Akalazya

Bu içi boş bir organın (yemek borusu gibi) düz kaslarının düzgün bir şekilde gevşememesi ve genişlememesidir.

Akalazya, yiyeceklerin yemek borusundan mideye geçişini kontrol eden kasların çalışmasını etkileyen bir durumdur. Normalde, bu kaslar yutma sırasında gevşeyerek yemek borusundan geçişi kolaylaştırır ve ardından kasılıp mideye geçişi engeller. Ancak akalazya hastalarında bu kaslar yeterince gevşemez veya tam olarak açılmaz, bu da yemek borusundan mideye geçişi zorlaştırır.

Akalazya genellikle belirtiler ortaya çıktıktan sonra teşhis edilir. Belirtiler arasında yutma güçlüğü, göğüs ağrısı, mide yanması, kilo kaybı, öksürük, hıçkırık ve regürjitasyon (yemek borusundan ağıza geri kaçan yiyecekler) sayılabilir.

Tedavi, genellikle kasların çalışmasını artırmak için yapılan çeşitli işlemlerden oluşur. Bu işlemler arasında yemek borusuna balonla genişletme, botulinum toksini enjeksiyonu ve ameliyat gibi yöntemler bulunabilir.

Akalazya, yaşa bağlı olarak görülebilir ve bazen de başka nedenlerden dolayı ortaya çıkabilir. Bu nedenler arasında sinir sistemi bozuklukları, tiroid bezindeki bozukluklar, enfeksiyonlar veya kanser gibi durumlar yer alabilir.

Sonuç olarak, akalazya, yiyeceklerin yemek borusundan mideye geçişini kontrol eden kasların çalışmasını etkileyen bir durumdur. Belirtileri arasında yutma güçlüğü, göğüs ağrısı, mide yanması, kilo kaybı, öksürük, hıçkırık ve regürjitasyon bulunabilir ve tedavisi kasların çalışmasını artırmak için yapılan çeşitli işlemlerden oluşur.

Akalkuli (aritmetik bozukluk, aritmetik zayıflık, sayı zayıflığı)

Akalkuli, hesap yapamama hastalığı veya hesap yapma yeteneğinin zayıflığıdır. Yani hesaplama yapamamaktır. Sayılar (matematik, para) açısından geliştirilememiş bir zayıflıktır. Genellikle rakamlar alexie ve agraphy nin bir sonucu olarak, yani semptomların afazik kompleksi bağlamında ortaya çıkar. Muhtemelen beyindeki temporal lob lezyonları buna neden olabilir (özellikle açısal girus). Hasar beyin enfarktüsü, kanama, beyin tümörü, beyin hasarı ve dokuyu etkileyen diğer nedenlerden kaynaklanabilir. Akalkuli, çocuklarda gelişimsel bozukluklarla ilişkili diskalkuli ile karıştırılmamalıdır.

Entelektüel (intiligent) bozukluklara (zayıf fikirlilik, paralitik, yaşlılık bunaması) bağlı bozukluklara akalkuli denmez.

Akalkulinin ana belirtileri şunlardır:

  1. Sayıların anlaşılması, sayıların işlenmesi ve sayıların düzenlenmesi yeteneği bozulur.

  2. Sayı okuma ve yazma etkilenir.

  3. Sözlü ve yazılı aritmetik ve aritmetik karakterlerin işlenmesinde bir bozukluk vardır.

Aşağıdaki akalkuli formları arasında bir ayrım yapılır:

  1. Birincil akalkuli. Bu çok nadir bir akalji şeklidir. Konuşmaya baskın yarımkürede (genellikle sol yarımkürede) hasar nedeniyle oluşur.

  2. İkincil akalkuli. Bu, en yaygın akalji formudur ve beyindeki bozulmuş yetenekle (afazi, hafıza ve dikkat bozuklukları, hafıza kaybı , konuşma ve okuma becerileri) bağlantılı olarak ortaya çıkar. Bu nedenle birincil akalkuli beyin hasarının doğrudan sonucudur, ikincil akalkuli başlangıçta diğer semptomları tetikleyen beyin hasarının dolaylı sonucudur.

