Allel (allelomorph)

Bunlar kromozomda aynı lokusu paylaşan alternatif gen formlarıdır.

Farklı aleller, birbirlerinden bir veya daha fazla mutasyonel değişiklikle farklılık gösterir. Alleller bir genin mutantlarıdır.

Allel (allelomorph), genetik biliminde, bir genin kromozomdaki belirli bir konumda (lokus) bulunan farklı versiyonlarına verilen isimdir. Her birey, her gen için iki allel taşır, birini annesinden ve diğerini babasından alır. Bu alleller, bir özelliğin ya da fonksiyonun farklı varyasyonlarını üretebilir ve bu nedenle bireyler arasındaki genetik çeşitliliği sağlar.

Alleller, genlerin DNA dizilerindeki farklılıklardan kaynaklanır ve bu farklılıklar, proteinlerin yapı ve işlevinde değişikliklere yol açabilir. Bu proteinler, hücrelerin ve organizmanın işleyişini etkileyebilir ve sonuç olarak farklı fenotipik özelliklere (görünüş ve işlev) yol açabilir.

Bir bireyin taşıdığı iki allel aynıysa, birey homozigot olarak adlandırılır. Eğer iki allel farklıysa, birey heterozigot olarak adlandırılır. Dominant ve resesif alleller olarak adlandırılan alleller arasındaki ilişki, bir bireyin hangi özellikleri göstereceğini belirler. Dominant allel, resesif allele göre daha baskın olduğu için, heterozigot bireylerde sadece dominant alleldeki özellikler ortaya çıkar.

Örneğin, bezelye bitkilerinde çiçek rengi geni için mor çiçek rengi (M) dominant ve beyaz çiçek rengi (m) resesif olarak kabul edilir. Eğer bitki iki mor çiçek alleli (MM) taşıyorsa, mor çiçekli olacaktır. Eğer bitki iki beyaz çiçek alleli (mm) taşıyorsa, beyaz çiçekli olacaktır. Eğer bitki bir mor ve bir beyaz çiçek alleli (Mm) taşıyorsa, mor çiçekli olacaktır çünkü mor çiçek rengi alleli (M) dominanttır.

Alleller, genetik çeşitliliği sağlayarak, canlıların çevresel koşullara ve evrimsel süreçlere uyum sağlamasına yardımcı olur.

Allestezi

Bu, etkilenen el, kol veya bacaklarda (ekstremitede) dokunma, ağrı veya sıcaklık hislerinin, ters el veya kol ve bacaklarda (ekstremitede) hissedildiği duyusal bir bozukluktur.

Bu durum özel bir allestezi vakasıdır. Bu durumda duyusal uyaranların algısında kalitatif değişiklik, uyaranlar gerçek maruz kalma yerinden uzakta ortaya çıkar.

Allestezi, bir organizmanın iç veya dış uyaranlara karşı duyarlılığının değişmesi sürecidir. Bu terim, bir bireyin duyumlarının, duyularının veya algılarının zaman içinde değiştiği durumları ifade eder. Allestezi, ağrı, sıcaklık, basınç ve diğer duyusal uyaranların algılanmasında değişiklikler olarak gözlemlenebilir.

İki tür allestezi vardır: adaptif allestezi ve maladaptif allestezi.

  1. Adaptif allestezi: Bu tür allestezi, organizmanın çevresel koşullarındaki değişikliklere uyum sağlamak için duyusal duyarlılığını ayarlamasına yardımcı olur. Örneğin, sıcak bir ortamdan soğuk bir ortama geçiş yaptığınızda, vücudunuzun soğuğa karşı duyarlılığı artar ve daha hassas hale gelir. Bu durum, vücudun enerji kaynaklarını korumak ve uygun fizyolojik yanıtları başlatmak için gereklidir.
  2. Maladaptif allestezi: Bu tür allestezi, bireyin duyusal uyaranlara karşı anormal veya zararlı duyarlılık değişiklikleri yaşadığı durumlardır. Maladaptif allestezi, ağrı eşiğinin düşmesi, kronik ağrı veya hiperestezide (artmış duyarlılık) görülebilir.

Allestezi, sinir sistemi ve nörokimyasal süreçlerin etkisiyle oluşur ve bu süreçler, duyarlılığı artırarak veya azaltarak bireyin uyaranlara karşı tepkisini değiştirir. Bazı hastalıklar, yaralanmalar ve stres faktörleri, allesteziye neden olabilir veya var olan allesteziyi daha da kötüleştirebilir.

Tedavi, allestezi türüne ve altta yatan nedenlere bağlı olarak değişir. Ağrı yönetimi, ilaçlar, fizik tedavi ve psikoterapi, allestezi semptomlarının hafifletilmesine ve bireyin yaşam kalitesinin iyileştirilmesine yardımcı olabilir.

Allobiose

Bu durum, iç veya dış koşullar değiştiğinde canlının normal davranışında oluşan değişikliktir.

