Alkaloid

Alımı insan organizması üzerinde belirli fizyolojik etkileri olan, çoğunlukla bitki kaynaklı hafif alkali bir bileşik için kullanılan kimyasal isim.

Alkaloidler, çoğunlukla bitkilerde bulunan, azot içeren doğal olarak oluşan organik bileşiklerdir. Alkaloidler, genellikle farmakolojik etkileri ve biyolojik aktiviteleri nedeniyle önemlidir. Birçok alkaloid, tıbbi ve farmasötik uygulamalarda kullanılır, ancak bazıları toksik veya uyuşturucu etkilere sahip olabilir.

Alkaloidlerin yapısı ve etkileri büyük ölçüde çeşitlilik gösterir, ancak genellikle heterosiklik halkalar ve azot atomları içeren karmaşık moleküler yapıları vardır. Alkaloidler, bitkilerde genellikle alkalik (bazik) özelliklere sahip oldukları için bu adı almışlardır.

Birçok alkaloid, tıp ve farmakoloji alanlarında önemli bir yere sahiptir. Bazı önemli alkaloidler şunlardır:

  1. Morfin: Afyon haşhaşından elde edilen güçlü bir ağrı kesici ve narkotik etkiye sahip bir alkaloiddir. Morfin, tıbbi amaçlarla şiddetli ağrıların tedavisinde kullanılır.
  2. Kodein: Afyon haşhaşında bulunan başka bir alkaloid olup, öksürük kesici ve hafif ağrı kesici etkisi nedeniyle tıpta kullanılır.
  3. Atropin: Belladonna bitkisinden elde edilen bir alkaloiddir ve göz hastalıklarında, kalp durumlarında ve bazı zehirlenmelerde kullanılır.
  4. Kafein: Çay, kahve ve kakao gibi bitkilerde bulunan bir alkaloid olup, merkezi sinir sistemini uyarıcı ve hafif diüretik etkileri nedeniyle sıkça tüketilir.
  5. Nikotin: Tütün bitkisinde bulunan ve sigara, puro ve diğer tütün ürünlerinde kullanılan bir alkaloiddir. Nikotin, bağımlılık yapan ve sağlık üzerinde olumsuz etkileri olan bir maddedir.

Alkaloidlerin bazıları, tıbbi kullanımlarının yanı sıra, zehirli veya tehlikeli etkilere de sahip olabilir. Bu nedenle, alkaloid içeren bileşiklerin kullanımı sıklıkla düzenlenir ve uygun dozlarda ve kontrollerde gerçekleştirilir.

Alkaloidler

Alkaloidler, çeşitli bitkiler tarafından oluşturulan ve heterosiklik olarak bağlı azot atomları (halkalarında oksijen gibi başka atomlar bulunan halka bağlı azot atomları) içeren doğal olarak oluşan kimyasal bileşiklerdir. Basitçe söylemek gerekirse, bunlar organik, azotlu ve çoğunlukla alkali doğal olarak oluşan bileşiklerdir.

Alkaloid ismi, 1819 yılında eczacı Carl Friedrich Wilhelm Meißner’den gelmektedir.

Alkaloitlerin kendilerinin suda çözünmesi zor olsa da, tuzları genellikle daha kolay çözülür. Alkaloitlerin çoğu akiro aziümedir türevleridir. Uygulamada en önemli alkaloit morfindir. Afyon (haşhaş) da diğer alkaloidlerdendir. Birbirine benzeyen ve melek trompeti ve diken elmasının toksinlerini oluşturan atropin, hiyosiyamin ve skopolamin de büyük önem taşır. Digitoksin toksik aktif bileşen olan, yüksük otu aynı zamanda önemli bir alkaloitdir. Özellikle eroin de dahil olmak üzere birçok alkaloit sentetik olarak üretilir.

Kimyasal yapıya göre, alkaloidler gruplara ayrılır:

  • Pirrol türevleri: higrin, stakidrin, pridin

  • Piperidin: Koniin, Nikotin, Lobelin

  • Tropan: atropin. kokain

  • Kinolin: kinin, striknin

  • İzokinolin: papaverin, narkotin

  • İndol: Harmin

  • Glikoksalin: pilokarpin

  • Pürin: kafein, teobromin

  • Kararsız alkaloidler: efedrin, hordenin ve

  • Diğer: Akonitin.

Alkaloidler, doğada çoğunlukla bitkilerde bulunan ve azot içeren organik bileşikler grubudur. Alkaloidler, farmakolojik etkileri ve biyolojik aktiviteleri nedeniyle önemlidir ve genellikle tıbbi ve farmasötik alanlarda kullanılır. Bununla birlikte, bazı alkaloidlerin toksik ve uyuşturucu etkileri de olabilir.

Alkaloidlerin yapıları ve etkileri büyük çeşitlilik gösterir, ancak tipik olarak heterosiklik halkalar ve azot atomları içeren karmaşık moleküler yapıları vardır. Alkaloidler, bitkilerde genellikle alkalik (bazik) özelliklere sahip oldukları için bu adı almışlardır.

Alkaloidlerin bazı önemli örnekleri şunlardır:

  1. Morfin: Afyon haşhaşından elde edilen güçlü bir ağrı kesici ve narkotik etkiye sahip bir alkaloiddir. Morfin, tıbbi amaçlarla şiddetli ağrıların tedavisinde kullanılır.
  2. Kodein: Afyon haşhaşında bulunan başka bir alkaloid olup, öksürük kesici ve hafif ağrı kesici etkisi nedeniyle tıpta kullanılır.
  3. Atropin: Belladonna bitkisinden elde edilen bir alkaloiddir ve göz hastalıklarında, kalp durumlarında ve bazı zehirlenmelerde kullanılır.
  4. Kafein: Çay, kahve ve kakao gibi bitkilerde bulunan bir alkaloid olup, merkezi sinir sistemini uyarıcı ve hafif diüretik etkileri nedeniyle sıkça tüketilir.
  5. Nikotin: Tütün bitkisinde bulunan ve sigara, puro ve diğer tütün ürünlerinde kullanılan bir alkaloiddir. Nikotin, bağımlılık yapan ve sağlık üzerinde olumsuz etkileri olan bir maddedir.

Alkaloidlerin bazıları, tıbbi kullanımlarının yanı sıra, zehirli veya tehlikeli etkilere de sahip olabilir. Bu nedenle, alkaloid içeren bileşiklerin kullanımı sıklıkla düzenlenir ve uygun dozlarda ve kontrollerde gerçekleştirilir.

Alkaloz

Bu, alkali rezervindeki bir artışa veya asit eksikliğine karşılık gelen kandaki bazlardaki bir artıştır.

Alkaloz, aşırı alkali tedarikinin veya bu maddelerin böbrekler tarafından salınmamasının bir sonucu olarak bulunur. Ayrıca hiperventilasyondan da kaynaklanabilir. Alkalozun sonucu, tetanik konvülsiyonlar patlayana kadar artabilen nöromüsküler uyarılabilirlikte bir artıştır.

Alkaloz, vücut sıvılarının pH seviyesinin normalden daha yüksek (alkali) olduğu bir durumdur. Normalde, insan vücudundaki kan pH seviyesi yaklaşık olarak 7.35 ile 7.45 arasında olmalıdır ve bu değerlerin üzerinde bir pH, alkaloz olarak kabul edilir. Alkaloz, vücudun asit-baz dengesinde bir bozulmayı gösterir ve çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir.

Alkaloz, başlıca iki türe ayrılır:

  1. Respiratuvar alkaloz: Bu durum, kanın karbondioksit (CO2) seviyesinin düşmesiyle ilişkilidir. Hızlı veya derin nefes alma, yüksek irtifalı bölgelerde yaşamak ve bazı akciğer hastalıkları respiratuvar alkalozun nedeni olabilir. Bu durumun belirtileri arasında baş dönmesi, titreme, hızlı nefes alma ve kalp çarpıntısı bulunur.
  2. Metabolik alkaloz: Bu durum, vücudun bikarbonat düzeyindeki artış nedeniyle ortaya çıkar ve genellikle böbreklerin asitlerin atılımında veya bazların geri emiliminde işlev bozukluğu sonucu gelişir. Metabolik alkalozun nedenleri arasında aşırı kusma, diüretik ilaçların kullanımı, adrenal bezlerin aşırı aktivitesi ve aşırı miktarda bikarbonat tüketimi bulunur. Bu durumun belirtileri arasında kas krampları, el ve ayaklarda karıncalanma, düşük kan basıncı ve hızlı kalp atışı yer alır.

Alkalozun tedavisi, genellikle altta yatan nedenin belirlenmesi ve düzeltilmesini içerir. Örneğin, respiratuvar alkaloz için solunum hızının düzeltilmesi, metabolik alkaloz içinse bikarbonat düzeylerinin düzeltilmesi gerekebilir. Ciddi durumlarda, doktorlar tarafından verilen asidik ilaçlar veya intravenöz tedavilerle asit-baz dengesinin yeniden sağlanması sağlanır.

