Alaca karanlık hali

Bu ani ve geçici (yani geçici) bir bilinç durumu daralmasıdır. Aynı zamanda etkilenenlerin dış uyaranlara yalnızca sınırlı bir ölçüde veya çevreye sadece sınırlı ölçüde veya yanlış veya hatta hiç tepki vermedikleri biliç seviyesinin bulanıklaşması vardır.

Etkilenenler artık algılayamazlar. Geniş anlamda gerçeklikle hayal arası bir durumu olan yetersiz bilgi ve bilinç hali vardır. Alaca karanlık hali ile deliryum arasında ayırt edilmesi zor bir benzerlik vardır. Etkilenenler akut organik psikozlar ile dezoryantasyon ve karışıklık semptomları gösterirler.

Alacakaranlık durumunda birkaç güne kadar devam eten saatlerce süren trans hali gösterirler. Bu durum bazı nadir durumlarda haftalarca sürdüğü de gözlemlenmiştir.

Etkilenenlerin bazı durumlarda sadece biraz dikkatinin dağılmış olduğu ve harici olarak başka göze çarpan bir durumunun olmadığı durumları da mümkündür.

Alacakaranlık durumları, ensefalitli psikojenik şok gibi psikojenik bozuklukları olan diğer şeylerin yanı sıra ortaya çıkar.

Yaşla ilgili dolaşım bozuklukları gibi vasküler beyin hasarı, travma ve travmatik beyin hasarı gibi ciddi fiziksel yaralanmalarla birlikte, epilepside ve ayrıca epileptik nöbet sonrası ortaya çıkan bir postictal alacakaranlık durumu olarak ortaya çıkabilir. Bazen de alkolün ve diğer maddelerin kötüye kullanılması bu duruma sebep olabilir.

Etkilenenlerin dışarıya yönelik ve dışarıya doğru göze çarpan davranışlarında düzensiz alaca karanlık halinden bahsedilebilir.

Durum, kişinin dikkatinin içe doğru yönlendirilmesi durumunda, etkilenenlerin düşünme süreçleri bozulduğundan, yanıltıcı yanlış anlamalar ve halüsinasyonlar oluşur.

Genel olarak, etkilenenlerin hareket etme yeteneği bozulmadan kalmaktadır.

Alacakaranlık hali çoğunlukla kalitatif bir bilinç bozukluğudur ve bunu genellikle etki süresi boyunca amnezi izler.

Alaca karanlık hali, güneşin ufuktan henüz doğmadığı veya batmış olduğu, ancak hala yeterli ışık sağladığı dönemdir. Alaca karanlık hali, günün başlangıcında ve sonunda oluşan bu geçiş dönemlerini ifade eder. Alaca karanlık hali, genellikle gökyüzünün renklerinde ve ışık seviyelerinde değişikliklerle karakterizedir.

Alaca karanlık hali üç ana türe ayrılır:

  1. Sivil alacakaranlık: Güneşin ufuktan 6 derece altında olduğu zaman dilimidir. Sivil alacakaranlık sırasında, çoğu insan dışarıda yapılan etkinlikler için yeterli ışığı sağlar. Bu süre zarfında araç sürmek için genellikle farlara gerek duyulmaz.
  2. Nautik alacakaranlık: Güneşin ufuktan 6 ila 12 derece altında olduğu zaman dilimidir. Bu dönemde, ufuk çizgisi hala görülebilir ve denizciler için navigasyon amaçlı gözlem yapmak mümkündür. Bu nedenle, „nautik“ terimi bu tür alacakaranlık için kullanılır.
  3. Astronomik alacakaranlık: Güneşin ufuktan 12 ila 18 derece altında olduğu zaman dilimidir. Bu süre zarfında, gökyüzü karanlıklaşır ve gökbilimciler için gözlem yapmak daha uygun hale gelir. Astronomik alacakaranlık, gecenin tam karanlık olduğu süre ile gece gözlemlerine başlamak için ideal bir zaman dilimidir.

Alaca karanlık halleri, mevsimlere ve coğrafi konuma bağlı olarak farklılık gösterir. Dünyanın kutup bölgelerinde, alaca karanlık halleri daha uzun sürebilir ve bazı durumlarda güneşin hiç batmadığı veya hiç doğmadığı dönemlerle karşılaşılabilir.

Alacakaranlık hali (nöbetleri)

Ayrıca temporal (loblu) epilepsi, psikomotor nöbetler.

Alacakaranlık hali nöbetleri, epilepsi nöbet türü olan ve genellikle bilinç bulanıklığı ve farkındalık kaybı ile karakterize olan nöbetlerdir. Bu terim, tipik olarak, nöbet sırasında kişinin ne tamamen bilinçli ne de tamamen bilinçsiz olduğu durumları anlatmak için kullanılır. Başka bir deyişle, bu nöbetler sırasında kişi alacakaranlık benzeri, yarı uyanık bir hali yaşar.