Her iki akalkuli formunda ortak olan, etkilenen kişinin hesap yapma dışında zekasının tamamen korunmuş olmasıdır.

Akalküli, matematiksel işlemleri yapma ve sayıları anlama yeteneğindeki bozuklukları ifade eder. Aritmetik bozukluk, aritmetik zayıflık veya sayı zayıflığı olarak da bilinir. Bu durum, bireylerin matematik problemlerini çözmekte güçlük çekmelerine neden olabilir.

Akalküli genellikle çocukluk döneminde fark edilir. Özellikle matematik problemlerini çözmekte güçlük çeken çocuklar, okulda başarısızlık gösterebilirler. Bu durum, öğrenme bozukluğu olarak da tanımlanabilir ve diğer öğrenme bozuklukları ile birlikte görülebilir.

Akalküli nedenleri arasında genetik faktörler, beyin hasarı, nörolojik bozukluklar, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), otizm spektrum bozukluğu ve dil bozuklukları sayılabilir.

Tedavi, bireysel farklılıklara göre değişir. Bazı durumlarda, özel eğitim desteği veya öğretmenlerin dikkatli bir şekilde yönlendirmesi faydalı olabilir. Bazı durumlarda, ilaç tedavisi de kullanılabilir.

Sonuç olarak, akalküli matematiksel işlemleri yapma ve sayıları anlama yeteneğindeki bozuklukları ifade eder. Bu durum öğrenme bozukluğu olarak da tanımlanabilir ve özellikle çocukluk döneminde fark edilir. Nedenleri arasında genetik faktörler, beyin hasarı, nörolojik bozukluklar, DEHB, otizm spektrum bozukluğu ve dil bozuklukları yer alır ve tedavisi bireysel farklılıklara göre değişir.

Akamprosat

Akamprosat bir kalsiyum ilacıdır. Campral olarak da bilinen Acamprosat, 1996 yılından dan beri Almanya’da onaylanmış bir ilaçtır. Campral, kişinin alkol alınımını durdurmak ve alkol hastalıklarını tedavi etmek için kullanılan alkol (anti-craving) yoksunluğunu desteklemek ve psikofarmakololojik tedavi için kullanılan bir ilaçtır. Bu ilacın kullanımı bağımlılık için bir tedavi değildir. Bu kullanım sadece alkol çekildikten sonra tekrar alkol alma arzusunu azaltmak ve relapsları önlemeye yardımcı olmak için tasarlanmıştır.

Akramposatın aktif bileşenleri, alkol habercileri alma noktalarını bloke eder, tabiri caizse, içme ihtiyaç basıncını düşürür ve böylece ilk yoksunluk dönemini atlatmada yardımcı olur.

Genellikle, ilaç alınmadan önce en az beş gün süreyle sabırlı olunmalıdır. Uzun süreli ve çok miktarlarda alınım ihtiyacı oluşturması dezavantajdır. Campral sadece diğer psikoterapötik veya psikososyal kontrol altında alınmalıdır. Yaşlılar yani 65 yaşın üzerindeki insanlar bu bağımlılık yapıcı maddeyi almamalıdır.

Akamprosat, alkol bağımlılığı tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Alkol bağımlılığından kurtulmak isteyen kişilere yardımcı olmak amacıyla reçete edilir. Akamprosat, merkezi sinir sistemi üzerinde etki ederek alkol isteğini ve tüketimini azaltmaya çalışır.

Akamprosat’ın kesin etki mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte, glutamat adı verilen bir nörotransmitter üzerinde düzenleyici bir etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Alkol bağımlılığı olan kişilerde, alkolün neden olduğu beynin kimyasal dengesizliklerini düzeltmeye çalışarak isteksizlik ve aşerme semptomlarını hafifletir.

Tedavi sürecinde, akamprosat genellikle danışmanlık, davranış değişikliği ve destek grupları gibi diğer tedavi yaklaşımlarıyla birleştirilir. İlacın etkinliği kişiden kişiye değişir ve başarılı bir alkol bağımlılığı tedavisi için uygun destek ve yönlendirme de önemlidir.