Alkaptonüri hastalığı

Bu, homojenitik asidin parçalanmasını önleyen genetik bir bloğun neden olduğu resesif kalıtsal bir metabolik bozukluktur.

Bozukluğun genellikle hasta için ciddi sonuçları yoktur.

Alkaptonüri, nadir görülen ve genetik olarak kalıtsal olan bir metabolik bozukluktur. Bu durum, homogentizik asit oksidaz adı verilen bir enzimin eksikliği veya yokluğu nedeniyle vücutta homogentizik asit adı verilen bir maddenin birikmesine yol açar. Alkaptonüri, genellikle otozomal resesif bir kalıtım yoluyla geçer, yani her iki ebeveyn de bu hastalığa neden olan genin taşıyıcısı olmalıdır.

Alkaptonüri hastalığı olan kişilerde genellikle aşağıdaki belirtiler ve komplikasyonlar görülür:

  1. Homogentizik asidüri: İdrarda homogentizik asit seviyelerinin anormal derecede yüksek olması. İdrar, havayla temas ettikçe koyu renkte veya siyah hale gelebilir.
  2. Ochronosis: Homogentizik asitin bağ dokusunda birikmesi nedeniyle, deri, kıkırdak ve diğer bağ dokularının koyulaşması ve mavimsi-siyah renkte olması. Bu durum, özellikle dış kulak, el ve ayak eklemleri ve beyaz gözün (sklera) bazı bölgelerinde görülür.
  3. Eklem ve kemik sorunları: Homogentizik asitin birikmesi, eklem ağrısı, sertlik, iltihaplanma ve artrite (özellikle kalça, diz ve omuz eklemlerinde) neden olabilir. Ayrıca omurgada kireçlenme, kemiklerde kırılma ve eklemlerde deformasyon gibi kemik sorunlarına yol açabilir.
  4. Böbrek ve taş oluşumu: Alkaptonüri hastalarında, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve böbrek taşı oluşumu gibi böbrek problemleri daha sık görülür.

Alkaptonüri hastalığının kesin bir tedavisi yoktur, ancak semptomların yönetilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması amaçlanır. Tedavi, ağrı kesiciler, anti-inflamatuar ilaçlar ve fizik tedavi gibi semptomları hafifletmeye yönelik tedavileri içerebilir. Bazı durumlarda, ciddi eklem hasarı nedeniyle eklem protezi ameliyatı gerekebilir. Ayrıca, düşük proteinli bir diyet veya belirli amino asitlerin (fenilalanin ve tirozin) kısıtlanması, homogentizik asit üretiminin azaltılması ve hastaların semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Alkilamin aril N-metil transferaz

Bu, serotonini (AANMT) parçalayabilen bir enzimdir.

Alkilamin aril N-metiltransferaz (AANMT), biyolojik sistemlerde önemli bir enzimdir ve metil grubunu (CH3) bir alkilamin molekülünden bir arilamin molekülüne transfer etme işlemini gerçekleştirir. Bu metilasyon reaksiyonları, biyolojik süreçlerde yaygın olarak görülür ve birçok doğal bileşiğin yapısını ve işlevini etkiler.

AANMT enzimi, biyolojik sistemlerde birçok önemli rol oynar. Özellikle, nörotransmiterler ve hormonlar gibi biyoaktif aminlerin sentezi ve metabolizması için önemlidir. AANMT, nörotransmiterlerin sentezinde kullanılan bir dizi enzim reaksiyonunu katalizler ve bu süreçlerin düzgün işlemesi, sinir sistemi ve beyin işlevlerinin düzgün çalışması için gereklidir.

AANMT enziminin işlevi, nörolojik ve psikiyatrik bozukluklarla ilgili araştırmalarda da önemli bir rol oynamaktadır. Enzimin aktivitesindeki anormal düzenlemeler, nörotransmitter dengesizlikleri ve beyin işlevindeki bozukluklara katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. AANMT hedefli ilaçlar ve terapiler, bu tür bozuklukların tedavisinde potansiyel olarak faydalı olabilir.

Özetle, alkilamin aril N-metiltransferaz, biyolojik sistemlerde önemli bir enzimdir ve nörotransmiterlerin ve hormonların sentezi ve metabolizmasında önemli bir rol oynar. Bu enzimin işlevi ve düzenlenmesi, sinir sistemi ve beyin işlevlerinin anlaşılması ve tedavi edilmesi için önemli araştırma alanlarıdır.

Alkol

Alkol, kimyasal bileşiklerin geniş bir grubunu ifade eder ve genellikle bir hidroksil (-OH) grubu içeren organik bileşiklerdir. Bununla birlikte, günlük konuşmalarda „alkol“ terimi, genellikle etanol (etil alkol) olarak adlandırılan alkol türüne işaret eder. Etanol, alkollü içeceklerde bulunan ve insanlar tarafından tüketilen ana bileşendir.

Etanol, şarap, bira, votka ve likör gibi alkollü içeceklerin üretiminde mayalanma sürecinde ortaya çıkar. Mayalanma, şekerlerin (genellikle meyve şekerleri veya tahıl şekerleri) maya hücreleri tarafından alkol ve karbondioksite dönüştürülmesi işlemidir. Etanol, merkezi sinir sistemini (beyin ve omurilik) etkileyen bir maddedir ve tüketimi insanların ruh hallerini, davranışlarını ve fiziksel koordinasyonlarını etkileyebilir.

Alkolün (etanolün) etkileri, tüketilen miktar ve süre, kişinin yaşına, kilosuna, cinsiyetine ve alkol toleransına bağlı olarak değişir. Alkolün hafif tüketimi, bazı insanlarda gevşeme, sıcaklık ve sosyalleşme gibi olumlu duygulara neden olabilir. Bununla birlikte, aşırı alkol tüketimi, zararlı fiziksel ve zihinsel etkilere, alkol bağımlılığına ve uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Alkol zehirlenmesi, karaciğer hasarı, mide ülserleri, pankreatit, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi alkolün kronik kullanımının sonucu olan sağlık sorunlarına ek olarak, alkol kullanım bozukluğu ve bağımlılığı da önemli toplum sağlığı sorunlarıdır. Alkol kullanımının düzenlenmesi ve alkol tüketiminin sorumlu bir şekilde sınırlandırılması, bu tür sağlık sorunlarının önlenmesine ve azaltılmasına yardımcı olabilir.

Alkol, insanlığın en eski uyuşturucu etkisi olan içeceklerden biridir. Bira üreten ilk kültürler Sümerler’dir. Onları Mısırlılar izledi. Yunanlılar şarabı keşfetti. Orta Çağ’da, Araplar alkolün damıtma ile konsantre olabileceğini keşfettiler. Şarap ve ekmek o zamanlar ana gıda maddeleri olduğundan, Hıristiyanlık onları kutsallık seviyesine yükseltti. Kandaki binde 5-8 (Promil) konsantrasyonda, alkol zehirlenmesinden insanların % 90’ı ölür. Alkol öncelikle beyninde duyguları ve farkındalığı kontrol eden bölgeleri etkiler. Alkolikler yiyeceklerinin büyük bir bölümünü alkol olarak aldığından ve alkolde bir vitamin emici olduğundan zamanla bu kişilerde vitamin eksikliği oluşur. Aşırı tüketimden sonra. Sinirlilik, uykusuzluk, yorgunluk, şiddetli terleme, baş ağrısı ve kendini hasta, bitkin hissetme belli başlı belirtilerdir. Alkol zehirlenmesinin psikolojik etkileri şunlardır: özeleştirisi düşük, kolay sinirlilik hali, disinhibisyon, konsantrasyon ve koordinasyonunun bozulması, yorgunluk. Kandaki alkol seviyesi keskin bir şekilde yükseldiğinde, belli bir zaman sonra bilinç kaybı başlar, bundan sonra beyindeki solunum merkezi kontrolden çıkar, buna bağlı olarak kalp ve kandaki dolaşım da sekteye uğrar. Vücuk sıcaklığının kontrol düzeni bozulur, mide mukozasının alkol alımından dolayı tahriş olması nedeniyle, aşırı alkol alanlar üşüdüklerinin (hipotermi) farkına varamazlar. Bu nedenle açık yerlerde kontrolsüz bir şekilde aşırı alkol tüketenlerin çoğu donarak ölme tehlikesindedirler.

Alkol aşağıdaki hastalıklara neden olur: polinörit, pakidisit, Alkol embriyopatisi, özofagus kanseri ve mide kanseri. Psikolojik komplikasyonlar deliryum tremenleri (halüsinasyon sanrıları) ve Korsakow hastalığı (kafa karışıklığı, yönelim bozukluğu, ciddi şekilde zayıflamış hafıza).

