Ataksi, kas hareketlerinin koordinasyonunun bozulmasıdır. Ataksi olan kişiler dengesiz yürüyebilir, belirsiz konuşabilir veya zorlukla nesnelere dokunabilirler. Bu durum, beyindeki bir bozukluk, genetik bir bozukluk veya alkol ya da ilaçların neden olduğu bir durumdan kaynaklanabilir.
Ataksi, beyinde, özellikle de beyincikte (hareketlerin koordinasyonundan sorumlu olan bölge) meydana gelen bir hasar veya işlev bozukluğu nedeniyle ortaya çıkar. Bu durum ayrıca genetik bozukluklar, alkol kötüye kullanımı, inme, tümör, serebral palsi, multipl skleroz ve bazı ilaçların yan etkileri gibi çeşitli sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir.
Bu durumun tedavisi genellikle altta yatan nedenin tedavisine yöneliktir. Fizik tedavi ve mesleki terapi, hastaların günlük yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı olabilir. Belirli durumlarda, ilaçlar veya cerrahi işlemler de yararlı olabilir.
„Ataraktikler“, genellikle stres ve kaygıyı azaltmak için kullanılan bir ilaç grubunu ifade eder. Bu kelime genellikle „ataraksik ilaçlar“ anlamında kullanılır. Bu ilaçlar, genellikle anksiyete ve uykusuzluk gibi durumların tedavisinde kullanılır çünkü sakinleştirici ve uyuşturucu etkileri vardır. Bu ilaç grubuna örnek olarak benzodiazepinler, barbitüratlar ve bazı antihistaminikler verilebilir. Ancak, bu ilaçların yan etkileri ve bağımlılık yapma potansiyeli vardır, bu yüzden sadece bir doktorun reçete etmesi ve gözetiminde kullanılmalıdırlar.
Atenolol, genellikle yüksek tansiyon (hipertansiyon), göğüs ağrısı (anjina), ve bazı kalp ritim bozukluklarının tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Bu ilaç, beta blokerlar adı verilen bir ilaç grubuna aittir.
Beta blokerlar, kalbin atış hızını yavaşlatır ve kalp kasının kan ve oksijen ihtiyacını azaltır. Bu, kalbin daha az sert bir şekilde çalışmasını sağlar ve kan basıncını düşürür. Bu özellikleri nedeniyle, atenolol, kalp krizi sonrası hayatta kalma şansını artırmak için de kullanılabilir.
Her ilaçta olduğu gibi, atenolol’un da potansiyel yan etkileri bulunmaktadır. Bunlar arasında yorgunluk, baş dönmesi ve soğuk eller veya ayaklar bulunabilir. Ayrıca atenolol, astımı olan kişilerde solunum problemlerini kötüleştirebilir. Bu nedenle, atenolol kullanırken doktorunuzun önerilerini dikkatlice takip etmek önemlidir.
Ateroskleroz, arter duvarlarının kalınlaşarak sertleşmesi ve daralması durumudur. Bu durum, arterlerin içinden geçen kanın miktarını ve hızını azaltır, böylece organlara ve dokulara oksijen ve besin maddeleri taşıyan kanın miktarı azalır.
Ateroskleroz demans, aterosklerozun beyin arterlerini etkilediği ve buna bağlı olarak beyin fonksiyonlarında azalma (demans) olduğu durumdur. Bu durum genellikle yaşlı yetişkinlerde görülür ve belirtileri hafıza kaybı, konsantrasyon güçlüğü, karar verme yeteneğinde azalma ve diğer zihinsel becerilerde düşüş olabilir.
Ateroskleroz demans, genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla yönetilebilir. Bu tedaviler genellikle kan basıncını ve kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmayı, sağlıklı bir diyet uygulamayı, düzenli egzersiz yapmayı ve sigara içmeyi içerir. Bununla birlikte, bu durumun ilerlemesini tamamen durdurmak genellikle mümkün değildir.
Ateşli nöbetler, genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda görülen, yüksek vücut sıcaklığına (ateşe) bağlı olarak ortaya çıkan konvülsiyonlar veya titremelerdir. Ateşli nöbetler genellikle kısa sürer ve genellikle çocuğun genel sağlığı üzerinde uzun vadeli bir etkisi olmaz.
Ateşli nöbetler genellikle virüsler veya bakteriler gibi enfeksiyonlar nedeniyle ortaya çıkar. Ateş, vücudun enfeksiyonla savaşmak için doğal bir yanıttır, ancak bazı çocuklar yüksek ateşlere nöbetlerle yanıt verir.
Ateşli nöbetler genellikle kısa süreli ve kendiliğinden geçer, ancak bir çocukta ilk kez bir nöbet görüldüğünde genellikle tıbbi yardım almak önemlidir. Ateşli nöbetlerin genellikle ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olmasa da, bazen daha ciddi bir durumun belirtisi olabilirler. Çocuğunuzda ateşli bir nöbet görürseniz, tıbbi yardım almanız önemlidir.