Unutmayın, ben gerçek bir doktor değilim, bu nedenle herhangi bir tıbbi tavsiye veya öneri sağlamak için yetkili bir profesyonel değilim. İlaçlar ve tedaviler hakkında daha fazla bilgi için lisanslı bir sağlık uzmanına başvurmanız önemlidir.

Akatizi

Bu, güçlü iç huzursuzluk ve kontrol edilemeyen bir hareket etme ihtiyacı (huzursuzluk, hareket etme dürtüsü) eşliğinde sakince oturamama durumudur.

Güçlü Akatizi genellikle psikolojiyi etkileyen ilaçların (nöroleptikler) yan etkileri olmakla birlikte, örneğin Parkinson hastalığı tarafından da tetiklenmiş olabilir. Akatizi diskinezi (ekstrapiramidal hiperkinezi) olarak sınıflandırılır.

Akatizi, genellikle antipsikotik ilaçlar ve bazen antidepresanlar gibi diğer psikotrop ilaçların kullanımıyla ilişkili olan bir hareket bozukluğudur. Akatizi, kişinin sürekli hareket etme ihtiyacı duyduğu rahatsız edici bir huzursuzluk hissi ile karakterize edilir. Bu durum, özellikle bacaklarda olmak üzere vücudun farklı bölgelerinde huzursuzluk ve iç sıkıntısı şeklinde ortaya çıkar.

Akatizi belirtileri şunları içerebilir:

  1. Oturamama veya hareketsiz duramama
  2. Sürekli hareket etme ihtiyacı duyma
  3. Gergin ve huzursuz hissetme
  4. Bacakları sallama, dolaşma veya hareket ettirme
  5. İç sıkıntısı ve rahatsızlık

Akatizi, özellikle tipik antipsikotikler (ör. haloperidol) gibi eski nesil antipsikotik ilaçların kullanımıyla daha sık görülür. Atipik antipsikotikler (ör. risperidon, olanzapin) ise genellikle akatizi riskini daha düşük tutar. Akatizi tedavisinde, ilaçlar dozunun azaltılması, ilacın değiştirilmesi veya beta-blokerler, antikolinerjik ilaçlar ve benzodiazepinler gibi ek ilaçların kullanılması gibi stratejiler uygulanabilir.

Akatizi hakkında endişeleriniz varsa, bir psikiyatrist veya başka bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir. Onlar, durumunuzu değerlendirecek ve uygun tedavi seçeneklerini sunabilecek yetkili profesyonellerdir.

Akdeniz humması (Bruselloz)

Malta ateşi, Akdeniz ateşi, ondulan ateş, Kırım ateşi ve Bang hastalığı da denir.

Aslında hayvanlarda görünen bir hastalık olup bazen insanlarada geçebilmektedir.

Akdeniz humması, daha yaygın olarak bilinen adıyla bruselloz, Brucella adı verilen bir grup bakterinin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Genellikle hayvandan insana bulaşan zoonotik bir enfeksiyondur. Bruselloz, özellikle keçi, koyun, sığır ve domuz gibi hayvanların süt ürünlerini tüketen veya bu hayvanlarla yakın temasta olan insanlarda görülür. İnsandan insana bulaşma ise oldukça nadirdir.

Bruselloz belirtileri, enfekte olmuş kişilerde şu şekilde ortaya çıkabilir:

  1. Ateş
  2. Titreme ve üşüme
  3. İştahsızlık
  4. Halsizlik
  5. Terleme
  6. Baş ağrısı
  7. Eklem ve kas ağrısı
  8. Karaciğer ve dalak büyümesi

Bruselloz belirtileri bazen grip veya diğer bakteriyel enfeksiyonlara benzeyebilir, bu nedenle doğru tanı için tıbbi değerlendirme önemlidir. Teşhis, kan testleri ve bazen doku kültürleri ile konulabilir.