Etkilenenler genellikle stres, hayal kırıklığı, keder veya çok fazla alkol tüketilen sosyal bir ortam yoluyla alkolik olurlar. Bu bağımlılık oldukça damgalandığından, hastalar sosyal gerilemeden uzun süre acı çekerler ve utandıklarından dolayı gizlice alkol alımına devam ederler.

Alkol keyif verici ve bağımlılık yapan bir maddedir. Küçük miktarlarda tüketildiğinde, artan uyarıcı ve aşırı abartılı mutluluk duygusuna (öfori) neden olur, ancak aşırı alkol tüketimi gibi davranışsal kişilik değişikliklerine özellikle saldırganlığa yol açabilir.

Alkol genellikle, farklı hammaddelerden şekeri fermente ederek elde edilen ve sarhoş edici bir etkiye sahip olan alkol grubuna ait etil alkole karşılık gelir. Alkol, edinimi, bulundurulması ve ticareti yasal olan, bağımlılık yapan maddelerdendir.

Alkol´ün Tarih ve kökenine kısa bir bakış

Arapça al-kuhl kelimesinden türetilen alkol terimi, „en iyi, ince toz“ anlamına gelen İspanyolca’ya geçmiş ve aslen şarabın ince, uçucu bileşenlerini tanımlamak için kullanılmıştır.

Bir gıda, keyif verici ve uyuşturucu olarak alkollü içeceklerin binlerce yıl öncesine dayanan bir geleneği vardır. Sümerler ve Akkaderler tarafından zaten biliniyorlardı ve eski Mısır dizinlerinde ekmek ve bira ödeme aracı olarak kullanılır ve ücretler bununla ödenirdi. Bununla birlikte, alkol güvenilir ve herzaman mevcut ve dayanıklı olmadığından, yaygın kullanımına rağmen, antik çağda bu ödeme bağımlılığının bir değeri ve gelişimi oluşmadı. Alkol üretimi için gerekli olan hammaddeler öncelikle doğrudan beslenmeye hizmet etti. Alkol muhtemelen sadece zengin bölgelerde ve sadece belirli zamanlarda yiyecekten artakalan miktarlarda üretilebilen miktarlarda mevcuttu.

Belirgin bir alkol tüketimi sadece Ortaçağ ve modern çağın başlarında, ayrıcalıklı kişilere ve günlük çalışan işçilere kısmen alkollü içecekler şeklinde veya kendi alkol üretim ayrıcalığı belgelenirdi. Sanayi çağının başlangıcında bile, bu tür ücretlendirmenin yaygın olduğu söylenebilir. Sonuç olarak, alkol bağımlılığı (alkolizm sefaleti) bazı yerlerde aşırı bir biçimde ortaya çıktı.

Alkollü içeceklerin damıtılmasının giderek yaygınlaşması, alkol tüketiminin de artmasına buna birlikte alkol bağımlılığının gittikçe daha belirgin hale gelmesine yol açmıştır. Bu durumdan etkilenen devletler, alkol tüketimini ve bağımlılığını azaltmak için defalarca büyük önlemler alınmıştır. Alkol´ün ABD’de yasaklanması muhtemelen en önemli ve en iyi bilinen örnektir.

Alkollü içeceklere erişim, İslam dünyası dışında kalan tüm ülkelerde neredeyse sınırsızdır. Alkol içmek büyük ölçüde toplumlar tarafından yadırganmaz. Restoranlarda, içki satış noktalarında veya halka açık yerlerde, 16 yaşın altındaki çocukların ve gençlerin genellikle alkollü içecek satın almasına izin verilmediği ve onları tüketmelerine izin verilmediğini şartlarla bazı kanunlar oluşturulmuştur. Bu yasak 18 yaşına kadar olan gençler için geçerlidir.

Alkol´ün madde olarak içeriği

Alkol, veya daha spesifik olarak etanol veya etil alkol (C2H5OH) şekerin fermantasyonundan kaynaklanan berrak, renksiz bir sıvıdır. Prensip olarak, tüm şekerli yiyecekler hammadde olarak kullanılabilir. Üzüm alkol üretimi için kullanılan geleneksel bir hammaddedir buna ek olarak, tahıllar, meyveler, şeker kamışı, pekmez, mısır ve patates de alkol üretmek için kullanılır. Alkol içeriği içeceğin türüne bağlı olarak değişir. Örneğin, biranın alkol içeriği, çeşitliliğe bağlı olarak hacimce % 4.0 ila % 8.0 arasında, kırmızı şarabın alkol içeriği hacimce % 11.5 ila %13.0 arasında ve beyaz şarabın alkol içeriği hacimce % 10.5 ila 11.8 arasındadır.. Brendi veya meyve likörü gibi yüksek derecede alkol içeren içeceklerin hacimce yüzde %50 veya daha fazla alkol içeriği vardır. Fermantasyondan elde edilen alkolü damıtarak çok daha yüksek alkol içeriği elde edilir. Alkol özel cihazlarda ısıtılır. Ortaya çıkan buhar toplanır ve soğuduğunda sıvılaştırılır. Bu işlem, istenen alkol konsantrasyonuna ulaşılana kadar birkaç kez tekrarlanabilir.

Alkolün kaynama noktası 78.3 ° C’dir. Bir hacim yüzdesi 0.8 g alkole karşılık gelir, yani bir litre kırmızı şarap yaklaşık 92-100 g. alkol içerir. Bir gram alkol için 29.6 kJ’de (7.07 kcal), enerji içeriği yağdaki kadardır.

Alkol´ün tüketim şekilleri

Alkol, alkollü içkiler bira, şarap veya gibi alkollü içecekler şeklinde çeşitli şekillerde tüketilir.

Alkol´ün Etkileri

Alkolün akut etkisi, tüketilen miktara ve içeceğin alkol konsantrasyonuna, bireyin fiziksel ve zihinsel durumuna, içme alışkanlıklarına, bireyin tolerans gelişimine bağlıdır. Örneğin, tek başına kandaki alkol konsantrasyonu hafif, orta veya aşırı alkol alımı arasında bir ayrım yapmak için kullanılamaz.

Alkollü içeceklerin popülerliği ve yaygın kullanımı, ılımlı alkol tüketiminin çoğunlukla hoş etkisi ile açıklanmamaktadır. Küçük miktarlarda, genellikle uyarıcı ve ruh halini yükselten bir etkiye sahiptir. Baskılayıcı engellemeleri ve korkuları azaltmaya yardımcı olabilir. İletişim kurma ve iletişim kurma istekliliğini artırabilir. Bununla birlikte, orta veya daha yüksek dozlarda, rahatlama, genellikle neşeli ruh hali nin yanısıra bir anda oluşan sinirlilik, duygusal erişilemezliğin yanı sıra saldırganlık ve şiddete de dönüşebilir.

Kandaki alkol seviyesi yükseldiğinde, ortaya çıkan uyuşukluk nihayetinde algı ve dikkatin bozulmasına yol açar. Yargı, koordinasyon bozukluğunun yanısıra konuşma becerisi gittikçe bozulur ve sonunda yorgunluk ve uyuşukluk daha baskın bir hale gelir. Alkol içeriği çok yüksekse, alkol koması ve hatta ölümcül sonuçlara bile yol açabilir.

Alkol´ün Aksiyon modu

Alkol, sindirim sisteminin mukoza zarından emilerek kana karışır, ince bağırsaktaki emilim oranı mideden daha yüksektir. Emilim oranı tüketilen gıdadan da etkilenir. Alkol, vücut içerisinde kann damarları yoluyla dokuların vücut suyuna dağıtılır. Kandaki alkol konsantrosyununun en yüksek noktasına alkol alımından yaklaşık 30-60 dakika sonra ulaşılır. Alkolün % 2-5’i solunum, ter ve idrar yoluyla atılırken, ana parçalanma karaciğer yoluyla gerçekleşir. Çeşitli bireysel faktörlere bağlı olarak, insanlarda alkolün parçalanma süresi saatte yaklaşık 0.1-0.2’dir.

Alkol kan yoluyla beyne girer, burada düşük dozlarda stimüle ederek ancak orta ve yüksek dozlarda inhibe ederek sinir hücreleri tarafından bilgi iletimini etkiler. Doza bağlı olarak, eroin, nikotin veya kokain gibi diğer bağımlılık yapan maddelere benzer şekilde, alkolün beyindeki ödüllendirme merkezinin etkisine atfedilen nörotransmitter dopamin salınır. Uzun süreli alkol tüketimi arttıkça, bazı reseptörler sayıları ve etki biçimlerine göre değişir. Alkol alınımı (uzun süreli, ve aşırı miktarda) aniden kesilirse yoksunluk belirtileri ortaya çıkar.

