Atonik nöbet, beyindeki elektriksel aktivitenin anormal bir şekilde arttığı bir durumdur. Bu nöbetler, bir kişinin kas tonusunda ani bir kayıpla karakterize edilir, bu da genellikle kişinin aniden düşmesine veya başının düşmesine neden olur. Bu nedenle, atonik nöbetler genellikle „düşme nöbetleri“ veya „drop atağı“ olarak da adlandırılır.
Atonik nöbetler genellikle çocuklukta başlar ve genellikle Lennox-Gastaut sendromu gibi belirli bir tür epilepsi ile ilişkilidir. Nöbetler genellikle çok kısa sürer, genellikle 15 saniye veya daha kısa. Ancak, kişi düştüğü için yaralanma riski vardır.
Atonik nöbetlerin tedavisi genellikle antiepileptik ilaçları içerir. Bazı durumlarda, cerrahi veya diğer tedaviler de gerekebilir. Tedavinin amacı, nöbetleri kontrol altına almak ve yaralanma riskini en aza indirmektir.
„Atrezi“ terimi, doğum öncesi gelişim sırasında bir organ veya yapıda bir açıklığın normal olarak gelişmemesi durumunu tanımlar. Bu durum, özellikle organların veya vücut yapısının belirli bir kısmının normal bir açıklığa veya kanala ihtiyaç duyduğu durumlarda, ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
Örneğin, „biliyer atrezi“ karaciğerdeki safra kanallarının gelişmemesi anlamına gelir. Bu, safra akışını engeller ve karaciğer hasarına yol açar. Benzer şekilde, „özofagus atrezisi“ yemek borusunun tam olarak gelişmemesi demektir ve bu durum doğumdan hemen sonra beslenme problemleri yaratır. Bu tür durumlar genellikle cerrahi ile düzeltilir.
„Atrofik felç“ terimi, kasların atrofiye uğraması sonucu oluşan felci ifade eder. Atrofi, bir organın, dokunun veya kasın boyutunda veya hücre sayısında azalma anlamına gelir. Bu durum genellikle kullanılmama, beslenme yetersizliği, sinir hasarı veya yaşlanma sonucu meydana gelir.
Bir kas grubu atrofiye uğradığında, kas kütlesi azalır ve bu durum, kasın gücünde ve hareket yeteneğinde önemli bir azalmaya yol açar. Bu durum felce (hareket yeteneğinin tamamen veya kısmen kaybı) neden olabilir.
Atrofik felç genellikle sinir hasarı veya sinir hastalığı sonucu oluşur. Örneğin, bir sinir kesildiğinde veya hasar gördüğünde, sinirin kontrol ettiği kaslara sinyal gönderme yeteneği azalır veya tamamen durur. Bu durum, zamanla kas atrofisine ve potansiyel olarak felce yol açabilir.
Bu durum, kasları etkileyen nörolojik hastalıklar veya durumlar, örneğin amyotrofik lateral skleroz (ALS) veya spinal kas atrofisi gibi durumlarla da ilişkili olabilir. Bu durumlar genellikle ilerleyici ve yaşamı tehdit eder niteliktedir. Bu tür durumların tedavisi genellikle hastalığın altında yatan nedenine yöneliktir ve genellikle rehabilitasyon, fiziksel terapi ve bazen de cerrahi gerektirir.
Atropin, belirli türdeki sinir reseptörlerini bloke eden bir ilaçtır. Atropin özellikle parasempatik sinir sistemi üzerinde etkilidir, bu sistem vücudun „dinlen ve sindir“ fonksiyonlarını düzenler. Atropin genellikle kalp hızını artırmak, solunumu düzeltmek ve bazı türlerdeki zehirlenmeleri tedavi etmek için kullanılır.
Atropin, göz doktorları tarafından göz bebeğini büyütmek ve göz kaslarını felç etmek için de kullanılır, bu da göz tabanının daha iyi incelenmesini sağlar. Ek olarak, bazı durumlarda, atropin mide kaslarını gevşetmek ve mide-bağırsak sisteminin hareketliliğini azaltmak için kullanılır.
Atropin ayrıca organofosfat ve karbamat zehirlenmelerinde, özellikle tarım ilaçları ve sinir gazlarına maruz kalmadan kaynaklanan zehirlenmelerde bir antikor olarak da kullanılır.
Atropinin yan etkileri arasında ağız kuruluğu, bulanık görme, fotofobi (ışığa karşı aşırı hassasiyet), baş ağrısı ve üriner retansiyon bulunabilir. Bu ilaç, tıbbi gözetim altında ve genellikle sadece bir sağlık profesyoneli tarafından verilir.