Allobiose, iki D-glukoz molekülünün bir araya gelerek oluşturduğu bir disakkarit şekeri molekülüdür. Bu iki glukoz molekülü, bir α(1→6) glikozidik bağ ile bağlanır. Allobiose, selülobiyaz enzimleri tarafından hücre duvarlarındaki selüloz gibi polisakkaritlerin parçalanması sırasında ortaya çıkan bir üründür.

Allobiose, doğada çeşitli mikroorganizmalar tarafından metabolize edilebilir ve bu sayede enerji kaynağı olarak kullanılabilir. Bu disakkarit ayrıca, biyoteknoloji ve endüstriyel uygulamalar için potansiyel bir hedef molekül olarak da düşünülebilir. Allobiose, doğada selüloz ve diğer bitki materyallerinin parçalanması süreçlerinde önemli bir ara ürün olarak işlev görür.

Allocortex

Bu, insan beyninin beyin yüzeyinin 1 / 12’sini kaplayan ve koku alma sistemi ve hipokampüsün dahil olduğu serebral korteksin (korteks cerebri) bir bölümüdür.

Neokorteksin aksine, belirgin bir tabakalaşma yoktur. Bununla birlikte, toplam en az üç pürüzlü katman alt gruplara ayrılabilir: lamina moleküler, lamina piramiidalis ve lamina multiformis (dışarıdan içeriye). Allcortex, atipik tabaka yapısından dolayı filogeni açısından daha yeni olan izokorteksten histolojik olarak açıkça ayırt edilebilir.

Allocortex, beynin korteksinde (beyin kabuğunda) yer alan ve daha az katmanlı bir yapıya sahip olan kısım olarak tanımlanır. Allocortex, serebral korteksin diğer bölümü olan neokortekse kıyasla daha eski ve evrimsel olarak daha ilkel olarak kabul edilir. Allocortex, beynin üç katmanlı bir yapıya sahip olduğu alanları içerir ve bu nedenle „archicortex“ olarak da adlandırılır.

Allocortex, özellikle beynin duygu, hafıza ve koku işleme gibi işlevlerine katkıda bulunan bölümleri içerir. Allocortex’in önemli bileşenleri şunlardır:

  1. Hipokampus: Beynin medial temporal lobunda bulunan ve özellikle uzun süreli hafıza ve mekansal hafıza ile ilgili işlemlerden sorumlu olan bir yapıdır. Hipokampus, öğrenme ve hafıza oluşumunda kritik bir rol oynar.
  2. Olfaktör korteks: Beynin koku işleme ve kokuyla ilgili bilgilerin entegrasyonundan sorumlu olan bölümüdür. Olfaktör korteks, burun boşluğundaki koku reseptörlerinden gelen bilgileri işler ve bu bilgileri diğer beyin bölgelerine iletir.
  3. Parahipokampal korteks: Hipokampusun hemen yanında yer alan bu yapı, hafıza ve mekansal navigasyon ile ilgili işlemlerde önemli bir rol oynar.

Allocortex, neokorteksten farklı olarak daha az nöronal katmana sahip olmasına rağmen, beynin önemli işlevlerinde ve bilişsel süreçlerde kritik bir rol oynar.

Allodini

Normalde ağrılı olmayan uyaranların (saç tarama, gözlük takma, dokunma gibi uyaranların) tetiklendiğinde artan bir acı ve ağrı veren duyarlılıktır.

Allodini, normalde ağrıya neden olmayan bir uyaranın (örneğin hafif dokunuş) ağrı olarak algılandığı bir durumdur. Bu, sinir sistemindeki anormal duyarlılık nedeniyle ortaya çıkar. Allodini, ağrı mekanizmalarının ve sinir sisteminin bozulduğu durumlarla ilişkilendirilir ve tipik olarak nöropatik ağrı (sinir hasarı nedeniyle ortaya çıkan ağrı) ile bağlantılıdır.

Allodini, genellikle şunlar gibi nedenlerle ortaya çıkabilir:

  1. Sinir hasarı: Travma, cerrahi, diyabet veya diğer hastalıklar nedeniyle sinirlerin hasar görmesi sonucu oluşabilir.
  2. Merkezi sinir sistemi bozuklukları: Multiple skleroz veya Parkinson hastalığı gibi merkezi sinir sistemi bozuklukları allodiniye yol açabilir.
  3. Fibromiyalji: Kas-iskelet sistemi ağrıları ve hassasiyeti ile karakterize olan fibromiyalji, allodini ile ilişkilendirilmiştir.
  4. Migren: Migren atakları sırasında, bazı hastalar baş ve yüz bölgelerinde allodini yaşayabilir.

Allodini tedavisi, altta yatan nedenlere ve hastanın semptomlarının şiddetine bağlı olarak değişir. Tedavi, ağrıyı hafifletmeye, sinir sistemi fonksiyonlarını iyileştirmeye ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik olabilir. İlaçlar (örneğin, antidepresanlar, antikonvülsanlar veya analjezikler), fizik tedavi ve psikoterapi gibi yöntemler allodini tedavisinde kullanılabilir.