Alkol ve riskler

Akut alkol tüketimi riskleri öncelikle konsantre olma ve tepki verme yeteneğinin, algılamanın ve yargının bozulmasından kaynaklanır. Az miktarda alınan alkol miktarı bile bu duruma etki edebilir. Özellikle araç trafiğinde alkollü sürücüler gibi yayalar için bile ölümcül olmasa da ciddi sonuçlara yol açabilecek kaza riskinin artmasına neden olur. Buna ek olarak, saldırganlık ve şiddet genellikle artan alkol tüketiminin bir sonucu olarak ortaya çıkar, böylece agresif suçların büyük bir kısmı alkolün etkisi altında işlenir.

Kısmen uygun önlemleri alarak (örneğin, araba kullanmamakla) önlenebilecek bu akut risklere ek olarak, alkol tüketimini düzenli olarak artırmanın, ciddi hasar riskini artıracağı unutulmamalıdır. Hamilelik sırasında alkol tüketimi çocuğa ciddi zarar verebilir.

Alkol´ün uzun vadede verdiği dolaylı hasar

Fiziksel sonuçlar: Alkol vücuda kan yoluyla dağıtıldığından, selüloit hasarı, düzenli olarak tüketilmesi durumunda hemen hemen tüm dokularda meydana gelir. Kronik olarak artan alkol tüketimine bağlı sayısız organ hasarı, karaciğerdeki (yağlı karaciğer, karaciğer iltihabı, karaciğerin sirozu), pankreas, kalp (kalp kasının genişlemesi) ve merkezi ve periferik sinir sistemi (beyin atrofisi, polinöropati) ve kaslardaki değişiklikleri içerir. (kas atrofisi).

Alkolün uzun vadeli etkileri üzerine yapılan araştırmalar, uzun süreli aşırı alkol tüketiminin kanser riskini (kadınlarda ağız, boğaz, yemek borusu ve meme kanseri) artırdığını göstermektedir.

Alkol alınımını aniden durdurmak sinir sistemindeki değişiklikler nedeniyle tehlikeli yoksunluk belirtilerine neden olabilir., bunlar merkezi sinir nöbetlerine ve deliryum tremensine yol açabilir. Genellikle korkutucu halüsinasyonların eşlik ettiği bir yönelim kaybına ve bilinç kaybına yol açar. Ek olarak, terleme, nabız artışı ve kan basıncında yükselmenin yanı sıra huzursuzluk ve kaygı gibi güçlü vejetatif yoksunluk belirtileri vardır.

Psikolojik sonuçlar: Uzun süreli alkol kötüye kullanımı veya alkol bağımlılığı sırasında, örneğin sık yaşanan ruh hali değişiklikleri, anksiyete, depresyon ve hatta intihar riski ile kendini gösterebilen psikolojik bozukluklar da ortaya çıkabilir .

Sosyal sonuçlar: Fiziksel ve psikolojik sonuçlara ek olarak, kronik olarak artan alkol tüketimi de genellikle tüm sosyal çevrede kalıcı değişiklikler meydana getirir, örneğin sosyal çatışmalar sık sık ortaya çıkarsa, evlilikler veya ilişkiler bozulur ve / veya iş yerleri kaybedilir. Alkoliklerin çocukları genellikle etkilenir.

Alkol´ün bağımlılık sorunu

Alkol psikolojik ve fiziksel bağımlılık yaratabilir. Özel risk potansiyeli, alkolün neredeyse sınırsız olmasıdır. Sonuç olarak, tüketimi son derece yaygın olan ve nüfusun büyük bölümlerinde düzenli olarak ortaya çıkar. Aşırı dozda kötüye kullanım – yani sağlığa zararlı tüketici davranışları – önemli ölçüde gözlemlenebilir.

Alkol bağımlılığı uzun bir süre gelişir ve genellikle uzun süreli artan alkol tüketimi ve bireysel genetik eğilim etkileşime girdiğinde ortaya çıkar. Genellikle, Bağımlılık Sendromu için Tanı Kılavuzları´nda aşağıda listelenen altı kriterden en az üçünün son bir yıl içinde bulunduğu teşhis edilir:

  1. Alkol tüketmek için güçlü bir istek veya zorlama vardır.

  2. Başlangıç, bitiş ve tüketim miktarını kontrol etme yeteneği azalır.

  3. Fiziksel yoksunluk sendromunun görünümü.

  4. Tolerans gösterilebilir, yani başlangıçta daha düşük dozlarla elde edilen etkileri üretmek için giderek daha yüksek dozlara ihtiyaç duyulur.

  5. Diğer zevkler ve çıkarlar, madde kullanımı lehine giderek daha fazla ihmal edilmektedir.

  6. Alkol tüketimi fiziksel, sosyal veya psikolojik doğanın bariz zararlı sonuçlarına rağmen devam etmektedir.

Alkolizm 1968’den beri hastalık olarak görülmektedir. Bu hastalığın tedavisi 1978’den beri sağlık sigortası şirketlerinin ve emeklilik sigortasının sorumluluğundadır.

Alkol ve tehlikeli karışımlar

Alkol ve diğer ilaçlar aynı anda alındığında, maddelerin etkileri ve dolayısıyla sağlık riski son derece artabilir. İlaç alırken alkol tüketilmemelidir, tehlikeli yan etkiler veya komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Alkoller

Bir grup organik bileşiğin tanımı.

Hacim yüzdesi

Bir çözeltinin 100 cm3’ünde bulunan çözünmüş bir maddenin cm3 sayısı.

Tolerans

Vücudun duyarlılığı ve buna tepkisi, bir maddeye alışarak azalır.

Kan alkol konsantrasyonu

Kanda bulunan alkol miktarı. 1000 g kan başına gram cinsinden alkol miktarına karşılık gelen binde bir kısım olarak verilir.

Koma

Artık harici uyaranlara tepki vermeyen derin bilinçsizlik durumu.

Nörotransmitterler

Sinir hücrelerinin anahtarlama noktalarında – sinapslar – uyarım iletimi sırasında haberci madde olarak salınan ve böylece belirli engelleyici veya uyarıcı etkilere neden olan kimyasal maddeler.

Reseptörler

Sinir sisteminin duyusal algısından sorumlu özel duyusal hücreler.

Yoksunluk belirtileri

Bağımlılığa yol açan bir maddeyi durdururken ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik belirtiler.

Düşük riskli alkol tüketimi

Kadınlar için sınır değerler: günde en fazla iki küçük bardak alkol (20 g saf alkol). Erkekler için sınır değerler: günde en fazla üç küçük bardak alkol (30 gram saf alkol). Lütfen dikkat: Alkole duyarlılık her insan için farklıdır ve – her gün sarhoş olunmamalıdır!

Karaciğer sirozu

Daha sonra sertleşme ve büzülme ile karaciğerin bağ dokusunda aşırı büyüme.

Atrofi

Organların, dokuların ve hücrelerin büzülmesi.

Polinöropati

Sinir bozuklukları, sinir hastalıkları.

Deliryum tremens

Alkol çekilmesinden sonra ortaya çıkan ve genellikle üç ila altı gün süren ve bilinç bozukluğu, halüsinasyonlar ve şiddetli titreme ile karakterize olan akut organik bozukluk.

Halüsinasyon

Gerçekten var olmayan şeyleri görme, duyma ve hatta hissetme.

Alkol bağımlılığı

Alkol bağımlılığı, bir kişinin alkol tüketimine duyduğu kontrolsüz ve güçlü bir ihtiyaç olarak tanımlanır. Alkol bağımlılığı, zaman içinde sürekli ve aşırı alkol tüketimi sonucu gelişen bir durumdur ve bireyin fiziksel, zihinsel ve sosyal yaşamında ciddi sorunlara yol açabilir. Alkol bağımlılığı, alkol kullanım bozukluğu (AUD) olarak da adlandırılan daha geniş bir spektrumun parçasıdır ve alkolün kötüye kullanılması ile birlikte değerlendirilir.

Alkol bağımlılığının belirtileri ve semptomları şunları içerir:

  1. Artan tolerans: Bireyin, aynı etkiyi elde etmek için daha fazla alkol tüketmesi gerektiği durum.
  2. Yoksunluk belirtileri: Alkol kullanımının azaltılması veya durdurulması sonucu ortaya çıkan fiziksel ve zihinsel belirtiler (örneğin, titreme, terleme, huzursuzluk, uykusuzluk, mide bulantısı ve hatta bazen nöbetler veya halüsinasyonlar).
  3. Kontrol kaybı: Bireyin ne kadar ve ne zaman alkol tüketeceği konusunda güçlü bir kontrol kaybı yaşaması.
  4. Alkolün sosyal ve mesleki yaşama zarar vermesi: Alkol tüketiminin bireyin ilişkilerine, işine ve sosyal yaşamına zarar vermesi.
  5. Alkol tüketmeye devam etme isteği: Bireyin, alkol tüketiminin olumsuz sonuçlarına rağmen içmeye devam etme dürtüsüne sahip olması.

