Aloji, Yunanca mantıksızlık, kavrama ya da düşüncesizlik ifadesidir. Mantıksız, anlaşılmaz ve hatta saçma olan ifadeler alojiktir.
Aloji, rahatsız edici düşüncenin bir ifadesi olarak özlü ve düşük içerikli ifadelerden dolayı dilsel bir ifade eksikliğidir. Soruların cevapları sadece yavaş ve kısaca verilmiştir. Aloji ayrıca şizofrenide negatif bir semptom olarak ortaya çıkar. Sebepler, düşünme ve ifade bozukluğu veya iletişim becerilerinin bozulmasıdır. Bunun nedenleri ve sonuçları psikoterapötik olarak tedavi edilebilir.
Aloji, iki kelime arasında, özellikle benzer görünüşlü iki kelime arasında anlam farkı veya uyumsuzluğunu ifade eden bir dilbilim terimidir. Bu tür anlam farkı veya uyumsuzlukları, insanlar arasındaki iletişimde yanlış anlaşılmaya veya kafa karışıklığına yol açabilir.
Aloji örnekleri, dilin yapısal özellikleri ve farklı diller arasındaki benzerlikler veya farklılıklar nedeniyle ortaya çıkar. Aynı kökene sahip farklı diller arasındaki sözcükler arasında anlam farklılıkları veya benzer görünümlü ancak farklı anlamlara sahip kelimeler, alojik olarak kabul edilebilir.
Dilbilimciler ve sözlük yazarları, alojik kavramları belirlemeye ve tanımlamaya çalışırken, dikkatli olmalı ve anlam farklılıklarını ve uyumsuzlukları açık bir şekilde belirtmelidir. Bu, insanların iletişimde karşılaştıkları zorlukları ve yanlış anlamaları en aza indirmeye yardımcı olacaktır.
Alprazolam, benzodiazepinlerde (yatıştırıcı veya sakinleştirici etkisi olan bir ilaç türü) aktif bir bileşendir.
Anksiyete ve panik bozukluklarını tedavi etmek için kullanılır. Ayrıca depresyonu tedavi etmek için de kullanılabilir, ancak bu tartışmalıdır, çünkü bu durumlarda uzun süreli kullanım da depresif durumlardaki artışla ilişkilidir. Bu nedenle Alprazolam sadece kısa bir süre kullanılmalıdır.
-
Endikasyonları: Anksiyete, panik bozuklukları, adjuvan olarak psikozlarda (destekleyici ajan)
-
Dozaj formları: oral
-
Özellikleri: yatıştırıcı, yüksek doz yatıştırıcı, antikonvülsan
-
Yan etkileri: yorgunluk, baş dönmesi, koordinasyon bozukluğu, bulanık görme, reaktivitenin bozulması, nadiren paradoksal reaksiyonlar (artan aktivite, sinirlilik, öfke reaksiyonları), ataksi, dizartri, genel kas zayıflığı, nadir kilo alımı, libido azalması, artan bağımlılık risiki
-
Kontrendikasyonlar: alkole bağlı akut zehirlenmeler, analjezikler, hipnotikler ve psiktrop ilaçlar, miyasteni, akut dar açılı glokom, benzodiazepin intoleransı
-
Bağıl kontrendikasyonlar: karaciğer / böbrek hasarı, ataksi, eşzamanlı alkol tüketimi, alkolizim, bağımlılık riski
Alprazolam, benzodiazepin sınıfına ait reçeteyle satılan bir ilaçtır. Genellikle anksiyete bozukluğu ve panik bozukluk gibi durumların tedavisinde kullanılır. Anksiyolitik (anksiyete giderici), sedatif, antikonvülsan (nöbet önleyici) ve kas gevşetici özellikleri vardır.