Alacakaranlık hali nöbetleri, genellikle temporal lob epilepsisiyle ilişkilidir. Temporal loblar, beynin her iki tarafında bulunan ve hafıza, duygu ve dil işleme gibi önemli işlevlere sahip olan alanlardır. Alacakaranlık hali nöbetleri, beyindeki elektriksel aktivitenin anormal bir şekilde artması ve yayılması nedeniyle ortaya çıkar.

Alacakaranlık hali nöbetlerinin belirtileri şunları içerebilir:

  1. Ani başlangıç ve bitiş
  2. Bilinç bulanıklığı ve dikkat dağınıklığı
  3. Hafıza kaybı veya karışıklık
  4. Duygusal değişiklikler, özellikle korku, panik veya öfke
  5. Karmaşık otomatik davranışlar, kişi farkında olmadan yapar (örneğin, elbiselerini düzeltme, düğmelerle oynama, ağız hareketleri)
  6. Hareket koordinasyonunda zorluk

Alacakaranlık hali nöbetlerinin tedavisi, nöbetlerin şiddetine ve sıklığına, neden olan altta yatan duruma ve kişinin yaşına ve genel sağlığına bağlı olarak değişir. Tedavi seçenekleri şunları içerebilir:

  1. İlaç tedavisi: Anti-epileptik ilaçlar, nöbetleri kontrol altına almak ve sıklığını azaltmak için kullanılır.
  2. Vagus siniri stimülasyonu: Vagus sinirine düzenli elektriksel uyarılar gönderen bir cihaz kullanılarak nöbet sıklığı ve şiddeti azaltılabilir.
  3. Cerrahi müdahale: Nöbetlerin başladığı beyin bölgesinin cerrahi olarak çıkarılması, bazı durumlarda etkili bir tedavi seçeneği olabilir.

Alacakaranlık hali nöbetleri yaşayan kişiler, nöbetleri yönetmek ve yaşamlarının kalitesini artırmak için doktorları ve diğer sağlık profesyonelleri ile birlikte çalışmalıdır.

Alacakaranlık tedavisi

Hastayı yatalak yapmadan uyku halindeki alacakaranlık durumuna sokması gereken, tedaviye dirençli şiddetli şizofrenik veya manik, depresif veya epileptik uyarılma durumlarının tedavisi için kas içi, intravenöz veya oral nöroleptiklerin kullanıldıldığı tedavi için kullanılan terim.

Alacakaranlık tedavisi, özellikle mevsimsel duygudurum bozukluğu (SAD) gibi bazı depresyon türlerini tedavi etmek için kullanılan bir ışık tedavisi şeklidir. Bu tedavi, kış aylarında azalan güneş ışığı nedeniyle ortaya çıkan enerji eksikliği ve duygudurum değişikliklerini hedef alır. Alacakaranlık tedavisi, sabahları ve akşamları düzenli olarak parlak ışığa maruz kalmayı içerir, bu da güneşin doğuşu ve batışı arasındaki gün ışığı süresini uzatarak enerji düzeylerini ve duygudurumu iyileştirmeyi amaçlar.

Alacakaranlık tedavisi, genellikle özel olarak tasarlanmış parlak ışık kutuları kullanılarak uygulanır. Bu cihazlar, güneş ışığına benzeyen ancak ultraviyole ışınlar içermeyen bir ışık kaynağı sağlar. Tedavi sürecinde, kişi sabahları ve akşamları belirli bir süre boyunca ışık kutusuna yakın bir mesafede oturur. İdeal maruz kalma süresi ve mesafesi, kişinin ihtiyaçlarına ve cihazın özelliklerine bağlı olarak değişir.

Alacakaranlık tedavisi, SAD ve diğer depresyon türleri için etkili bir tedavi seçeneği olabilir. Tedavinin faydaları şunları içerir:

  1. Duygudurumun iyileştirilmesi
  2. Enerji düzeylerinin artırılması
  3. Uyku kalitesinin iyileştirilmesi
  4. Odaklanma ve konsantrasyonun artırılması

Alacakaranlık tedavisi, genellikle düşük yan etkilere sahip olup, diğer depresyon tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabilir. Bununla birlikte, bu tedavi herkes için uygun olmayabilir. Özellikle göz rahatsızlığı olan kişiler veya bipolar bozukluk yaşayanlar, alacakaranlık tedavisine başlamadan önce doktorlarıyla konuşmalıdır.