Alkol bağımlılığı tedavisi, genellikle hem fiziksel hem de psikolojik destek içerir. Detoksifikasyon, yoksunluk belirtilerini yönetmek için kullanılan ilaçlar ve tedavi süreçlerinin bir parçasıdır. Psikolojik destek, bireysel ve grup terapisi, davranış değişikliği teknikleri ve bazen ilaç tedavisi de içerebilir. Ayrıca, bağımlılığı yönetmeye ve uzun vadeli iyileşmeyi desteklemeye yönelik olarak, Alkolikler Anonim (AA) gibi topluluk tabanlı destek grupları da önemli bir rol oynar.

Alkol bağımlılığı, karmaşık ve kronik bir durumdur ve tedavisi zaman alabilir. Tedavi sürecinde, bireyin motivasyonu, destekleyici bir sosyal ağ ve uygun tedavi yaklaşımları, başarı şansını artırabilir.

Alkol bağımlılığı terimi, fiziksel, psikolojik ve sosyal sonuçları olan aşırı miktarda alkol alımını (kullanımını) ifade eder. Alkol bağımlılığının ana belirtileri, içme kontrolünün kaybı ve tüketim olmadığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasıdır. Sarhoşluk belirtileri arasında denge bozuklukları, dil zorlukları, motor problemler ve alkol zehirlenmeleri sayılabilir. Yıllarca devam eden alkol bağımlılığının sonuçları arasında yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması, beyin yapısında değişiklikler ve psikolojik değişiklikler ile mide, bağırsak ve pankreasın kronik iltihabı yer alır.

Aşağıdaki tipler alkol bağımlılığıının orta seviyesi olarak kabul edilir:

  1. Alfa tipi (sorunlu içici): psikolojik rahatlama için içmek, alkol içmeyi bırakmak kolayca mümkündür.

  2. Beta tipi (ara sıra içici): toplum içinde düzensiz ara sıra çok içme, içme alışkanlıklarının üzerinde kontrol kaybı olmaz.

  3. Gama tipi (alışmış içici): zihinsel ve fiziksel olarak bağımlı olan ve belli zamanlarda içmeyi durabilen içici; Yoksunluk belirtileri ortaya çıkar.

  4. Delta tipi (ayna içici): sürekli olarak belirli bir alkol seviyesini koruyan, ancak alkole bağımlı olduğu fark edilmeyen fiziksel olarak alkole bağımlı içici.

  5. Epsilon tipi (çeyrek içici): uzun süreli yoksunluk dönemlerinden sonra, kontrol kaybı ile özellikle sosyal ortamlarda nöbet benzeri aşırı alkol alımı meydana gelir. Fiziksel olarak alkole bağımlılığı diğerlerinden daha fazladır.

Etkilenen kişi artık yoksunluk belirtileri (titreme, terleme, dolaşım bozuklukları, korkular olmadan) kendi başına alkol almayı durduramadığında alkol bağımlılığından söz edilir. Uyku bozuklukları, bulantı, kusma oluşur. Daha sonra kontrol kaybına maruz kalır, yani artık alkol alımını kontrol edemez. Bu sürece, alkol almak için doyumsuz bir istek ve dozu artırma eğilimi eşlik eder, ancak içme davranışı ve hastalığın ifade derecesi değişebilir. Tipik içici diye bir şey yoktur. Bağımlılık yapan maddelerin kullanımı, refah yaratmak ve sorunların üstesinden gelmek için baskın bir araç haline gelir. Sonuç olarak bu durum çoğunlukla sosyal, mesleki ve aile çatışmalarıyla ilişkili ciddi fiziksel ve zihinsel hastalıklarla sonuçlanır. Sorunlar kendileri tarafından çözülmez, aksine karmaşıklaşır ve artarlar. Kural olarak, ilgili kişi sorunundan şüphelenir, ancak sorunu kendisine ve her şeyden önce reddederek başkalarına yüklemeye çalışır. Ayrıca çoğunlukla yardıma direnir. Alkol bağımlılığı sadece tıbbi gözetim altında ve daha sonra ayaktan veya yatarak tedavisi ile detoksifikasyon (geri çekilme olarak da adlandırılır) ile mücadele edilebilir. Daha sonra kendi kendine yardım grupları ziyaret edilmelidir. Amaç her zaman kalıcı yoksunluktur, ancak etkilenenlerin çoğu bir veya daha fazla geri düşüşlerden (nüks etme) muzdariptir, Bu durum alkolizmin klinik tablosuna vardır. Sadece birkaç durumda, alkol bağımlıları kendi başlarına yoksun kalmayı başarırlar. Alkol bağımlılığı aşağıdaki şekillerde kendini gösterir:

  1. Anormal / patolojik içme davranışı

  2. Somatik hasar (alkole bağlı hastalıklar)

  3. Psikososyal sonuçlar

  4. Fiziksel bağımlılık

  5. Psikolojik bağımlılık

Alkol bağımlılığı ve aile

Alkol bağımlılığı, bağımlı bireyin yanı sıra aile üyelerini ve yakınlarını da önemli ölçüde etkileyen karmaşık bir durumdur. Aile üyeleri, bağımlının sağlık, ilişki ve finansal sorunlarının doğrudan sonuçlarını yaşayabilir ve bu durum, aile içinde stres, endişe ve çatışmalara yol açabilir.

Alkol bağımlılığının aile üzerindeki etkileri şunları içerebilir:

  1. İlişki sorunları: Alkol bağımlılığı, aile üyeleri arasında güvensizlik, kırgınlık ve iletişim sorunlarına yol açabilir. Bu durum, evliliklerde ve romantik ilişkilerde sorunlara ve ayrılıklara neden olabilir.
  2. Çocukların etkilenmesi: Alkol bağımlısı bir ebeveynin çocukları, duygusal ve fiziksel ihmal, istikrarsız bir ev ortamı ve kötü örnek davranışlarla karşı karşıya kalabilir. Bu durum, çocukların sosyal, duygusal ve akademik gelişimine zarar verebilir ve onların da gelecekte benzer sorunlar yaşaması riskini artırabilir.
  3. Finansal zorluklar: Alkol bağımlılığı, bağımlı bireyin iş performansında düşüşe ve hatta iş kaybına neden olabilir. Ayrıca, alkol tüketimi ve bağımlılıkla ilişkili sağlık sorunlarının tedavisi için yapılan harcamalar aile bütçesine ekstra yük getirebilir.
  4. Aile üyelerinin duygusal sağlığı: Alkol bağımlılığından etkilenen aile üyeleri, sürekli endişe, stres, öfke ve üzüntü yaşayabilir. Bu duygusal yük, aile üyelerinin kendi duygusal ve fiziksel sağlıklarını olumsuz yönde etkileyebilir.

Aile üyeleri ve yakınlar, alkol bağımlılığı ile mücadelede önemli bir rol oynar. Alkol bağımlısı bireyin tedavi sürecine katılması, desteği ve anlayışı, bağımlının iyileşme sürecinde önemli bir motivasyon kaynağı olabilir. Ayrıca, aile üyeleri ve yakınlar için destek grupları (örneğin, Al-Anon ve Alateen), bağımlılıkla başa çıkmalarına, duygusal destek bulmalarına ve başkalarının deneyimlerinden öğrenmelerine yardımcı olabilir.

Özetle, alkol bağımlılığı, sadece bağımlı bireyi değil, aile üyelerini ve yakınlarını da etkileyen karmaşık bir durumdur. Aile desteği, bağımlılıkla mücadelede önemli bir faktördür ve iyileşme sürecinde kritik bir rol oynayabilir. Aile üyeleri ve yakınlar, bağımlılık konusunda eğitim alarak, bağımlı bireye uygun bir şekilde destek sağlamayı öğrenebilir ve kendi duygusal sağlıklarını koruyabilirler. Ayrıca, aile terapisi ve aile tabanlı müdahaleler, aile dinamiklerini ve iletişimi iyileştirmeye ve bağımlılığın neden olduğu yıkıcı etkileri azaltmaya yardımcı olabilir. Bu süreçte, aile üyelerinin ve bağımlı bireyin kendi ihtiyaçlarına ve sınırlarına saygı göstermeleri ve birbirlerine destek olmaları önemlidir.

Hayat arkadaşınz / Partneriniz alkol bağımlısı ise

İçen tarafın bir gün akıllanacağı ve tekrar huzurlu, normal bir ortak yaşama dönenceği devamlı ümit edilir. Ancak bu duruma daha fazla göz yummamalı ve zaman kaybetmemelidir..

Hedefe / başarıya ulaşmakilmek için bütün imkanlar denendiğini, ama sonuç alamadığınızı ve hatta faydadan fazla zararı olduğunu düşünüyorsanız. Belki de bu durum, şimdiye kadar alkol hastalığı üzerine az bilginizin olmasındandır.