Alprazolam, beyindeki gamma-aminobutyric acid (GABA) adlı nörotransmitterin etkisini artırarak çalışır. GABA, beynin aktivitesini azaltarak sakinleştirici bir etkiye sahiptir. Alprazolam, beynin belirli bölgelerinde GABA reseptörlerine bağlanarak bu sakinleştirici etkiyi güçlendirir ve böylece anksiyete ve panik atak belirtilerini hafifletir.
Alprazolam, bağımlılık yapabilen bir ilaçtır ve genellikle kısa süreli tedaviler için kullanılır. Ayrıca, alprazolamın ani kesilmesi, yoksunluk belirtilerine yol açabilir. Bu nedenle, dozun yavaşça azaltılması ve doktor gözetiminde kesilmesi önerilir.
Alprazolam, Xanax ve Niravam gibi marka adları altında bulunabilir. Her zaman doktorunuzun önerdiği şekilde ve dozda kullanılmalıdır. Ayrıca, alkol ve diğer merkezi sinir sistemi baskılayıcılarıyla birlikte kullanılmamalıdır, çünkü bu kombinasyon solunum depresyonu ve ölümcül sonuçlara yol açabilir.
Bunlar tedaviyi yeniden ayarlamak için kullanılan ilaçlardır.
Terim özellikle naturopatik bölgeye atanır ve ruh halini olumlu yönde değiştiren bir etkiye sahip olan, içeriğinde demir veya gümüş gibi olumlu etkilere sahip olduğu düşünülen aktif maddeleri içeren ilaçlardır.
Alterantia, Latince „değiştirmek“ anlamına gelen „alterare“ kelimesinden türetilmiş bir tıbbi terimdir. Genel olarak, vücut fonksiyonlarını veya sistemlerini düzenleyici veya iyileştirici etkileri olan maddeler veya ilaçlar olarak tanımlanır. Bu ilaçlar, vücutta belirli bir organ sistemi üzerinde çalışarak, genel sağlık durumunu düzeltmeye veya optimize etmeye yardımcı olur.
Alterantia, homeopati ve naturopati gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanlarında daha yaygın olarak kullanılır. Günümüzde, bu terim, modern tıpta pek kullanılmamaktadır ve daha spesifik ilaç sınıfları ve etki mekanizmaları kullanılmaktadır. Ancak, bazı geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulayıcıları tarafından hala tercih edilen ve kullanılan bir kavramdır.
„Alteration“ (değişiklik), bir şeyin durumunu, biçimini veya özelliklerini değiştiren veya değiştirmeyi amaçlayan bir süreçtir. Bu terim, birçok farklı bağlamda kullanılabilir ve genellikle bir şeyin orijinal haliyle karşılaştırıldığında farklılaşması veya değişmesi anlamına gelir.
İşte bazı örnekler:
- Genetik: Bir organizmanın genetik materyalinde (DNA) meydana gelen değişiklikler, mutasyonlar olarak adlandırılır ve bu durum genetik alteration’a (değişiklik) yol açar.
- Mimarlık: Bir yapının tasarımında veya yapısında yapılan değişiklikler, mimari alteration olarak adlandırılabilir.
- Giyim: Giysilerin beden, şekil veya stilini değiştirme süreci, giysi alteration olarak adlandırılabilir.
- Müzik: Müzikal bir yapıda yapılan değişiklikler, seslerin, armonilerin veya ritimlerin değiştirilmesi olarak tanımlanabilir.
- Psikoloji: Bireyin düşünce, tutum veya davranışlarında meydana gelen değişiklikler, kişilik veya davranış alteration olarak adlandırılabilir.
Sonuç olarak, „alteration“ terimi, bir şeyin orijinal haline göre değişmesini veya farklılaşmasını ifade eden geniş bir kavramdır ve farklı bağlamlarda kullanılabilir.
Bu epilepside ortaya çıkan klinik bir tablodur.
