Akşamdan kalma

Aşırı alkol tüketiminden sonra olduğu gibi, ilaçların hoş olmayan yan etkileri için terim.

„Akşamdan kalma“, genellikle aşırı alkol tüketiminin ardından yaşanan bir dizi rahatsız edici semptomları tanımlar. Bu semptomlar, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, yorgunluk, susuzluk, baş dönmesi, halsizlik, hızlı kalp atışı ve uykusuzluk gibi fiziksel ve zihinsel belirtileri içerebilir.

Akşamdan kalma, alkolün vücuda etkilerinden ve alkolün metabolizması sırasında oluşan toksik bileşenlerin birikmesinden kaynaklanır. Ayrıca, alkol idrar söktürücü bir etkiye sahiptir ve bu da susuzluğa yol açarak akşamdan kalma semptomlarını şiddetlendirebilir.

Akşamdan kalmanın önlenmesi ve tedavisi şunları içerir:

  1. Alkol tüketimini sınırlandırın: Aşırı alkol tüketiminden kaçınarak akşamdan kalma riskini azaltabilirsiniz.
  2. Su ve elektrolitlerle rehidrasyon: Alkol tüketimi sırasında ve sonrasında bol su içerek ve elektrolit dengesini sağlayarak susuzluğu önleyebilirsiniz.
  3. Uyku: Yeterli uyku alarak vücudunuzun alkolün etkilerinden kurtulmasına yardımcı olabilirsiniz.
  4. Hafif atıştırmalıklar: Mide bulantısını ve kusmayı hafifletmek için hafif atıştırmalıklar tüketebilirsiniz.
  5. Ağrı kesiciler: Baş ağrısı için reçetesiz satılan ağrı kesiciler kullanabilirsiniz, ancak karaciğerinizi daha fazla yüklememek için asetaminofen kullanmaktan kaçının.

Unutmayın ki, alkol tüketiminin sınırlandırılması veya ölçülü tüketilmesi, hem akşamdan kalma semptomlarını önlemeye hem de genel sağlığınızı korumaya yardımcı olacaktır.

Aksesuar (trapez) sinir felci

Trapez sinir felci durumunda, trapeziusun üst kısmınında, omuz düşüklüğü, skapula alata ve – proksimal lezyon durumunda – sternokleidomastoid kas felci ile atrofisi vardır.

Felç esas olarak omuz dirence karşı kaldırıldığında veya kafa dirence karşı döndürüldüğünde zayıflık ile gösterilir. Bunun nedeni, örneğin boyun bölgesinde lenf nodu biyopsisi, kafatası taban tümörleri veya meningioma blastomatosa yada daha önceden yapılmış bir ameliyat olabilir.

Aksesuar sinir felci (trapez sinir felci olarak da bilinir), aksesuar sinirin (11. kranial sinir) işlevinin kaybedilmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Aksesuar sinir, omuz ve boyun bölgesinde kasları kontrol eden ve hareket etmelerini sağlayan bir motor sinirdir. Bu sinir, özellikle sternokleidomastoid ve trapezius kaslarını innerve eder.

Aksesuar sinir felci, genellikle sinirin zedelenmesi, travma, cerrahi komplikasyonlar, tümörler veya sinirin enfeksiyonu nedeniyle ortaya çıkar. Bu durum, omuz ve boyun hareketinde zorluklara, ağrılara ve kas zayıflığına yol açabilir.

Aksesuar sinir felcinin belirtileri şunları içerebilir:

  1. Omuz ve boyun ağrısı
  2. Kafa dönmesi ve başın bir tarafa eğilmesi
  3. Omuzlarda düşme ve hareket kısıtlılığı
  4. Yüz ve boyun bölgesinde şişlik ve hassasiyet

Aksesuar sinir felci teşhisi, fizik muayene, sinir ileti çalışmaları ve görüntüleme yöntemleri (örneğin manyetik rezonans görüntüleme veya bilgisayarlı tomografi) gibi tıbbi değerlendirmeler ile konulabilir.

Tedavi seçenekleri, altta yatan nedenlere ve felcin şiddetine bağlıdır. İlaçlar (ağrı kesiciler ve antiinflamatuarlar), fizik tedavi ve rehabilitasyon, ve bazı durumlarda cerrahi müdahale önerilebilir. Tedavinin amacı, ağrıyı hafifletmek, omuz ve boyun hareketini geri kazandırmak ve yaşam kalitesini iyileştirmektir.

Aksesuar sinir (nervus accessorius)

Aksesuar sinir XI. kranial sinirdir. Bu sinir, başı yana çeviren ve başı sallayan kaslar sağlar.

Eğri boyun hastalığında (Aksesuar felcinde), kafa sağlıklı tarafa eğimlidir, çene hasta tarafına (tortikollis) çevrilir, ancak vücudun sadece bir tarafı etkilenir. Bu felç, omuriliğin en üst kısımlarında, yani servikal kordda, meninks alanındaki servikal vertebra veya iltihaplanma hastalıklarında ortaya çıkabilir.