Kendinize sitem etmeyiniz

Siz ve partneriniz, korku çaresizlik ve umutsuzluk veren bir hastalığın size musallat olduğu düşüncesine, çalışarak kendinizi alıştırmalısınız.

Kendinize sitem etmenin hiçbir bir fayadası yoktur. En önemlisi, sizin içinde bulunduğunuz durumu açık olarak tanımanız ve bununla ilgili topladığınız bilgileri iyice kavradıktan sonra partnerinizin tekrar normal yaşama dönmesine yardımcı olalabileceğnizi anlamanızdır.

Önünüzdeki bu bilgileri sakince düşünün. Buradaki bilgilendirmeler, alkol bağımlılığının ayrıntıları ve özellikleri üzerine, alkol bağımlısı hastalarını tedavi eden, pratik tecrübeleri olan ihtisas sahibi kişiler ve bilhassa eşleri alkol bağımlılığını yenen kişilerin tecrübeleridir.

Alkol bağımlılığının incelenmesi üzerine yeteri kadar bilgilendirildiniz mi?

Bugün alkol bağımlılığını anlamak önceki zamanlardaki gibi zor değil. Eskiden hasta sahipleri, bu hastalığın üstesinden gelme konusunda ve kendilerinin nelerle karşılaşabileceği konusunda sadece tahminlerde bulunurlarken. Bugün, eğitimsiz kişilerin dahi anlayacağı alkol bağımlılığı üzerine ilmen ispatlanmış bilgilere sahip olabilirler. Eğer siz eşinize gerçekten yardım etmeyi tercih ettiyseniz, bu hastalığın önemli belirtilerini ve nasıl geliştiğini bilmeniz gerekir.

Eşinizin tipik alkol bağımlısı olduğunu kabullenebiliyor musunuz?

Bilgi ve anlayış, düşünceyi ve davranışı değiştirir.

Tabii ki gördüklerinizi, duyduklarınızı aklınızla anlıyorsunuz, fakat bunları yüreğinizle kavrayamazsanız edindiğiniz bilgiler tek başına birşey ifade etmez.

Bunu örneklendirecek olursak: Eşinizin hasta olduğunu ve yardıma ve tedaviye ihtiyacı olduğunu fikrine vardınız. Siz, ona bu hastalığı ile ilgili bazı şeyleri ithamda bulunarak sizin tavsiyelerinizi kabul etmesi gerektiğini baskı ile kabul ettirmeye çalışırsanız, Alkol bağımlısı birinin, çoğu zaman kompleks hissi ile mücadele eden ve başaramama korkusu olan bir insan olduğunu gözardı etmiş olursunuz. Eğer siz sabırsızsanız, ona ithamlarda bulunyorsanız, o kişi çıkışı alkolde bulur ve yine kendini alkole verir, ve ona yönelir.

Kişinin alkol bağımlılığının bir hastalık olduğunu ve alkolik olduğu düşüncesini benimsemesi kolay değildir. Uzun süre toplumun bilgisizliği nedeniyle alkol bağımlısı birinin, karektersiz, iradesi zayıf, kaderinin böyle olmasında kendisinin suçlu olduğu biri, olarak tanımlandığını bilmekteyiz. Sizin bu durumu bilmeniz hem sizin için hem de partneriniz açısından daha düzeyli bir anlayışla yardım edebileceğinizin farkına varabilirsiniz.

Partnerinizin şimdiye kadar alkolü bırakmayı başaramaması, İçmemeye tekrar terkar söz verip, buna rağmen tekrar içmesi, kesinlikle sizin suçunuz değildir.

İçki içmeye direk müdahale etmek genellikle başarısızlıkla sonuçlanır, Direk müdahale etmekten kesinlikle uzak durun.

Şişeleri saklamak, şişelern içini boşaltmak, saklanan şişeleri aramak içen kişiyi uzaklaştırmaz bundan kaçının. Ekseriyetle problemle böyle mücadele etmek faydasızdır. Alkol bağımlısı kişi, bütün bunlardan bağımsız olarak, inatla istediğini, ihtiyacını hissettiğini almayı deneyecektir. Bu şekilde ne ona, nede kendinize yardımcı olamazsınız.

Beraber içersek, belki de daha az içer düşüncesi ile beraber içme düşüncesine kapılmayın. Bu çözüm düşüncesi, onun alkol problemine karşı ciddi önlem alma kararını ötelemek için bahane teşkil eder.

Bahaneler, tartışmalar gibi tutumlar, karşınızdaki kişiye, kendinizin ondan daha iyi bir insan olduğunu gösterme hissi gibi algılanabilir. Bu sebeple bu tutum da alkol bağımlısı kişiye pek yardımcı olmaz.

Siz onunla ilgili düşüncelerinizi ve açığa vurmadığınız halde, partneriniz ne düşündüğünüzün farkındadır. Bu devamlı bir tartışmaya sebep olabilir. Eşler birbirlerini tanıyamaz hale gelir. Bununla birlikte alkol bağımlısı kişi devamlı tetikte, başkalarının yaptıklarını, davranışlarını, kendisinin taklit ederek, konuştuğu ses tonuna, hatta el hareketine bile dikkat eder. Çevresine karşı itimatsızdır, herzaman kendine az değer verildiği hissi vardır. Eğer başkaları ondan utanıyorsa, o bunu fark eder. Aynı anda çalışırken anlayışla karşılanırsa, bunu da hisseder. Arkasından hoş olmayan şeyler söylenecek olsa bunuda hisseder. Kişilerin sepatisini kazandığından eminse, yavaş, yavaş güvenir. Akabinde konuşulabilir duruma gelir.

Uygulayabileceğiniz veya uygulamayamacağınız tehditlerden uzak durulmalı.

Birgün, kendiniz veya çocuklarınız için harekete geçmek zorunda kalırsanız, ve başka hiç bir çıkar yol kalmadıysa, vereceğiniz kararın, kendiniz için, çocuklarınız için ve partneriniz için ne sonuçlar getirebileceğini iyice düşünün.

Dik durmakla hiç bir şeye ulaşılmaz, fakat yumuşak olmak ve göz yaşlarına sarılmak da aynı şekilde başarısızlığa götürür.  … için beni gerçekten sevseydin … diye başlayan sözleri söylemenin de pek faydası olmaz. Unutmayınki eşiniz ilaç yada alkol bağımlısı. Bu şekilde iradesinin daha fazla zorlanması ile bağımlı olduğu içmeyi bırakamaz. Bu, onun hiç iradesi olmadığı anlamına gelmemeli, fakat bilinç altında onu, o yöne sürükleyen güdüler / motifler, onun iradesinden daha güçlüdür.

Ev receteleri (kocakarı ilaçları) yardım etmez, hatta zarar verir. Yalnız böyle adlandırılan ilaçlar değil aynı zaman hekimin yazmadığı ilaçlarda fayda vermez. Ancak hekimin tavsiyesine göre verilen ve hastanın kendi rızası ile kullanılan ilaçlar fayda sağlayabilir. İthamlar, yüzgöz olmak, sınırsız tartışmalar alkol bağımlısı kişinin bu bağımlılıktan kurtulması için yapılan faydasız şeylerdir.

Başarısızlığını, ailesini ihmal ettiğini, sorumluluklarını yerine getirmediğini, dayanılmaz davranışlarda bulunduğunu sözlemeniz onu yanlızla daha zor ve taşıyamadığı bir duruma sokar. Alkol bağımlısı zaten kendi durumunu tetkik etmekte zorluk çekmektedir. Eğer onunla bu şekilde tartışma yapılırsa, ve kendisinde herhangi bir değişim olmazsa sonuç olarak herşey eski haline döner, bu sizin için de onun için de büyük bir hayal kırıklığı olur.

Buna karşılık, gerçek yardım Alkol bağımlısı partnerinize karşı anlayışlı ve pozitif davranışlar içinde bulunmanızdır.

Belki de o asla bir zamanlar sevdiğiniz kişi gibi olmayacak. Ancak onu sürekli değiştirmeyi, istemeniz ve onu kendinize göre düzeltmeye çalışmanız da onu alkol bağımlılığından kurtarmayacaktır.

Partneriniz, sık sık çocuk gibi davransa da, bir çocuk gibi muamele görmek istemez. Onu böyle görmek, sizin için zor olsa da, onun bir yetişkin olduğunu unutmayın.

Her şeyi doğru yapmasanız da, cesaretinizi kaybetmeyin.

Eşinizin ilaç yada alkol bağımlılığında bugünkü duruma gelmesi yıllar içinde gerçekleşmiştir. Sizin davranışlarınız onun davranışlarına iyice kök salmıştır.

Acaba partnerim alkolü tamamen bırakacak mı?

Bu önceden tahmin edilemez, şimdi sizin bütün aile ile birlikte içinde bulunduğunuz durumu düzeltebilmeniz muhakkak mümkün. Bunun için sizin ve partnerinizin var olan yardımlardan gerçekten faydalanmanız gerekir.