Alternatif bir psikoz, tıbbi olarak başarılı bir şekilde tedavi edilen epilepsinin nöbetsiz aralığındaki psikotik bir bozukluktur. Ani nöbetler olmadığında temporal lob epilepsisinde sık görülür, çeşitli psikopatolajik tablo gösterir ve buna EEG’nin normalleşmesi eşlik eder.
Alternatif psikoz terimi, psikoloji ve psikiyatri alanlarında yaygın olarak kullanılan bir terim değildir. Bununla birlikte, alternatif psikoz ifadesi, belki de geleneksel tıbbın dışında kalan psikoz türlerini veya alternatif tıp uygulamalarıyla tedavi edilmeye çalışılan psikotik belirtileri anlatmaya çalışan bir kavram olarak düşünülebilir.
Psikoz, bir kişinin gerçeklikle bağını kaybettiği ve halüsinasyonlar, sanrılar ve düşünce bozuklukları gibi belirtiler yaşadığı bir ruh hali durumudur. Geleneksel psikiyatrik yaklaşımlar, psikozu antipsikotik ilaçlar ve terapi yöntemleriyle tedavi etmeye çalışır.
Alternatif psikoz kavramı, belki de şizofreni, bipolar bozukluk veya psikotik depresyon gibi geleneksel olarak tanımlanmış psikoz türlerine uymayan veya bu durumların alternatif tedavi yöntemleriyle ele alındığı durumları ifade etmeye çalışan bir terim olarak kullanılabilir.
Ancak, psikozun alternatif tıp yöntemleriyle tedavi edilmesi tartışmalıdır ve bu tür yaklaşımların etkinliği ve güvenliği hakkında yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Psikoz belirtileri yaşayan kişilerin, profesyonel bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmeleri ve uygun tedavi yöntemlerinin belirlenmesi önemlidir.
Alveoler hipoventilasyon ile obezite, aynı zamanda Pickwick sendromu veya obstrüktif uyku apnesi olarak da bilinir, aşırı kilolu veya obez bireylerde görülen solunum bozukluğu ile ilişkili bir durumdur. Bu durum, hava yollarının tıkanması ve solunum duraklamalarının (apne) yaşanması nedeniyle uyku sırasında oksijen seviyelerinin düşmesine yol açar.
Pickwick sendromunun belirtileri şunlardır:
- Aşırı uyku hali: Hasta, gündüz saatlerinde bile uykulu hisseder ve uyandıktan sonra hala yorgun hisseder.
- Horlama: Hastalar, uyku sırasında sesli ve düzensiz bir şekilde horlarlar.
- Gece terlemeleri: Hastalar, uyandıklarında nemli ve terli olabilirler.
- Uyku sırasında solunum duraklamaları: Uyuyan hasta, solunumunun tekrar başlamadan önce bir süre durduğu apne dönemlerini yaşar.
- Sabah baş ağrısı: Oksijen eksikliği nedeniyle, hasta sabahları baş ağrısı ile uyanabilir.
- Gündüz uyuklama: Hastalar, uyandıktan sonra uykusuzluk nedeniyle sık sık uyuklama ihtiyacı duyarlar.
Alveoler hipoventilasyon ile obezite durumunun tedavisi, kilo kaybına odaklanır, çünkü kilo kaybı solunum yollarındaki basıncı azaltarak ve solunumu iyileştirerek belirtileri hafifletir. Ayrıca, hasta obstrüktif uyku apnesinin ciddiyetine bağlı olarak sürekli pozitif hava yolu basıncı (CPAP) veya başka türde bir solunum cihazı kullanabilir. Bu tür cihazlar, solunum duraklamalarını önlemeye ve uyku sırasında daha iyi oksijen alımını sağlamaya yardımcı olur.
Alveoler hipoventilasyon ile obezite durumu, uygun tedavi ve kilo yönetimi ile başarılı bir şekilde yönetilebilir.