Bruselloz tedavisi genellikle antibiyotiklerle yapılır. İki veya daha fazla antibiyotiğin bir arada kullanılması, tedavi sürecinde daha etkili olabilir. Antibiyotik tedavisi 6 hafta ila 3 ay arasında sürebilir. Hızlı ve doğru tedavi, komplikasyonları önlemeye ve hastalığın nüksetme riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Brusellozdan korunma yöntemleri şunları içerir:

  1. Pasteurize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden kaçının.
  2. Hayvanlarla temas halindeyken kişisel koruyucu önlemler alın.
  3. Yeterli pişirilmiş et tüketin.

Eğer bruselloz şüphesiyle ilgili endişeleriniz varsa, bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir.

Akinetic-Abulian sendromu

Bu, hareket inhibisyonu (akinezi) ve kararlılık eksikliği (abulia) ile ilişkili, birlikte ortaya çıkan bir grup nörolojik ve psikiyatrik bozukluktur.

Ayrıca azalmış spontan hareketler, azaltılmış yüz ifadeleri ve bitkinlik durumu vardır. Bu durum, genellikle nöroleptik tedavide yan etki olarak ortaya çıkar, psikotik semptomlarda düzenli iyileşme vardır. Bu duurum ayrıca psikoz durumunun kısmi bir belirtisi veya beyin hasarının bir sonucu olabilir.

Akinetik-abulik sendrom, beyindeki belirli bölgelerin hasar görmesi veya işlevsiz hale gelmesi sonucu oluşan bir nörolojik bozukluktur. Akinetik-abulik sendrom, iki ana belirti grubunu içerir: akinezi ve abuli.

  1. Akinezi: Bu, hareketin başlatılması veya sürdürülmesindeki zorlukları ifade eder. Akinezi olan kişiler, kas hareketlerini başlatmakta veya sürdürmekte zorlanabilirler. Bu durum, hareketlerin yavaşlamasına, sertleşmeye ve koordinasyon eksikliğine yol açabilir.
  2. Abuli: Bu, düşünme, harekete geçme ve karar verme süreçlerinde azalmayı ifade eder. Abulik kişiler, günlük yaşamda karşılaştıkları sorunlara tepki vermede ve hedeflere yönelik hareketlerde zorlanabilirler. Bu durum, ilgisizlik, isteksizlik ve sosyal çekilmeyle sonuçlanabilir.

Akinetik-abulik sendrom, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, travmatik beyin yaralanmaları, beyin tümörleri ve inme gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Başlıca nedenlerinden biri de frontal loblarının hasar görmesidir. Bu beyin bölgesi, hareket, düşünme ve karar verme süreçlerini düzenler.

Tedavi, altta yatan nedenlere bağlı olarak değişir. Nörologlar ve diğer sağlık uzmanları, semptomları yönetmek ve yaşam kalitesini artırmak için ilaçlar, rehabilitasyon, fiziksel terapi, mesleki terapi ve bilişsel davranışçı terapi gibi tedavi yöntemlerini kullanabilirler.

Akinetik-abulik sendrom hakkında endişeleriniz varsa, bir nörolog veya diğer sağlık uzmanlarına danışmanız önemlidir. Onlar, durumunuzu değerlendirecek ve uygun tedavi seçeneklerini sunabilecek yetkili profesyonellerdir.

Akinetopsi

Bu, genellikle yüzün belirli bölümleriyle sınırlı olan hareketlerin görsel algısında, hareket yönlerinde ve hız farklılıklarında (dinamik görüntüleri veya sahneleri görsel olarak algılayamama bozukluğu veya rahatsızlığı) bir rahatsızlıktır.

Statik görüntüleri algılama yeteneği korunur. Hastalık çok nadir görülür. Mevcut araştırmalara göre, ne iyileştirilebilir ne de tedavi edilebilir.

Akinetopsi, hareketi algılama yeteneğinin kaybı veya bozulması ile karakterize nörolojik bir bozukluktur. Bu durum, hareket eden nesnelerin ve kişilerin sürekli ve akıcı olarak algılanamamasına yol açar. Akinetopsi olan kişiler, hareket eden nesneleri veya kişileri donmuş veya kesik kesik görüntüler şeklinde algılarlar. Bu, günlük yaşamda ve özellikle hareket gerektiren görevlerde zorluklara yol açabilir.