Kendinizi inceleyin ve kendiniz gibi görmeye çalışın.

Herkesin bir zayıf tarafı ve hatası vardır. Eğer insan bunlardan yalnızca bir kaçını düzeltmeyi başarırsa, bu doğru istikamette atılan iyi bir adım olur.

Bir şeyi açıklamak, kabüllenmek zordur. Bu cesaret ister, belki acı da çektirir. Öncelikle siz gerçeklere daha fazla göz yummamaya karar vermelisiniz.

Zayıf tarafınızı ve hatalarınızı hatırlayın

Daha önce de belirtildiği gibi yıllarca edinilen alışkanlık ve tutumlardan uzaklaşmak için karar almak sağlam bir irade gerektirir.

Kişinin kazandığı güven ve kişisel huzur zamanla ona da bu durumun geçeceğinin ve onun davranışlarının düzeleceğinin farkına kısa zamanda varacaksınız. Fakat çabuk sonuç beklenmemelidir.

Başka insanlarla sıkıntı ve üzüntülerinizi konuşmak sizi hafifletir, fakat akrabalar ve yakın arkadaşlar bu durumda pek uygun değildir.

Sizin, hem kendiniz için hem de alkol bağımlısı kişinin durumu için analitik bir insanın yönlendirmelerine ihtyacağınız olabilir.

Partneriniz içmeyi bıraktı:

Partneriniz tedavi olmak için ilgi gösteriyor fakat sizce çok yavaş davranıyorsa, sabırsız olmamalısınız. Eğer gerekli bir tedaviyi yarıda bırakıyorsa, yine de sabırlı olun. Ne yaptığına yalnız o karar versin. Onun yetişkin bir kişi olarak, vereceği kararlarda kendisinin serbest olduğu hissine ihtiyacı vardır. Ona, inandığınızı tekrar tekrar söyleyin. Ona tedavinin faydalı ve başarılı olacağına inandığınızın hissini verin. Fakat inisyatifi ona bırakın.

Siz, devamlı tekrar ve tekrar güvensizlikle mücadele etmek zorunda kalacaksınız, bu da sizin partnerinize güveninizi ispat etmenizi gerektirecektir.

Eğer içki içme eylemi bırakılırsa, hemen sağlıklı bir duruma gelinmez.

İçmeyi bırakan alkol bağımlısı, ekseri bedenen kötü durumda bulunur. Hasta, yorgun, kızgın, sıkıntılı ve uykusuzluktan mustarip olur. Alkole ruhsal olarak da bağımlılık, günlük yemek gibi ihtiyac olduğundan, içkisizlik / abstinenz onu depresyon ve paniğe sevk eder.

Bu konuda bilgi sahibi olan yakınları hastayı böyle durumlarda sakinleştirmeli ve ona cesaret vermelidir.

% 100 başarı hesaplamayın.

Uzun süren hastalığı, yavaş bir iyileşme süreci takip eder. Bu alkol bağımlılığı hastalığı için de geçerlidir. Bu iyleşme süreci ekseri inişli ve çıkışlı olur. Bazı durumlarda nekahete giren hasta ile konuşulamaz. Öyle durumlar olurki, hiç alkole dokunmadığı halde, sanki işçmiş gibi davranabilir.

Partnerinizi tedavi için arayan kişi ve kurumlara karşı kıskanç olmayın.

Siz uzun ve yorucu bir yolu olan, eşinizi alkol bağımlılığından uzaklaşma ve iyileşme sağlanması için, sevginin yeterli bir sebep olabileceğine inandığınızı düşünerek ilk adımı attiniz. Tedavi sırasında başka insanların da yardım amaçlı eşinize yaklaşmasını normal karşılayın ve asla kıskanmayın. Şöyle düşünün; O bir şeker hastası olsa, asla onu hekiminden kıskanmazdınız.

Vermeye hazır olun.

Vermeyi deneyin, ona danışın, onun yardım etmesine imkan verin. Alkol bağımlısı eksiklik duyguları ve kendine yetersizlik hisleri içindedir. Partnerinize, ona inandığınızı ve ona herzaman ihtiyacınız olduğu hissini verin.

Partnerinizi alkolden uzak durmaya çalışırken bazen cesaretinin kırıldığına inanır, belkide bu durumu kullanmaya çalışır siz bu durumu tersine döndürmeye çabalamalısınız.

Toplumumun her ferdi bu duruma elinden geldiğince yardım etmelidir.

Eşinizin ilgilendiği aktivitelere katılmalısınız ve hobilerini desteklemelisiniz. Bilhassa ondan gelen teklife kayıtsız kalmamalı, boş zamanlarınızda beraber bir şeyler yapmalısınız.

İnsan kendini evde huzurlu hissetmeli.

Eğer alkol probleminden başka hiç bir şey düşünmüyor yada düşünemiyorsanız, bu durumda ailenize olan ilginiz yeterli değildir. Anne baba arasında devamlı kızgın / gergin bir ses tonu hüküm sürerse, bundan dolayı çocukların da zarar görmesi kaçınılmaz olur. Evde sürekli geçimsizlik varsa, kimse kendini huzur içinde hissedemez.

Alkol bağımlılığı ve uyku

Alkol bağımlılığı ve uyku arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Alkol tüketimi ve bağımlılığı, uyku kalitesi ve süresi üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir ve bu durum, kişinin genel sağlık ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Alkolün uyku üzerindeki etkileri şunları içerir:

  1. Uyku başlangıcı: Alkolün sedatif (uyku verici) etkisi nedeniyle, hafif alkol tüketimi uyku başlangıcını kolaylaştırabilir. Bununla birlikte, bu etki sürekli ve aşırı alkol tüketimi ile azalır ve alkol bağımlılığı olan kişilerde uyku başlangıcı daha zor hale gelebilir.
  2. Uyku kalitesi: Alkol tüketimi, uyku süresince uyandırma sayısı ve uyku süresinin azalmasıyla sonuçlanan uyku kalitesinde düşüşe neden olabilir. Ayrıca, alkol REM (Hızlı Göz Hareketi) uyku evresini kısaltabilir, bu da uyku süresince derin ve dinlendirici uyku sürelerinin azalmasına yol açar.
  3. Uyku apnesi: Alkol, solunum kaslarının gevşemesine neden olarak uyku apnesi riskini artırabilir. Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrarlayan durması ve başlaması ile karakterize bir uyku bozukluğudur ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
  4. Yoksunluk belirtileri: Alkol bağımlılığı olan kişilerde alkol tüketiminin azaltılması veya kesilmesi uyku sorunlarına neden olabilir. Yoksunluk belirtileri arasında uykusuzluk, huzursuz uyku ve kabuslar bulunur.

Alkol bağımlılığı ve uyku problemleri arasındaki ilişki, bağımlılık tedavisi ve uyku sağlığı için önemli bir konudur. Uyku sorunlarının ele alınması, bağımlılık tedavisinde önemli bir faktördür ve uyku hijyeninin geliştirilmesi, uyku düzeninin düzeltilmesi ve uygun uyku sağlığı için gereken adımların atılması, bağımlı bireylerin iyileşme süreçlerinde yardımcı olabilir.

Özetle, alkol bağımlılığı ve uyku arasında önemli bir ilişki vardır ve alkol tüketimi, uyku kalitesi ve süresi üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilir. Bağımlılık tedavisi sırasında uyku sorunlarının ele alınması ve uyku sağlığının iyileştirilmesi, bağımlı bireylerin yaşam kalitesini ve iyileşme sürecini olumlu yönde etkiley ileyebilir. Bu nedenle, alkol bağımlılığı tedavisinde uyku problemlerinin yönetimi ve ele alınması önemlidir.

