik Stres Bozukluğu (PTSD), karmaşık Posttravmatik Stres Bozukluğu (C-PTSD), anksiyete bozuklukları, depresyon ve diğer mental sağlık sorunlarına yol açabilir.

Ayrıca, aşırı travmatizasyon sürecinde, bireyin travma sonrası belirtilerle başa çıkma yeteneği zayıflayabilir ve bu durum genellikle daha fazla psikolojik stres ve daha düşük yaşam kalitesi ile sonuçlanır. Bu nedenle, aşırı travmatizasyon geçiren bireyler genellikle profesyonel psikolojik yardıma ihtiyaç duyarlar.