Akinetopsi, beyin hasarı, inme, beyin tümörü veya nörodejeneratif hastalıklar gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Akinetopsi, beyinde hareket algısından sorumlu olan ve „V5/MT“ olarak adlandırılan bir alanın işlevsiz hale gelmesiyle ilişkilidir.

Akinetopsi tedavisi, altta yatan nedenlere bağlı olarak değişir. Nörologlar ve diğer sağlık uzmanları, semptomları yönetmek ve yaşam kalitesini artırmak için ilaçlar, rehabilitasyon ve görsel terapi gibi tedavi yöntemlerini kullanabilirler.

Akinetopsi hakkında endişeleriniz varsa, bir nörolog veya diğer sağlık uzmanlarına danışmanız önemlidir. Onlar, durumunuzu değerlendirecek ve uygun tedavi seçeneklerini sunabilecek yetkili profesyonellerdir.

Akinezi

Akinezi, olabildiğince hareket etmemek anlamına gelir. Gövde, uzuvlar ve yüz kaslarının hareketinin inhibisyonu vardır.

Akinezi terimi, aslında (örneğin, kalp krizi) kalp hareket patolojik yetersizlik ve iskelet kasları (örneğin iskelet kaslarının kendiliğinden oluşan hareket bozukluklarını adlandırmak için kullanılır. Ekstrapiramidal bozukluklar olarak Parkinson hastalığı, hastalık ya da felç, tanımlanması için dönem hipokinezi aslında daha doğru olacağı tartışılan bir konudur. Akinezi beyinin belli bölgelerinin hastalık belirtisidir. (örn önce bahsedilen Parkinsonizm veya Kubbenin frontal beyin hastalığı). Psikiyatrik Akinezi diğer şeyler arasında meydana katatoni içinde uyuşukluk olarak ifade edilir. Etkilenenler, normal hareketlerin eksikliğinden veya kısıtlanmasından muzdariptir. Ayrıca kendiliğinden gelişen ifadeler ve normal günlük hareketler kısıtlanmıştır. Bu, hareketin veya hareketin azalması, gecikmesi veya tamamen kaybolmasıyla sonuçlanır. Yürüme, yüz ifadeleri ve yazı yazma kabiliyeti bozulur. Akinezi, hareketlerin başlatılmasında veya bir motor paterninden diğerine geçilmesinde Parkinson hastalığına bağlı zorluklar için tercih edilen bir terimdir.

Akinezi, hareketin başlatılması veya sürdürülmesinde zorluk yaşayan bir kişinin kaslarını istemli olarak kullanma yeteneğindeki azalmayı ifade eder. Akinezi, hareketlerin yavaşlamasına, sertleşmeye ve koordinasyon eksikliğine yol açabilir. Bu durum, parkinsonizm ve Parkinson hastalığı gibi nörolojik bozukluklarla ilişkilidir, ancak diğer nedenlerle de ortaya çıkabilir.

Akinezi, beynin hareket kontrolünden sorumlu olan bölgelerinin işlev görmemesi nedeniyle meydana gelir. Bu bölgeler, başlıca bazal gangliyonlar ve substantia nigra olarak bilinen yapıları içerir. Beyin hasarı, inme, nörodejeneratif hastalıklar, ilaç yan etkileri ve travmatik beyin yaralanmaları gibi faktörler, bu alanların işleyişini etkileyerek akineziye yol açabilir.

Akinezi tedavisi, altta yatan nedenlere ve şiddetine bağlı olarak değişir. Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklarda, dopamin eksikliğini telafi etmek için dopamin agonistleri ve levodopa gibi ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca, fiziksel terapi ve egzersiz programları, hastaların hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini artırmada yardımcı olabilir.

Akinezi hakkında endişeleriniz varsa, bir nörolog veya diğer sağlık uzmanlarına danışmanız önemlidir. Onlar, durumunuzu değerlendirecek ve uygun tedavi seçeneklerini sunabilecek yetkili profesyonellerdir.

Akinospermia

Bu, spermlerin spermatogramda sayılırken tüm spermatozoanın hareketsizliğidir.

