Hospitalizm – Çocuklarda

Hospitalizm, çocuklarda, özellikle erken çocukluk döneminde, aileleri ve yakın bakım verenlerden ayrı kaldıklarında veya sürekli kurumsal bakım altında olduklarında gözlemlenen bir dizi duygusal ve davranışsal problemdir. Bu terim, ilk olarak 20. yüzyılın ortalarında çocuk psikiyatristleri ve araştırmacılar tarafından kullanılmıştır ve çocukların gelişimsel ihtiyaçlarının ihmal edildiği durumları ifade etmektedir.

Çocuklarda hospitalizmin etkileri ve belirtileri şunları içerebilir:

1. Duygusal İstikrarsızlık: Çocuklar aşırı hüzün, anksiyete veya duygusal tepkisizlik gösterebilirler.

2. Sosyal Geri Çekilme: Çocuklar sosyal etkileşimden kaçınabilir ve diğer insanlara karşı ilgisizlik gösterebilirler.

3. Gelişimsel Gecikmeler: Konuşma, motor beceriler ve bilişsel fonksiyonlar gibi alanlarda gecikmeler yaşayabilirler.

4. Bağlanma Sorunları: Güvenli bağlanma ilişkileri geliştirmekte zorluk çekebilir ve ileride ilişkilerde güvensiz bağlanma stilleri gösterebilirler.

5. Kendine Güvensizlik: Düşük özsaygı ve kendine olan güvende eksiklikler yaşayabilirler.

Hospitalizm, René Spitz ve John Bowlby gibi araştırmacılar tarafından özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında, yetimhanelerde ve hastanelerde kalan çocuklar üzerinde yapılan gözlemler sonucunda tanımlanmıştır. Spitz, bu durumu „anaklitik depresyon“ olarak adlandırmıştır. Bowlby ise bağlanma teorisiyle çocukların sağlıklı gelişimi için güvenli bağlanmanın önemine vurgu yapmıştır.

Hospitalizmin önlenmesi veya azaltılması için, çocukların sürekli ve tutarlı bakım alması, aileleriyle düzenli etkileşim içinde olmaları ve gelişimlerini destekleyecek uyaranlara erişimleri sağlanmalıdır. Kurumlar, çocukların duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenmelidir. Çocuklar için olabildiğince normal ve destekleyici bir çevre yaratılmalıdır, böylece hospitalizmin olumsuz etkilerinden korunabilirler.