Belleğin engellenmesi

Belleğin engellenmesi, bir bilgiyi hatırlama sürecinde yaşanan bir tür kısıtlamadır. Bu durumda, bir kişi belirli bir bilgiye erişmeye çalışırken zihinsel blokajlar veya engellemeler yaşar. Belleğin engellenmesi genellikle geçici bir durumdur ve stres, yorgunluk veya bilgi yüklenmesi gibi faktörlerle tetiklenebilir.

Bu durum genellikle „tip of the tongue“ fenomeni ile ilişkilidir, yani bir kişi bir şeyi hatırlamaya çalışır, ancak o an için bu bilgiye erişemez. Belleğin engellenmesi genellikle bilgiyi tamamen unutma durumu değildir, çünkü genellikle bilgi sonunda hatırlanabilir.

Belleğin engellenmesi, birçok farklı bellek bozukluğunun da belirtisi olabilir, bu yüzden sürekli hale geldiğinde veya günlük yaşamı etkilediğinde bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir.

Bellek aldatmacası

Bellek aldatmacası, bellek hatalarının bir türüdür ve bir kişinin yanlış veya yanıltıcı bir anıyı gerçek bir olay olarak hatırlamasına neden olur. Bu genellikle bir kişi yanlış bilgilerle karşılaştığında, örneğin başka birinden duyduğu bir hikaye veya yanıltıcı bir görsel ipucu nedeniyle olur.

Bir kişi bellek aldatmacası yaşadığında, genellikle düşünce, inanç veya anılarına zarar veren yanıltıcı bilgileri doğru kabul eder. Bellek aldatmacası ayrıca bir kişinin bir olayın ayrıntılarını hatırlama biçimini de etkileyebilir.

Bellek aldatmacası, bir kişinin doğru bilgileri hatırlama yeteneğini etkileyebilir ve bu da karar verme süreçlerini ve diğer bilişsel işlevleri etkileyebilir. Bellek aldatmacası genellikle yargılama hatalarına ve yanlış anıların oluşmasına neden olur.

Bellek aralığı

„Bellek aralığı“, bir kişinin belirli bir zamanda hatırlayabileceği bilgi miktarını tanımlar. Terim genellikle kısa süreli bellek veya işlem belleği içerisinde kullanılır ve genellikle bir kişinin yaklaşık olarak 7 (+/- 2) öğeyi aynı anda hatırlayabileceği anlamına gelir. Bu 7 öğe sayısı, George Miller tarafından 1956’da „Belleğin Büyülü Sayısı Yedi“ adlı ünlü makalesinde belirlenmiştir.

Bu aralık çeşitli stratejiler kullanılarak genişletilebilir, örneğin chunking (parçalama) stratejisi. Chunking, bilgiyi daha anlamlı ve daha büyük birimlere, yani „chunks“ (parçalar) halinde gruplandırma sürecidir. Örneğin, bir telefon numarasını hatırlarken, insanlar genellikle sayıları daha büyük gruplar halinde hatırlarlar. Bu sayede, hatırlanması gereken öğe sayısını azaltır ve dolayısıyla bellek aralığını genişletirler.

Bellek bozuklukları

„Bellek bozuklukları“, belleğin normal işlevinin bozulduğu durumları ifade eder. Bellek bozuklukları genellikle geçici ya da sürekli olabilir ve bir kişinin kısa süreli belleği, uzun süreli belleği veya her ikisini birden etkileyebilir.

Bellek bozuklukları, travma, yaşlanma, psikiyatrik hastalıklar, nörolojik hastalıklar, belirli ilaçların kullanımı, alkol veya uyuşturucu kötüye kullanımı, vitamin eksiklikleri ve diğer tıbbi durumlar gibi çeşitli nedenlerle oluşabilir.

Bellek bozukluklarının örnekleri arasında Alzheimer hastalığı, demans, amnezi, Korsakoff sendromu ve demans bulunur. Bu bozukluklar, kişinin günlük yaşamını ciddi derecede etkileyebilir ve belirli durumlarda tedavi veya yönetim stratejileri gerektirebilir. Bellek bozuklukları genellikle bir nörolog, geriatri uzmanı, psikiyatrist veya diğer sağlık profesyonelleri tarafından teşhis ve tedavi edilir.

Bellek izleme

„Bellek izleme“, bireylerin belirli bir hafıza izini veya hatırlama sürecini takip etme yeteneklerini ifade eder. Bu, genellikle hatırlanan bilgilerin kaynağını belirlemek için kullanılır. Örneğin, bir kişi belirli bir bilgi parçasını nerede ve ne zaman öğrendiğini belirlemeye çalışabilir.