Akinospermia, erkeklerde sperm hareketliliğinin tamamen yok olması durumunu ifade eder. Başka bir deyişle, akinospermia, menide bulunan spermlerin hareket etme yeteneğini tamamen kaybettiği durumdur. Bu durum, erkek infertilitesi (kısırlık) ile ilgili önemli bir sorundur, çünkü hareket edemeyen sperm hücreleri yumurtayı dölleyemez.

Akinospermia, çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir, bunlar şunları içerebilir:

  1. Genetik faktörler: Bazı erkekler, hareketli sperm üretme yeteneğini etkileyen genetik anormalliklere sahip olabilir.
  2. Testosteron eksikliği: Yetersiz testosteron seviyeleri, sperm üretimini ve hareketliliğini etkileyebilir.
  3. Enfeksiyonlar: Testis, epididim ve prostat gibi üreme organlarını etkileyen enfeksiyonlar, sperm hareketliliğini bozabilir.
  4. Varikosel: Testislere kan akışını etkileyen damarların anormal genişlemesi, sperm üretimini ve hareketliliğini etkileyebilir.
  5. İlaçlar ve kimyasallar: Bazı ilaçlar ve toksik kimyasallar, sperm hareketliliğini etkileyebilir.
  6. Yaşam tarzı faktörleri: Sigara, alkol kullanımı, stres ve kötü beslenme gibi faktörler, sperm hareketliliğini olumsuz yönde etkileyebilir.

Akinospermia tedavisi, altta yatan nedenlere bağlı olarak değişir. Bu nedenle, doğru tedavi yöntemini belirlemek için öncelikle kapsamlı bir tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir. Tedavi seçenekleri, ilaçlar, yaşam tarzı değişiklikleri, cerrahi müdahaleler veya yardımcı üreme teknikleri (ör. in vitro fertilizasyon veya intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu) içerebilir.

Akinospermia veya diğer üreme sağlığı sorunları hakkında endişeleriniz varsa, bir ürolog veya diğer sağlık uzmanlarına danışmanız önemlidir. Onlar, durumunuzu değerlendirecek ve uygun tedavi seçeneklerini sunabilecek yetkili profesyonellerdir.

Akıl

Bu insanların bilişsel yetenekleri veya içgörüsüdür.

Terim felsefeden gelir ve insanın şeyleri zihinsel olarak kavrama veya düşünme yeteneğini tanımlar.

Zihin terimi genellikle akıl terimi için eşanlamlı olarak kullanılır. Ancak, akıl aynı zamanda akıl, bilinç veya ruh anlamına da gelir.

Akıl, insanların düşünme, öğrenme, anlama, problem çözme, karar verme ve değerlendirme gibi bilişsel süreçleri gerçekleştirmelerine olanak tanıyan zihinsel yetenekler bütünüdür. Akıl, mantık, muhakeme, algı, hafıza ve dikkat gibi bir dizi zihinsel süreci ve fonksiyonu içerir.

Akıl, insanların dünyayı anlamalarını, çevrelerine uyum sağlamalarını ve yaşamlarında başarılı olmalarını sağlayan temel bir araçtır. İnsanlar aklı kullanarak, bilgi edinebilir, kavramlar ve fikirler oluşturabilir, geleceği tahmin edebilir ve sosyal ilişkiler kurabilir.

Ayrıca akıl, insanların ahlaki ve etik değerler geliştirmelerine ve insan yaşamının anlamını sorgulamalarına da yardımcı olur. Bu nedenle akıl, insanın kendine özgü bilinç ve özgür iradeyle alakalıdır.

Akıl, insan beyninin karmaşık yapısı ve işleyişinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Beyin, sayısız nöron ve bağlantıları aracılığıyla bilgiyi işler ve depolar, böylece insanların düşünme ve öğrenme yeteneklerini sürdürmesine olanak tanır.

Felsefe, psikoloji ve nörobilim gibi birçok disiplin, akıl kavramını ve insan zihniyle ilgili sorunları incelemektedir. Bu alanlar, akıl ve zihnin doğası, işleyişi ve gelişimi hakkında daha fazla bilgi edinmek için farklı yaklaşımlar ve yöntemler kullanır.