Bağımlılık tedavisinde uyku sorunlarını ele almak için şu adımlar atılabilir:

  1. Uyku hijyeninin geliştirilmesi: Uyku hijyenine dikkat etmek, düzenli uyku alışkanlıkları geliştirmeye yardımcı olabilir. Bu, uyumadan önce kafein ve nikotin tüketimini azaltmak, yatak odasını rahat ve uyumaya elverişli bir ortam haline getirmek ve uyumadan önce rahatlama teknikleri kullanmak gibi adımları içerebilir.
  2. Uyku düzeninin düzeltilmesi: Düzenli uyku saatleri ve uyandırma saatleri belirlemek, uyku düzenini düzeltebilir ve uyku kalitesini artırabilir. Bu, vücudun doğal uyku-uyanıklık ritmini düzeltmeye ve alkol bağımlılığı nedeniyle bozulan uyku düzenini yeniden dengelemeye yardımcı olabilir.
  3. Yoksunluk belirtilerinin yönetimi: Alkol bağımlılığı olan bireylerin uykusuzluk ve diğer uyku problemleri yaşaması yaygındır. Bu nedenle, alkol yoksunluk belirtilerinin yönetimi ve azaltılması, uyku sorunlarının ele alınmasında önemli bir adımdır. Bu, yoksunluk sürecinde destekleyici tedaviler ve ilaçların kullanılması ile sağlanabilir.
  4. Stres ve anksiyete yönetimi: Alkol bağımlılığı ve uyku problemleri, stres ve anksiyete ile yakından ilişkilidir. Stres ve anksiyete yönetim tekniklerinin öğrenilmesi ve uygulanması, uyku problemlerini ele almak için etkili bir yaklaşım olabilir. Bu, meditasyon, derin nefes alma ve ilgi alanlarını geliştirmek gibi stres azaltma yöntemlerini içerebilir.
  5. Profesyonel yardım: Uyku problemleri ve alkol bağımlılığı olan bireyler, uyku bozukluklarını ve uyku sağlığını iyileştirmek için profesyonel yardım alabilirler. Uyku terapistleri, psikologlar ve bağımlılık uzmanları, uyku düzenini yeniden dengelemeye ve uyku kalitesini artırmaya yönelik yöntemler sunarak yardımcı olabilirler.

Alkol bağımlılığı ve uyku problemlerinin ele alınması, bağımlı bireylerin yaşam kalitesini ve genel sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Uyku problemlerinin yönetimi ve uyku sağlığının iyileştirilmesi, alkol bağımlılığı tedavisinde önemli bir bileşendir ve kişinin iyileşme sürecine olumlu katkılar sağlar.

  1. Davranışçı uyku terapileri: Bilişsel davranışçı terapi (CBT) ve uyku kısıtlama terapisi gibi davranışçı uyku terapileri, uyku problemlerini ele almak için etkili bir yaklaşım olabilir. Bu terapiler, uyku düzenini ve uyku hijyenini iyileştirmeye yönelik stratejiler sunarak uyku kalitesini artırmaya yardımcı olabilir.
  2. Destek grupları: Alkol bağımlılığı ve uyku problemleri yaşayan kişiler için destek grupları, deneyimlerini paylaşarak ve başkalarından öğrenerek baş etme stratejileri geliştirmelerine yardımcı olabilir. Destek grupları, bağımlı bireylerin duygusal ve sosyal destek bulmalarını sağlar ve uyku problemlerinin ele alınmasında önemli bir kaynak olabilir.
  3. İlaç tedavisi: Uyku problemleri için ilaç tedavisi, uyku düzenini ve uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte, ilaçların uygun kullanımı ve olası yan etkiler göz önünde bulundurulmalıdır, özellikle alkol bağımlılığı tedavisi gören bireyler için. Uyku ilaçlarının kullanımı, bir sağlık uzmanının gözetiminde ve uygun bir süre boyunca gerçekleştirilmelidir.
  4. Takip ve değerlendirme: Uyku problemlerinin ele alınması, sürekli takip ve değerlendirme gerektirir. Alkol bağımlılığı tedavisi gören bireyler ve sağlık uzmanları, uyku problemlerini düzenli olarak değerlendirmeli ve baş etme stratejilerini güncellemeli veya gerektiğinde yeni stratejiler denemelidir.

Sonuç olarak, alkol bağımlılığı ve uyku problemleri arasındaki ilişki, bağımlılık tedavisi ve uyku sağlığı için önemli bir konudur. Uyku problemlerinin ele alınması ve uyku sağlığının iyileştirilmesi, alkol bağımlılığı tedavisinde önemli bir bileşendir ve kişinin iyileşme sürecine olumlu katkılar sağlar. Uyku problemlerini ele almak için yapılan adımlar, uyku hijyeninin geliştirilmesi, uyku düzeninin düzeltilmesi, yoksunluk belirtilerinin yönetimi, stres ve anksiyete yönetimi, profesyonel yardım, davranışçı uyku terapileri, destek grupları, ilaç tedavisi ve takip ve değerlendirme içerebilir.

Alkol bağımlılığı veya zararlı alkol kullanımı ile akut zehirlenme

Alkol bağımlılığı veya zararlı alkol kullanımı ile akut zehirlenme, alkolün aşırı ve kontrolsüz tüketimi sonucu ortaya çıkan ciddi bir sağlık durumudur. Alkol bağımlılığı, sürekli ve yoğun alkol tüketimi sonucu bağımlılık geliştirilmesi olarak tanımlanırken, zararlı alkol kullanımı, alkol tüketiminin sağlık ve yaşam üzerinde olumsuz etkileri ile ilişkili olduğu durumları ifade eder. Akut zehirlenme, büyük miktarda alkolün kısa süre içinde tüketilmesi sonucu ortaya çıkan ve potansiyel olarak hayatı tehdit eden bir durumdur.

Alkol bağımlılığı veya zararlı alkol kullanımı ile akut zehirlenme arasında şu etkiler ve semptomlar bulunabilir:

  1. Kusma: Aşırı alkol tüketimi, mide bulantısı ve kusma ile sonuçlanabilir. Bu durum, alkolün tahriş edici etkisi nedeniyle mide ve bağırsaklarda rahatsızlık hissi yaratır.
  2. Baş dönmesi ve denge kaybı: Alkol, merkezi sinir sistemi üzerinde depresan bir etkiye sahip olduğu için baş dönmesi ve denge kaybına neden olabilir.
  3. Konuşma bozukluğu: Aşırı alkol tüketimi, beynin konuşmayı kontrol eden bölgeleri üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilir, bu da konuşma bozukluklarına ve anlaşılması güç konuşmaya neden olabilir.
  4. Bilinç kaybı: Yüksek alkol seviyeleri, bilinç kaybına veya geçici hafıza kaybına (siyahı çekme) neden olabilir.
  5. Solunum depresyonu: Aşırı alkol tüketimi, solunum kaslarının ve merkezi sinir sisteminin işlevlerini etkileyerek solunum depresyonuna neden olabilir. Bu durum, solunum hızının azalmasına ve oksijen seviyelerinin düşmesine yol açar ve yaşamı tehdit edici olabilir.
  6. Hipotermi: Akut alkol zehirlenmesi, vücut ısısının düşmesine neden olarak hipotermiye yol açabilir.
  7. Hipoglisemi: Alkol, karaciğerin glikoz üretme yeteneğini etkileyerek kan şekeri seviyelerinin düşmesine (hipoglisemi) neden olabilir. Bu durum, zayıflık, halsizlik ve bilinç kaybına yol açabilir.
  8. Koma ve ölüm: Aşırı alkol tüketimi, alkol zehirlenmesi ve koma ile sonuçlanabilir. Bu durum, hayati fonksiyonların durması ve ölümile sonuçlanabilir.
    1. Asidoz: Akut alkol zehirlenmesi, vücuttaki asit-baz dengesinin bozulmasına ve asidoza neden olabilir. Bu durum, vücuttaki asit seviyelerinin artmasına ve pH değerinin düşmesine yol açar.
    2. Dehidratasyon: Aşırı alkol tüketimi, dehidratasyona neden olabilir. Alkol, idrar söktürücü bir etkiye sahiptir ve bu nedenle vücuttan sıvı kaybına yol açar. Bu durum, baş ağrısı, susuzluk ve konsantrasyon güçlüğü gibi semptomlara neden olabilir.

    Alkol bağımlılığı veya zararlı alkol kullanımı ile akut zehirlenme durumunda yapılması gerekenler:

    1. Acil tıbbi yardım: Akut alkol zehirlenmesi yaşayan bir kişi için en önemli adım, acil tıbbi yardım çağırmaktır. Bu durum potansiyel olarak hayatı tehdit eden bir durum olduğundan, hızlı ve etkili müdahale hayati öneme sahiptir.
    2. Pozisyon: Bilinç kaybı yaşayan bir kişi için, yan pozisyona getirerek solunum yolunu açık tutmak önemlidir. Bu, kusma durumunda aspirasyon riskini azaltır.
    3. Semptomların izlenmesi: Zehirlenme belirtilerinin kötüleşmesi durumunda, tıbbi yardım gelene kadar kişinin durumunu yakından izlemek önemlidir.
    4. Dehidratasyonun önlenmesi: Alkol zehirlenmesi yaşayan bir kişi, bilinci açık ve yeterli düzeyde ise, su veya elektrolit içeren sıvılarla dehidratasyonu önlemeye yardımcı olabilir.
    5. Tedavi ve takip: Akut alkol zehirlenmesi tedavisi, hastanın durumuna ve semptomların şiddetine bağlı olarak değişir. Tıbbi müdahale, solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanması, hipoglisemi ve hipotermi gibi komplikasyonların tedavisi gibi önlemleri içerebilir. Ayrıca, alkol bağımlılığı veya zararlı alkol kullanımı durumunda, uzmanlar tarafından desteklenen bağımlılık tedavisi uygulanmalıdır.