Alzheimer hastalığı, ilerleyici ve geri dönüşümsüz bir nörodejeneratif bozukluktur ve yaşlı yetişkinlerde demansın en yaygın nedenidir. Alzheimer hastalığı, beynin bazı bölgelerinde hücre ölümü ve işlev kaybıyla karakterize olup, zihinsel ve nöropsikolojik işlevlerde sürekli ve ilerleyici bir azalmaya yol açar.
Alzheimer hastalığının belirtileri şunları içerir:
- Hafıza kaybı: Hastalar, özellikle yeni bilgileri öğrenmede ve kısa vadeli hafızada sorunlar yaşarlar.
- Yargı ve düşünme becerilerinde bozulma: Alzheimer hastaları, karar vermede ve problem çözmede zorluklar yaşarlar.
- Günlük yaşam aktivitelerinde zorluk: Hastalar, günlük yaşamda temel işlevlerde (yemek yeme, banyo, giyinme) sorunlar yaşarlar.
- Dil ve konuşma problemleri: Alzheimer hastaları, kelimeleri bulma ve anlamlandırma konusunda zorluk çekerler.
- Kişilik ve davranış değişiklikleri: Alzheimer hastalığı olan kişilerde depresyon, anksiyete, paranoid düşünceler, sosyal geri çekilme ve huzursuzluk gibi duygusal ve davranışsal değişiklikler meydana gelebilir.
Alzheimer hastalığının kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir, ancak yaş, genetik faktörler ve yaşam tarzı gibi risk faktörleri bulunmaktadır. Hastalık, amiloid plakları ve nörofibriller yumaklar olarak bilinen anormal protein yapıları birikimi ile ilişkilendirilir. Bu yapılar, beyin hücrelerinin işlevini ve iletişimini bozar ve hücre ölümüne yol açar.
Alzheimer hastalığı için şu anda bir tedavi bulunmamakla birlikte, ilaçlar ve destekleyici bakım stratejileri semptomları yönetmeye ve hastanın yaşam kalitesini korumaya yardımcı olabilir. Alzheimer hastaları için mümkün olduğunca uzun süre bağımsız yaşamalarını desteklemek önemlidir. Ayrıca, erken tanı ve uygun müdahaleler hastanın ve bakım verenin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir.
Alzheimer hastalığı tip 1 veya daha sonra başlayan Alzheimer hastalığı, yaşlı yetişkinlerde görülen en yaygın Alzheimer hastalığı formudur. Bu hastalık, genellikle 65 yaşından sonra ortaya çıkan ve yaşla birlikte artan bir riskle karakterizedir. Tip 1 Alzheimer hastalığı, demansın en yaygın nedeni olarak kabul edilir.
Daha sonra başlayan Alzheimer hastalığının belirtileri ve özellikleri, Alzheimer hastalığının genel belirtileri ve özellikleri ile benzerdir. Bunlar şunları içerir:
- Hafıza kaybı: Hastalar, özellikle yeni bilgileri öğrenme ve kısa vadeli hafıza konularında sorunlar yaşarlar.
- Yargı ve düşünme becerilerinde bozulma: Alzheimer hastaları, karar verme ve problem çözmede zorluk yaşarlar.
- Günlük yaşam aktivitelerinde zorluk: Hastalar, günlük yaşamda temel işlevlerde (yemek yeme, banyo, giyinme) sorunlar yaşarlar.
- Dil ve konuşma problemleri: Alzheimer hastaları, kelimeleri bulma ve anlamlandırma konusunda zorluk çekerler.
- Kişilik ve davranış değişiklikleri: Alzheimer hastalığı olan kişilerde depresyon, anksiyete, paranoid düşünceler, sosyal geri çekilme ve huzursuzluk gibi duygusal ve davranışsal değişiklikler meydana gelebilir.