Allolali

Bu, yanlış konuşma, konuşma bozukluğu veya konuşmada tam durgunluk için kullanılan teknik terimdir.

Allolali neredeyse tamamen psikotik bozukluğu olan hastalarda ortaya çıkan bir dil engelidir.

Allolali, konuşma bozukluklarından biridir ve dilin fonetik ve fonolojik özelliklerinin (yani, seslerin ve ses kombinasyonlarının) sürekli ve tutarsız bir şekilde değiştiği anormal bir konuşma durumunu ifade eder. Bu bozukluk, konuşma seslerinin ve ses düzenlerinin anormal bir şekilde değişmesine ve zaman zaman anlaşılmaz hale gelmesine neden olabilir.

Allolali, nörolojik hasar, gelişimsel bozukluklar, dil ve konuşma bozuklukları veya psikiyatrik rahatsızlıklar gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Allolali, afazi (dil yetisinin kaybı), apraksi (konuşma hareketlerinin planlanması ve koordinasyonu ile ilgili sorunlar) veya disartri (konuşma kaslarının zayıflığı veya koordinasyon eksikliği nedeniyle konuşma bozukluğu) gibi diğer konuşma bozuklukları ile ilişkilendirilebilir.

Allolali tedavisi, altta yatan nedenlere ve belirtilerin şiddetine bağlı olarak değişir. Tedavi genellikle dil ve konuşma terapisi içerir. Dil ve konuşma terapistleri, seslerin ve ses kombinasyonlarının doğru üretimi ve kullanımı üzerinde çalışarak, kişinin anlaşılırlığını ve iletişim becerilerini geliştirmeye yardımcı olabilir.

Allopati

Homeopati ve naturopatinin aksine çoğunlukla çelişkili semptomlara neden olan kimyasal ilaçlar kullanan geleneksel tıp terimi.

Allopati, geleneksel Batı tıbbı uygulamalarına dayanan bir tıp yaklaşımını ifade eder. Allopatik tıp, hastalıkların ve rahatsızlıkların tedavisinde ilaçlar, cerrahi ve diğer girişimler kullanarak semptomları hafifletmeye veya ortadan kaldırmaya çalışır. Allopatik tıp terimi, genellikle homeopati gibi alternatif veya tamamlayıcı tıp yaklaşımlarından ayırt etmek için kullanılır.

Allopati, hastalık ve rahatsızlıkların nedenlerine odaklanarak, semptomları kontrol altında tutmaya ve hastaların yaşam kalitesini artırmaya çalışır. Allopatik tıp, hastalıkların teşhisi ve tedavisinde bilimsel araştırmalara ve kanıta dayalı tıbbi uygulamalara büyük önem verir.

Özetle, allopati, modern Batı tıbbının temelini oluşturan ve hastalıkları teşhis ve tedavi etmek için ilaçlar, cerrahi ve diğer tıbbi girişimler kullanan bir tıp yaklaşımıdır. Allopatik tıp, genellikle alternatif tıp yöntemleriyle karşılaştırıldığında kullanılan bir terimdir.

Alloplastik / otoplastik

Alloplastik ve otoplastik, cerrahi girişimlerde kullanılan malzemelerle ilgili iki terimdir ve çeşitli tıbbi uygulamalar için kullanılır. İki terimin anlamı şu şekildedir:

  1. Alloplastik: Alloplastik, sentetik veya yapay malzemelerin kullanıldığı cerrahi işlemleri ifade eder. Alloplastik malzemeler, genellikle biyouyumlu polimerler, seramikler veya metaller gibi doku ve organların yerine kullanılır. Alloplastik malzemeler, protezler, kalp kapakçıkları ve diş implantları gibi tıbbi uygulamalar için kullanılır. Alloplastik cerrahi, hastanın kendi dokusuna veya organlarına zarar vermeden, fonksiyon kaybını geri kazandırmak veya estetik düzeltmeler yapmak için yapılan işlemleri içerir.
  2. Otoplastik: Otoplastik, hastanın kendi dokusunun veya organlarının kullanıldığı cerrahi işlemleri ifade eder. Otoplastik malzemeler, hastanın kendi derisi, kıkırdak veya kemik dokusundan alınabilir. Otoplastik cerrahi, yaraların iyileştirilmesi, rekonstrüktif cerrahi veya organ nakli gibi uygulamalar için kullanılabilir. Otoplastik, hastanın kendi dokularının kullanılması nedeniyle, allogreft (başka bir bireyden alınan doku) veya sentetik malzemelerin kullanılmasından kaynaklanabilecek potansiyel reddetme veya uyumsuzluk sorunlarından kaçınmaya yardımcı olur.

Özetle, alloplastik ve otoplastik, cerrahi işlemlerde kullanılan farklı malzemelerle ilgilidir. Alloplastik, sentetik veya yapay malzemelerin kullanımını ifade ederken, otoplastik, hastanın kendi dokularının veya organlarının kullanımını ifade eder.