Athetosis, genellikle beyindeki bazal ganglionların hasar görmesi sonucu ortaya çıkan bir tür hareket bozukluğudur. Bu durum, vücutta yavaş, kasıtlı ve genellikle kontrol edilemeyen hareketlere yol açar. Athetosis genellikle eller, ayaklar ve parmaklar gibi vücudun belirli bölgelerini etkiler ve hareketleri gerçekleştirmeyi zorlaştırabilir.
Athetosis, serebral palsi, Huntington hastalığı ve Wilson hastalığı gibi bazı durumların belirtisi olabilir. Tedavisi genellikle altta yatan durumu yönetmeye yöneliktir ve fiziksel terapi, ilaçlar ve bazen cerrahi içerebilir.
„Atipik Bulimia Nervoza“, tipik Bulimia Nervosa belirtilerinin bazılarına sahip olmakla birlikte, hastalığın tam tanı kriterlerini karşılamayan bireylerde görülen bir durumu ifade eder. Bu durum, yeme bozuklukları spektrumunda yer alır.
Bulimia Nervosa, bireylerin kontrolsüz bir şekilde aşırı miktarda yemek yedikleri (aşırı yeme atakları) ve daha sonra aldıkları kalorileri telafi etmek için uygunsuz yöntemlere başvurdukları bir yeme bozukluğudur. Bu yöntemler genellikle kusma, laksatiflerin aşırı kullanımı, aşırı egzersiz ve aç kalma şeklinde olur.
Atipik Bulimia Nervosa’da, bu belirtiler genellikle daha az sıklıkta görülür veya belirli bir zaman diliminde daha az sayıda bölüm içerir. Ancak bu durum, kişinin yaşam kalitesini ve genel sağlığını etkileyebilir ve profesyonel tıbbi yardım gerektirebilir. Her tür yeme bozukluğu ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir ve tedavi gerektirir. Bu nedenle, atipik bulimia nervoza veya herhangi bir yeme bozukluğu belirtisi gösteren bir kişi, bir sağlık hizmetleri sağlayıcıya başvurmalıdır.
„Atipik duraklama“ ifadesi genellikle psikolojik veya nörolojik durumlarda kullanılır ve normal olmayan veya beklenmeyen bir duraklama veya gecikme anlamına gelir. Bu, konuşma, hareket, gelişim veya diğer fonksiyonlarda gözlemlenebilir.
Örneğin, atipik duraklama, bir çocuğun konuşma gelişiminde anormal bir duraklama olarak görülebilir. Bu durum genellikle dil terapisi veya diğer tedavilerle yönetilebilir.
Ancak, „atipik duraklama“ ifadesinin belirli bir anlamı, kullanıldığı bağlama bağlıdır. Bu nedenle, daha fazla bilgi olmadan, bu terimin tam anlamı hakkında kesin bir açıklama yapmak zordur.
„Atipik şizofreni“ terimi, belirgin bir kategorisine tam olarak sığmayan şizofreni belirtilerini tanımlamak için kullanılır. DSM-5 (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 5th Edition) ve ICD-10 (International Classification of Diseases, 10th Revision) gibi psikiyatrik tanı manuel kitaplarında resmi bir tanı kategorisi olarak yer almaz.
Bunun yerine, bu terim genellikle bir kişinin belirli bir şizofreni alt türüne (paranoid, dezorganize, katatonik vb.) tam olarak uymadığı durumlarda kullanılır. Bu kişiler genellikle bir dizi şizofreni belirtisi gösterirler, ancak belirtiler çeşitli alt türler arasında dağılmış olabilir.
Bu tür bir durumda, bir kişi genellikle basitçe „şizofreni“ olarak tanımlanır, ancak bazı profesyoneller, bu tür karma veya atipik belirtileri belirtmek için „atipik şizofreni“ terimini kullanabilirler.
Bununla birlikte, bu terim genellikle resmi bir tanı terimi olarak değil, daha çok belirli bir hasta hakkında daha ayrıntılı bilgi vermek için kullanılır.
„Atmosferik kişilik“ terimi, genellikle bir kişinin çevresel veya sosyal faktörlerden büyük ölçüde etkilendiğini ve çevresel atmosfer veya duygusal durumla kolaylıkla değişebileceğini belirtmek için kullanılır. Bu tür bir kişilik tipi genellikle çok duygusal veya empatik olabilir ve çevresindekilerin duygusal durumlarına kolayca uyum sağlar.
Bu terim genellikle psikoloji veya psikiyatri alanında yaygın olarak kullanılmaz ve daha çok popüler veya anekdotik bir ifade olarak kabul edilir. Psikolojik veya psikiyatrik tanılar genellikle DSM-5 (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 5th Edition) veya ICD-10 (International Classification of Diseases, 10th Revision) gibi standart tanı araçlarına dayanır ve „atmosferik kişilik“ bu araçlarda resmi bir tanı olarak yer almaz.
Bu nedenle, „atmosferik kişilik“ terimi genellikle resmi bir psikolojik veya psikiyatrik tanı değil, daha çok bir kişinin duygusal durumlarının çevresel faktörlere karşı hassasiyetini tanımlayan bir ifade olarak kullanılır. Bu, bir kişinin çevresel faktörlere karşı duyarlı olduğunu ve duygusal durumlarının kolayca değişebileceğini belirtir.