Daha sonra başlayan Alzheimer hastalığının kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir, ancak yaş, genetik faktörler ve yaşam tarzı gibi risk faktörleri bulunmaktadır. Hastalık, amiloid plakları ve nörofibriller yumaklar olarak bilinen anormal protein yapıları birikimi ile ilişkilendirilir. Bu yapılar, beyin hücrelerinin işlevini ve iletişimini bozar ve hücre ölümüne yol açar.
Alzheimer hastalığı için şu anda bir tedavi bulunmamakla birlikte, ilaçlar ve destekleyici bakım stratejileri semptomları yönetmeye ve hastanın yaşam kalitesini korumaya yardımcı olabilir. Alzheimer hastaları için mümkün olduğunca uzun süre bağımsız yaşamalarını desteklemek önemlidir. Ayrıca, erken tanı ve uygun müdahaleler hastanın ve bakım verenin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir.
Alzheimer hastalığı tip 2 veya erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı, genellikle 65 yaşından önce başlayan Alzheimer hastalığının daha nadir görülen bir formudur. Bu form, genetik faktörlerin daha büyük bir rol oynadığı durumlar için kullanılır. Erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı, toplam Alzheimer vakalarının yaklaşık %5’ini oluşturur.
Erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı, genellikle 40 ve 65 yaşları arasında başlar ve bazı durumlarda 30’lu yaşlarda bile başlayabilir. Erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı olan kişilerde, hastalığın genel olarak daha hızlı ilerlediği ve daha şiddetli semptomlar gösterdiği düşünülmektedir.
Erken başlangıçlı Alzheimer hastalığının belirtileri ve özellikleri, daha sonra başlayan Alzheimer hastalığının belirtileri ve özellikleri ile benzerdir. Ancak, bu formda belirtiler daha erken yaşta ortaya çıkar ve daha hızlı ilerleyebilir. Tipik belirtiler şunları içerir:
- Hafıza kaybı: Yeni bilgileri öğrenme ve kısa vadeli hafıza konusunda sorunlar yaşanır.
- Yargı ve düşünme becerilerinde bozulma: Karar verme ve problem çözmede zorluklar yaşanır.
- Günlük yaşam aktivitelerinde zorluk: Temel işlevlerde (yemek yeme, banyo, giyinme) sorunlar yaşanır.
- Dil ve konuşma problemleri: Kelimeleri bulma ve anlamlandırma konusunda zorluk çekilir.
- Kişilik ve davranış değişiklikleri: Depresyon, anksiyete, paranoid düşünceler, sosyal geri çekilme ve huzursuzluk gibi duygusal ve davranışsal değişiklikler yaşanabilir.
Erken başlangıçlı Alzheimer hastalığının genetik temeli, özellikle belirli gen mutasyonlarının (ör. APP, PSEN1 ve PSEN2 genlerindeki mutasyonlar) hastalığa neden olduğu otosomal dominant kalıtım yoluyla geçebilir. Bu durum, aile üyelerinde Alzheimer hastalığı riskinin önemli ölçüde arttığı anlamına gelir.
Erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı için şu anda bir tedavi bulunmamakla birlikte, ilaçlar ve destekleyici bakım stratejileri semptomları yönetmeye ve hastanın yaşam kalitesini korumaya yardımcı olabilir. Alzheimer hastaları için mümkün olduğunca uzun süre bağımsız yaşamalarını desteklemek önemlidir. Ayrıca, erken tanı ve uygun müdahaleler hastanın ve bakım verenin yaşam kalites itesini artırabilir.
Alzheimer hastaları ve aileleri için yapılan araştırmalar ve destek hizmetleri sürekli gelişmektedir. Başlıca destek stratejileri şunları içerir:
- İlaç tedavisi: Alzheimer hastalığı için reçeteli ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar hafıza kaybı, düşünce bozuklukları ve davranışsal belirtileri yönetmeye yardımcı olabilir. Erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı için de kullanılabilirler.