Bellek izlemenin bir başka örneği, bir kişinin belirli bir olayı hatırladığından veya onu hayal ettiğinden emin olmaya çalışmasıdır. Bellek izleme, kişinin doğru hatırlama ve bellek bozulmalarını önlemek için kullanılan önemli bir süreçtir.

Bellek izleme süreci bazen hatalı olabilir ve bu da bellek yanılsamalarına yol açabilir. Örneğin, bir kişi bir bilgi parçasını yanlış bir kaynakla ilişkilendirebilir veya bir olayı yaşamış olmasına rağmen onu hayal etmiş olduğuna inanabilir. Bu tür hatalar, çeşitli faktörlerin etkisi altında olabilir, örneğin kişinin dikkat seviyesi, bilginin karmaşıklığı ve geçen zaman.

Bellek performansını artırma stratejisi

„Bellek performansını artırma stratejisi“, belleğin verimliliğini ve hatırlama yeteneğini iyileştirmek için kullanılan yöntemler ve teknikleri ifade eder. Bu stratejiler, bellek performansını artırmak ve bilgilerin daha etkili bir şekilde öğrenilmesini ve hatırlanmasını sağlamak amacıyla kullanılır.

Bellek performansını artırma stratejileri arasında şunlar bulunur:

1. Tekrarlama: Bilgilerin hatırlanmasını iyileştirmek için en basit ve en yaygın kullanılan strateji, bilgilerin tekrar tekrar okunması veya yazılmasıdır.

2. Chunking: Bu strateji, büyük miktarda bilgiyi daha küçük, daha yönetilebilir gruplara veya „chunklara“ bölmeyi içerir.

3. Mnemonikler: Bu stratejiler, bilgileri daha anlamlı ve hatırlanması daha kolay bir formatta örgütlemek için kullanılır. Örneğin, bir akrostiş oluşturmak veya bir hikaye oluşturmak.

4. Elaborative encoding: Bu strateji, bilgileri derinlemesine işlemeyi ve onları mevcut bilgilerle ilişkilendirmeyi içerir. Bu, bilgileri daha anlamlı ve bu nedenle daha hatırlanabilir kılar.

5. Dağıtılmış pratik: Bu strateji, öğrenme oturumlarının zaman içinde dağıtılmasını içerir, böylece bellek performansı artar.

6. Test etme etkisi: Kendi bilgimizi test etmek, hatırlama yeteneğimizi geliştirir.

7. Görsel-işitsel teknikler: Bilgileri resimler, diyagramlar, renkler veya müzik gibi görsel veya işitsel unsurlarla ilişkilendirmek.

Bu stratejiler, farklı öğrenme stillerine ve çeşitli öğrenme görevlerine uygun olarak kişiselleştirilebilir. Herkesin öğrenme ve hatırlama şekli biraz farklı olduğu için en etkili bellek stratejileri kişiden kişiye değişebilir.

Ben – anakorezi

„Ben – anakorezi“ ifadesi genellikle psikoloji ve psikiyatri literatüründe yer alır ve genellikle kişinin kendi benlik algısıyla ilgili bir çatışmayı ifade eder. Ancak, bu terimin spesifik bir tanımı veya yaygın bir kullanımı olmayabilir. Bu ifade belirli bir bağlamda kullanıldığında, genellikle kişinin kendi benlik algısı ve gerçekliği arasındaki bir uyuşmazlık veya çatışma anlamına gelir. Genellikle bu durum, öz-imge sorunları ve benlik saygısı problemleriyle ilgilidir.

Örneğin, bir kişi vücut imajı bozukluklarından muzdarip olabilir ve bu da „ben – anakorezi“ durumunu oluşturabilir. Bu durumda, kişi kendi bedenini olduğundan daha farklı algılayabilir ve bu yanıltıcı algı, öz-imge ve benlik saygısı sorunlarına yol açabilir.

Lütfen not edin ki, bu terim genellikle belirgin bir tanımı olmayan ve belirli bir bağlamda farklı anlamlara gelebilecek psikolojik terminolojiye özgüdür. Bu nedenle, daha spesifik bir anlam belirlemek için daha fazla bağlam gerekmektedir.

Unutmayın ki sağlıkla ilgili her konuda profesyonel bir sağlık hizmetleri sağlayıcısının rehberliği en iyisidir. Eğer bu terim bir tıbbi veya psikolojik durumun açıklaması olarak verilmişse, bu durumu bir sağlık profesyoneliyle tartışmak en iyisidir.