Aksesuar sinir (nervus accessorius), insan vücudundaki 12 kranial sinirden on birincisidir ve motor işlevlerle ilişkilidir. Aksesuar sinir, boyun ve omuz bölgesindeki kasları kontrol eden ve hareket etmelerini sağlayan bir sinirdir. Bu sinir, özellikle sternokleidomastoid ve trapezius kaslarını innerve eder.

Aksesuar sinir, iki bölümden oluşur: spinal ve kranial. Spinal bölüm, omurilikten başlayarak, boynun arka kısmında bulunan trapezius kasını innerve eder ve bu kasın omuzları kaldırmasını ve başı çevirmesini sağlar. Kranial bölüm, beyin sapından başlayarak, sternokleidomastoid kasını innerve eder ve bu kasın başın öne ve yana eğilmesini sağlar.

Aksesuar sinirin zedelenmesi veya hasar görmesi, sinir felcine neden olabilir ve bu da omuz ve boyun hareketinde zorluklara, ağrılara ve kas zayıflığına yol açabilir. Sinirin hasar görmesi, travma, cerrahi komplikasyonlar, tümörler veya sinirin enfeksiyonu gibi çeşitli nedenlerle meydana gelebilir. Aksesuar sinir felcinin tedavisi, ağrıyı hafifletmek, omuz ve boyun hareketini geri kazandırmak ve yaşam kalitesini iyileştirmek için ilaçlar, fizik tedavi ve rehabilitasyon veya cerrahi müdahale içerebilir.

Aksiller sinir felçi

Nörolojik bir hastalıktır. Hastanın kolunu kaldırması neredeyse imkansızdır.

Aksiller sinir felci, aksiller sinirin (omuzdaki bir sinir) hasar görmesi veya işlevini kaybetmesi sonucu oluşan bir durumdur. Aksiller sinir, brakiyal pleksustan (kol ve omuzdaki sinir ağı) kaynaklanır ve deltoid kası (omuzdaki üçgen şeklindeki kas) ve teres minor kasını (rotator manşetinin bir parçası olan küçük bir omuz kası) innerve eder. Bu sinir ayrıca omuz bölgesindeki deriyi de innerve eder.

Aksiller sinir felci, genellikle travma, omuz çevresindeki cerrahi müdahaleler, uzun süreli basınç veya kompresyon ve bazen enfeksiyonlar nedeniyle oluşabilir. Aksiller sinirin işlevini kaybetmesi, omuz hareketlerinde zorluklar, güçsüzlük ve ağrıya yol açabilir.

Aksiller sinir felcinin belirtileri şunları içerebilir:

  1. Omuz güçsüzlüğü ve hareket kısıtlılığı
  2. Omuzda ve üst kolda ağrı
  3. Deltoid kasının atrofisi (küçülmesi) ve düzleşmesi
  4. Hassasiyet ve duyu kaybı, özellikle omuz dışındaki deri alanında

Aksiller sinir felci teşhisi, fizik muayene, sinir ileti çalışmaları ve görüntüleme yöntemleri (örneğin manyetik rezonans görüntüleme veya bilgisayarlı tomografi) gibi tıbbi değerlendirmelerle konulabilir.

Tedavi seçenekleri, altta yatan nedenlere ve felcin şiddetine bağlıdır. İlaçlar (ağrı kesiciler ve antiinflamatuarlar), fizik tedavi ve rehabilitasyon ve bazı durumlarda cerrahi müdahale önerilebilir. Tedavinin amacı, ağrıyı hafifletmek, omuz hareketini geri kazandırmak ve yaşam kalitesini iyileştirmektir.

Aksiyon potansiyeli

Bu, sinir sistemindeki sinyal hattının dayandığı ve hücre zarı depolarize edildiğinde ortaya çıkan elektriksel bir potansiyeldir.

Başka bir deyişle, uyarılmış alan ile hücre yüzeyinin ayrılmamış alanı arasındaki aktif bir dokuda bulunan elektrik potansiyelidir.

Aksiyon potansiyeli, sinir hücrelerinde (nöronlar) ve kas hücrelerinde meydana gelen hızlı, geçici elektriksel uyarılardır. Aksiyon potansiyelleri, hücre zarı boyunca gerilim değişikliklerine yol açarak, sinirsel ve kas sinyallerinin hızlı ve etkili bir şekilde iletilmesini sağlar. Bu süreç, nöronlar arasındaki iletişim ve kasların kasılması gibi temel fizyolojik süreçlerde kritik bir rol oynar.