- Psikososyal destek: Hastalar ve aileleri için psikolojik, sosyal ve pratik destek sunan hizmetler mevcuttur. Bu hizmetler bilişsel terapi, aile terapisi, sosyal beceri eğitimi ve günlük yaşam aktiviteleri için destek sağlayabilir.
- Bakım hizmetleri: Alzheimer hastaları için evde bakım ve yaşlı bakım tesislerinde uzman bakım hizmetleri sunulmaktadır. Bu hizmetler, hastaların ihtiyaçlarına ve yaşam kalitesine uygun bir ortam sağlamaya yardımcı olur.
- Eğitim ve bilgilendirme: Alzheimer hastaları, aileleri ve bakım verenler için eğitim ve bilgilendirme hizmetleri mevcuttur. Bu hizmetler, hastalık hakkında bilgi sağlamak, yaşam becerilerini geliştirmek ve bakım verenler için stres yönetimi stratejileri sunmak amacıyla sunulur.
- Araştırma ve klinik çalışmalar: Alzheimer hastalığına yönelik yeni tedavi yaklaşımlarının keşfi için sürekli araştırmalar ve klinik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar, hastalığın nedenlerini, tanısını ve tedavisini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı olan kişiler ve aileleri için, doğru bilgi ve destek hizmetlerine erişim, hastalıkla başa çıkmak için önemli bir kaynaktır. Hastaların ve ailelerinin yaşam kalitesini ve bağımsızlığını korumak için zamanında ve uygun destek sağlamak önemlidir.
Bu demans hastalığı, Alzhemer hastalığı’nın çerçevesinde, açıkça atipik özellikler gösteren aynı anda erken ve geç tip olarak nitelendirilen Alzheimer hastalığının bir çeşididir.
Alzheimer tipi atipik demans, Alzheimer hastalığının tipik belirtilerinden farklı semptomlar gösteren bir demans türüdür. Geleneksel Alzheimer hastalığında, hafıza kaybı ve düşünce bozuklukları öncelikli belirtilerdir. Bununla birlikte, atipik Alzheimer demansında, hastaların semptomları ve progresyonları daha değişkendir ve tipik Alzheimer hastalığından farklı bir seyir izleyebilir.
Atipik demansın belirtileri şunları içerebilir:
- Dil becerilerinde azalma: Atipik Alzheimer demansında, dil becerileri ve sözlü iletişimde zorluklar daha belirgin hale gelebilir.
- Davranışsal değişiklikler: Hasta, kişilik değişiklikleri, ajitasyon, depresyon veya sosyal geri çekilme gibi tipik olmayan davranışsal belirtiler gösterebilir.
- Hareket ve koordinasyon sorunları: Hastalar, hareket ve koordinasyon problemleri, yürüme ve denge sorunları gibi tipik olmayan motor belirtiler yaşayabilir.
- Görme ve/veya işitsel sorunlar: Bazı atipik Alzheimer demansı olan hastalar, görsel ve/veya işitsel işleme sorunları yaşayabilir.
Atipik Alzheimer demansının teşhisi, genellikle tipik Alzheimer hastalığından farklı belirtiler gösteren hastaların değerlendirilmesi ve test edilmesi yoluyla yapılır. Bu süreç, kapsamlı nöropsikolojik testler, beyin görüntüleme ve bazen beyin omurilik sıvısı analizi içerebilir.
Atipik Alzheimer demansının tedavisi, tipik Alzheimer hastalığı için kullanılan yaklaşımlara benzerdir, ancak hastanın semptomlarına ve ihtiyaçlarına özgü hale getirilmiştir. Bu, ilaç tedavisi, psikososyal destek, bilişsel terapi ve yaşam becerileri eğitimi gibi çeşitli tedavi ve destek stratejilerini içerebilir. Atipik Alzheimer demansı olan hastaların ve ailelerinin, hastalıkla başa çıkmak için uygun bilgi ve destek hizmetlerine erişimi önemlidir.