Alacakaranlık tedavisi, özellikle kış aylarında yaşanan depresyon belirtileri için etkili bir yöntemdir. Bu tedavi, diğer depresyon tedavileri ile birlikte kullanılarak duygudurum ve enerji seviyelerini iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Alan bağımlılığı

Esansiyel ve esansiyel olmayan uyaranları ayırt etme yeteneği.

Alan bağımlılığı, bir bireyin belirli bir mekân veya ortamla ilişkili olarak aşırı bağlılık, duygusal yatırım ve/veya güvende hissetme ihtiyacı yaşaması durumudur. Bu terim, genellikle mekân veya ortamın kişiye sağladığı rahatlama, destek ve güvence nedeniyle bireyin bu alanlara olan bağımlılığını anlatmak için kullanılır.

Alan bağımlılığı örnekleri şunları içerebilir:

  1. Ev bağımlılığı: Ev bağımlılığı, bir kişinin kendi evine duyduğu aşırı bağlılık ve güvende hissetme ihtiyacıdır. Bu durum, sosyal fobiden, aşırı kaygıdan veya dış dünyayla başa çıkma zorluğundan kaynaklanabilir. Ev bağımlılığı yaşayan bireyler, evlerinden ayrılmaktan kaçınabilir ve sosyal etkileşimlerde bulunmaktan rahatsızlık duyabilirler.
  2. İş bağımlılığı: İş bağımlılığı, bir kişinin iş ortamına ve çalışma rutinine aşırı bağlılık göstermesidir. İş bağımlılığı yaşayan bireyler, işleri dışında başka aktivitelerle ilgilenmekte zorlanabilir ve boş zamanlarını nasıl değerlendirecekleri konusunda endişe duyabilirler.
  3. Okul bağımlılığı: Okul bağımlılığı, özellikle öğrenciler ve akademisyenler arasında görülen, eğitim ve akademik başarıyla ilgili aşırı bağlılık durumudur. Okul bağımlılığı yaşayan bireyler, sosyal yaşamlarını ve kişisel ilişkilerini ihmal edebilir ve sürekli olarak eğitim ve akademik hedeflerine odaklanabilirler.

Alan bağımlılığı, bireyin yaşam dengesini ve genel yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Alan bağımlılığı yaşayan bireyler, zaman içinde sosyal izolasyon, sınırlı yaşam deneyimleri ve duygusal problemler yaşayabilirler. Bu durumun üstesinden gelmek için bireyler, profesyonel yardım alarak ve yaşamlarında daha dengeli bir yapı oluşturarak alan bağımlılığının olumsuz etkilerini azaltabilirler.

Alan teorisi

Çevresel önemi olan mekanik olmayan eylem teorisi.

Merkezcil ve merkezkaç kuvvetlerin kendiliğinden organizasyonu.

Alan teorisi, sosyal psikoloji ve Gestalt psikolojisi alanlarında ortaya çıkan ve bireyin davranışlarını, deneyimlerini ve algılarını anlamak için sosyal, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkileşimini inceleyen bir kavramdır. Alan teorisine göre, bireyin deneyimleri ve davranışları, kişisel özelliklerle çevresel koşullar arasındaki dinamik etkileşimlerin bir sonucudur.

Kurt Lewin, alan teorisinin öncülerinden biridir ve bu teorinin temel prensiplerini şu şekilde özetlemiştir:

  1. Davranış, bireyin iç dünyası ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle belirlenir.
  2. İnsan deneyimi ve davranışı, bireyin yaşadığı ve algıladığı „yaşam alanı“ (ya da „psikolojik alan“) içinde ele alınmalıdır.
  3. Yaşam alanı, bireyin iç dünyası, çevresel koşullar ve sosyal bağlamların birleşimidir ve bu faktörlerin her biri davranışı etkileyebilir.
  4. Yaşam alanındaki değişiklikler, deneyim ve davranıştaki değişikliklere yol açabilir.
  5. Bireylerin deneyimleri ve davranışları, yaşam alanındaki güçlerin ve gerilimlerin dengesine bağlıdır.

Alan teorisi, sosyal psikoloji ve Gestalt psikolojisi için önemli bir temeldir ve insan davranışlarını anlamak için bütünsel bir yaklaşım sunar. Bu teori, insan deneyimini ve davranışını karmaşık ve dinamik bir süreç olarak kabul eder ve bireyin deneyimlerini ve davranışlarını anlamak için çevresel ve sosyal faktörlerin dikkate alınması gerektiğini vurgular.

Alan teorisi, insan davranışının ve deneyiminin anlaşılması için birçok sosyal psikoloji ve Gestalt psikoloji çalışmasının temelini atmıştır. Bu teori, insanlar arası ilişkiler, liderlik, öğrenme, motivasyon ve çatışma çözme gibi konuların incelenmesine katkıda bulunmuştur.