Aksiyon potansiyeli, temel olarak üç aşamadan oluşur:

  1. Depolarizasyon: Hücre zarı gerilimi (membran potansiyeli) ani bir şekilde artar. Bu, hücre zarındaki sodyum (Na+) kanallarının açılmasına ve sodyum iyonlarının hücre içine hızla akmasına neden olur. Bu süreç, hücre zarının iç kısmını daha pozitif hale getirir.
  2. Repolarizasyon: Hücre zarı gerilimi, hücre zarındaki potasyum (K+) kanallarının açılmasına ve potasyum iyonlarının hücre dışına akmasına bağlı olarak hızla düşer. Bu, hücre zarının iç kısmını tekrar negatif hale getirir.
  3. Hiperpolarizasyon ve dinlenme potansiyeline dönüş: Hücre zarının gerilimi, dinlenme potansiyelinden daha negatif hale gelebilir, ancak hücre zarındaki iyon kanallarının kapanması ve iyon pompalarının tekrar çalışmasıyla, hücre zarı gerilimi dinlenme potansiyeline döner.

Aksiyon potansiyelleri, hücreden hücreye iletişim sağlar ve sinir sisteminin karmaşık işlemlerini gerçekleştirmesine olanak tanır. Aynı zamanda kas hücrelerinin kasılmasını ve kas hareketlerinin düzenlenmesini sağlar.

Akson

Nöronun bir parçası (sinir hücresi). Hücre gövdesinin ana uzantısıdır ve sinyalleri hücre gövdesinden uç düğmelerine iletmek için kullanılır.

Sinir impulslarının somadan fiberin uç noktasına aktığı sinir hücresinin tek uzantısı – sinir hücresinin çıkış hattıdır ve sinaps oluşumuna katkıda bulunan bir dalda biter.

Akson, nöron adı verilen sinir hücrelerinin uzun, ince ve tüp şeklinde bir uzantısıdır. Aksonların temel işlevi, nöronun elektriksel sinyalleri diğer nöronlara, kas hücrelerine veya salgı bezlerine iletmektir. Aksonlar, sinir sistemi içinde hızlı ve etkili iletişim sağlayarak, karmaşık düşünce, duygu ve hareketlerin gerçekleştirilmesine olanak tanır.

Aksonlar, nöronların gövdesinden çıkan ve çeşitli uzunluklarda olabilen uzun, ipliksi yapılar olarak tanımlanabilir. İnsan vücudunda bulunan en kısa aksonlar birkaç milimetre uzunluğunda olabilirken, en uzun aksonlar (örneğin, omurilikten ayağa giden sinirler) bir metreye kadar uzunluk gösterebilir.

Aksonların uç kısımlarında bulunan dallanmalar, sinaptik butonlar veya sinapslar olarak bilinen yapılarla son bulur. Sinapslar, aksonun elektriksel sinyalleri bir başka hücreye kimyasal sinyaller şeklinde ilettiği ve aksonal iletimin sona erdiği noktadır.

Aksonlar, çoğu durumda, elektriksel sinyallerin hızlı iletimini sağlayan ve enerji tasarrufu sağlayan miyelin kılıfı adı verilen bir yağlı tabakayla kaplanır. Miyelin kılıfının bulunmadığı bölgelerde, Ranvier boğumları adı verilen düzenli aralıklarla yer alan çıkıntılar bulunur. Bu yapılar, elektriksel sinyallerin daha hızlı ilerlemesine yardımcı olur ve saltatory iletim adı verilen bir süreçle iletim hızını artırır.

Akson taşıma

Bir akson boyunca belirli kimyasal maddelerin akışı.

Akson taşıma, nöronların aksonları boyunca moleküller ve organellerin hareket ettirilmesi sürecidir. Bu süreç, nöronların normal işlevlerini yerine getirebilmesi ve sağlıklı bir şekilde yaşaması için gereklidir. Akson taşıma, nöronların hücre gövdelerinde üretilen proteinler, lipitler ve organeller gibi önemli bileşenlerin aksonun uzunluğu boyunca taşınmasını sağlar. Bu, aksonun terminal kısmında ve diğer sinir hücreleriyle iletişim noktalarında (sinapslar) gereken yapıları ve molekülleri temin etmeye yardımcı olur.

Akson taşıması iki yönlüdür: anterograd ve retrograd taşıma.

  1. Anterograd taşıma: Bu süreç, hücre gövdesinden akson terminaline doğru molekül ve organellerin taşınmasını içerir. Anterograd taşıma, sinir hücrelerinin işlevlerini yerine getirmesi için gerekli olan proteinler, lipitler ve diğer moleküllerin hedef bölgelere ulaştırılmasını sağlar.
  2. Retrograd taşıma: Bu süreç, akson terminalinden hücre gövdesine doğru molekül ve organellerin taşınmasını içerir. Retrograd taşıma, hücre gövdesine geri dönen sinyallerin ve hücre dışından alınan moleküllerin (örneğin, reseptörlerin bağlandığı ligandlar) taşınmasını sağlar. Bu süreç, hücrenin işlevlerini düzenlemeye ve hücrenin sağlığını korumaya yardımcı olur.

Akson taşıması, motor proteinler olarak adlandırılan ve hücre iskeletinde hareket eden proteinler sayesinde gerçekleşir. Kinesin ve dinein adlı motor proteinler, hücrenin içinde moleküller ve organelleri taşımak için enerji sağlar ve akson taşımasının düzgün bir şekilde gerçekleşmesine yardımcı olur.