Ben – bağlantısı

„Ben – bağlantısı“ terimi, genellikle kişinin kendisi ve çevresiyle olan ilişkisi veya bağlantısı üzerine odaklanan psikoloji ve psikiyatri alanlarında kullanılır. Bu terim, kişinin kendi kimlik algısı ve dış dünya arasındaki ilişkiyi ifade eder.

Bağlantı, genellikle kişinin kendisi ve diğer insanlar, olaylar, fikirler veya nesneler arasında kurduğu ilişki veya bağ olarak tanımlanır. Bu bağlantı, kişinin kendine yönelik algıları, başkalarına yönelik algıları ve genel olarak dünya hakkındaki algıları üzerinde büyük bir etkisi olabilir.

Bu ifade genellikle, kişinin kendi „ben“ algısının ve bu algının çevresiyle nasıl etkileşime girdiğinin bir göstergesi olarak kullanılır. Bu, kişinin kendi kimliğinin, değerlerinin, inançlarının ve deneyimlerinin bir yansıması olabilir.

Lütfen not edin ki bu terim genellikle belirgin bir tanımı olmayan ve belirli bir bağlamda farklı anlamlara gelebilecek psikolojik terminolojiye özgüdür. Bu nedenle, daha spesifik bir anlam belirlemek için daha fazla bağlam gerekmektedir.

Unutmayın ki sağlıkla ilgili her konuda profesyonel bir sağlık hizmetleri sağlayıcısının rehberliği en iyisidir. Eğer bu terim bir tıbbi veya psikolojik durumun açıklaması olarak verilmişse, bu durumu bir sağlık profesyoneliyle tartışmak en iyisidir.

Ben – benlik yaşantısı bozuklukları

„Ben – benlik yaşantısı bozuklukları“ terimi, genellikle bir kişinin kendi „ben“ algısında yaşanan anormallikleri veya bozuklukları tanımlamak için kullanılır. Benlik, bir kişinin kendi hakkındaki algılarını, duygularını ve düşüncelerini içerir ve genellikle kişinin kimlik duygusunun bir parçasıdır.

Bu tür bozukluklar genellikle kişilik bozuklukları, ruh sağlığı bozuklukları, veya nörolojik bozukluklar gibi çeşitli durumlarla ilişkilidir ve genellikle kişinin kendisi hakkındaki algılarındaki bozulmalar, kişilik özelliklerindeki değişiklikler, veya kişinin kendini ve çevresini algılama biçimindeki anormallikler şeklinde ortaya çıkarlar.

Benlik yaşantısı bozuklukları, özellikle şizofreni veya depersonalizasyon bozukluğu gibi durumlarla ilişkilendirilebilir. Bu tür bozukluklar genellikle profesyonel tıbbi veya psikoterapötik yardım gerektirir.

Not: Sağlıkla ilgili her türlü sorunda profesyonel bir sağlık hizmetleri sağlayıcısının rehberliği en iyisidir. Eğer bu terim bir tıbbi veya psikolojik durumun açıklaması olarak verilmişse, bu durumu bir sağlık profesyoneliyle tartışmak önemlidir.

Ben – bilinci

„Ben – bilinci“ kavramı, bir bireyin kendi öz farkındalığına ve kendisi hakkında bilgi sahibi olma durumuna işaret eder. Ben bilinci, bireyin kim olduğunu anlama ve bunu başkalarıyla ilişkilendirebilme yeteneği anlamına gelir.

Bu, kişinin kendi düşüncelerini, duygularını, hislerini ve fiziksel durumlarını anlama yeteneği ile de ilişkilidir. Kendi iç deneyimlerine, kendine ait olduğunu bilme ve anlama yeteneği de bu kavrama dahildir. Ben bilinci, kişinin kendisini ayrı bir varlık olarak algılayabilmesi ve diğer bireylerden veya çevresinden farklı olduğunu anlayabilmesi ile de bağlantılıdır.

Ben bilinci, kişilik gelişiminde önemli bir rol oynar ve genellikle çocukluk döneminde başlar. Psikoloji ve nörobilimde birçok araştırma konusu olan bu kavram, öz-farkındalığın ve kişinin kendi kendine yönelik düşünme yeteneğinin temelini oluşturur. Ben bilincinin bozulması, çeşitli ruh sağlığı sorunlarına ve kişilik bozukluklarına işaret edebilir.